61
şubat
2013
Dilek Yaraş
Henüzmedya
Ermeni”
cinayetleriyle hareket-
lenmemişti ama bazı
gazeteciler, bu tür olay-
larda depreşen alışkan-
lıklarıyla twitter hesap-
larından İngilizce yayın
yapmaya başlamışlardı
bile. Bu yayınların he-
men ardından da olay
henüz tamolarak aydın-
lığa kavuşturulmamış,
yani kimse gerçekte ne
olup bittiğini anlayama-
mışken, Samatya’daki
Ermenilere ırkçı saldırı-
lar yapıldığı Uluslararası
Af Örgütü’nün kayıtları-
na geçmişti bile.
***
Ayrıcaolaylar
netlik
kazanmadan, Ermeni
toplumuna yönelik bi-
linçli ve kasıtlı yapılmış
olaylar olarak anlatıl-
ması da toplumumuzu
olumsuz yönde etkile-
meye devametmekte-
dir. Unutulmamalıdır
ki bu olaylarda kanuni
süreç hâlâ devamet-
mektedir. Bundan dolayı
tümkesimlerin gerekli
hassasiyeti göstermesi
de ayrıca önemlidir.
(
Surp Kevork Ermeni
Kilisesi)
>> Aralık ayının sonlarıydı,
ana haber bültenini izlemek
için açtığım televizyonda “yaşlı
bir Ermeni kadının öldürüldü-
ğü” haberindeki “Ermeni” vur-
gusuyla irkildim birden. Etnik
kökene vurgu yapan yayınların,
üzerimizde dolaşan kara bu-
lutların habercisi olduğunu
bilirim ne de olsa. O vurgudan
sonra algımda seçicilik oluştu
ve gerek medyadaki, gerekse
sosyal paylaşım ağlarındaki
Ermenilerle ilgili haberlere
dikkat kesilmeye başladım.
Henüz medya “Ermeni”
cinayetleriyle hareketlenme-
mişti ama bazı gazeteciler, bu
tür olaylarda depreşen alışkan-
lıklarıyla twitter hesaplarından
İngilizce yayın yapmaya baş-
lamışlardı bile. Bu yayınların
hemen ardından da olay henüz
tam olarak aydınlığa kavuştu-
rulmamış, yani kimse gerçekte
ne olup bittiğini anlayamamış-
ken, Samatya’daki Ermenilere
ırkçı saldırılar yapıldığı Ulusla-
rarası Af Örgütü’nün kayıtları-
na geçmişti bile.
Doğrusu, oldukça ilginç
bir alışkanlık bu. O şahıslarla
karşılaşırsam birgün, sadece
Kürtlerle ya da azınlıklarla il-
gili haberleri (anında) İngiliz-
ceye çevirip paylaşmalarındaki
bu telaşın sebebini soracağım.
Telaş” diyorum, çünkü söz
konusu haberleri buldukları
an, kaynağın zayıf olduğu belli
olsa bile, hiç araştırıp soruş-
turmadan yedi düvele ilan
ediyorlar.
Hatta bunlardan birisi,
aylar önce ilginç bir iş kazası
yapmıştı. Eline geçen, kaynağı
belirsiz bir duyumu (dedikodu
da diyebiliriz) İngilizce olarak
servis etmeye başlamış ve bu
eylemini saatler boyu sürdür-
müştü. O yazdıklarını oku-
yanlar,Türkiye’nin doğusunda
Kürtlere kimyasal silahla saldı-
rıldığına inanacaktı. Bu “acar”
gazeteci, ancak saatler geçtik-
ten sonra, akşama doğru “Yok-
muş öyle bir durum, iş kazası
oldu. Özür dilerim!” diyerek
sıyrıldı işin içinden. Daha ilk
andan “geliyorum” diye feryat
figan eden bu iş kazasının
sebebi, en hafif deyimiyle
taammüden ihmal” idi. Eğer
yalan yanlış haberin şehvetine
kapılmadan önce gazetecilik
sorumluluğunu hatırlasa ve
beş dakikalık bir araştırmayı
göze alsaydı, bölgede yaşayan-
ların “Söylentilere inanmayın,
burada her şey yolunda…”
şeklindeki dezenformasyonu
engelleme çabalarını görecekti.
Samatya’da “herkes”
GÜVERCİN
TEDİRGİNLİĞİNDE
S
AMATYA’DAKİ
olaylarınsebebi her ne
olursaolsun, tartışmagötürmez gerçek şu
ki, birtakımpsikopat caniler, güzel veyalnız
ülkeminetliye sütlüyekarışmayanyaşlı ve
yalnız “Ermeni kökenli” “teyze”lerinedadan-
dı sonzamanlarda. AradaTürkvs. kökenli
teyzeler debenzer saldırılarınkurbanı oldugerçi. Ama
onlar, Ermeni teyzelereyapılansaldırılarınpeşpeşegelme-
si vekamuoyundaoluşan “Ermenilere saldırılıyor!” algısı
nedeniylearadakaynadılar.