57
şubat
2013
Ser-seri,
baş-dizi”anlamınagelmiyorelbette.Yani “başını
dizidenkaldırmayan”demekdeğil (!), “başı kaymış”anlamına
geliyor. Sermaye ise-biliyorsunuz, bulmacalardadaçıkar-
anamal, başmal”demek. Serkeş, başı çeken; serdar, başko-
mutan; serzeniş ise“başavurma, başakakma”demek.
K
ÜRT
meselesi”
ya da
PKK sorunu” diye ad-
landırılan “sorunsal”ın
çözümü için sosyolojik,
kültürel, antropolojik,
psikolojik, ekonomik,
siyasal tüm veriler tartı-
şıldı, tartışılıyor.
Ama madem iş
çözülmüyor, bir de
aritmetik ve geomet-
rik” açıdan meseleye
yaklaşmak gerekir diye
düşünüyorum.
Bulduğum formül
şu: “Çarpışan” taraf-
ların silah bırakması
gerekmektedir. Aksi
halde ülkenin bir “bö-
lünmeye” doğru hızla
ilerlemesi muhtemeldir.
Dolayısıyla Kürt soru-
nunun trigonometrik
açılımının elzem oldu-
ğunu düşündüğümüz
için “toplanmaya”
ihtiyaç var. Bu toplan-
tıya her kesimden bir
çıkarma” yapılmalıdır.
Zora geldiğimizde “üç-
genin” iç açılarının top-
lamı kadar bir dereceyle
kendi etrafımızda dö-
nüp duruyoruz. Hatta
fasit bir “daire” etrafın-
da dolanıp duruyoruz.
Örgüte destek veren ya
da Kürt sorununu an-
layamayan bazılarının
çapı” o kadar küçük
ki “yuvarlak” laflar
söylemeyi marifet ad-
dediyor. “Yamuk” bakış
açısından dolayı makul
düşünce ve önerilerin
sürekli olarak “silindir”
gibi ezilmesinin farkın-
da bile olamıyoruz.
B
İR
sözcük nereden
gelmiş, nereye git-
miş, nerede dur-
muş bir bakalım.
Birkaç tanesini sı-
ralayalım:
1.
Kösele, meşin,
camız, kovboy sözcükleri arasındaki bağ-
lantı:
Farsçada “gav”, inek; “sale” ise yıl
demek. “Gav-sale” ise bir yaşındaki ineğe
deniyor. Yani bildiğimiz dana. Gavsale
dönüşe dönüşe “kösele”, yani “dana de-
risi” haline geliyor.
Farsça “koyun”, “meş” demek. Meşin
ise koyun derisi. Hani şu yıllardır bildiği-
miz “top”a “meşin yuvarlak” diyoruz ya,
işte omeşin.
Gav, inek demekti. Meş ya da miş,
koyun derisi demekti. Bu iki sözcük bir-
leşiyor ve “gavmiş” oluyor. Yani “çamur
ineği”. Araplar bunu okurken “camis”
diye okuyor. Türkçeye ise “camız” olarak
giriyor. Bu arada İngilizce’de inek anla-
mına gelen “cow” sözcüğü, Farsçadaki
gav”dan geliyor. Dolayısıyla “cow-boy”
-
yani kovboy-, “sığır güdücüsü” anlamı-
na geliyor.
2.
Misafir, sefer, sofra, safari de birbiriyle
ilintili sözcükler:
Arapçada “sfr” kökü, yol-
culuk yapma anlamında. Sefer, yolcu-
luk demek. Misafir (Arapçada müsafir),
yolculuk eden demek. Sofra, “süfret”ten
geliyor ki “yolculuk ederken yenilen
yemek” manasında. Sonra “t” düşüyor.
Teee nerelere geliyor bakın! Süfre oluyor
sofra. Safari de zaten sefere çıkmak de-
mek. İngilizler mi Farsçadan almış, Fars-
lar mı İngilizceden almış, bilmiyorum.
İnceleyip bir dahaki “sefere” yazarım.
3.
Serseri, sarhoş, sermaye, serkeş, ser-
zeniş, sersem de direkt aynı kökten gelen
sözcükler:
Ser, Farsçada “baş” demek.
Sam ise “hastalık” demek. Sersem, böy-
lece “hastalıklı kafa” oluyor. Serhoş -yani
sarhoş-, kafası hoş olan. (Hoş, yaptıkları
ve söyledikleri çoğunlukla hoş olmuyor
ama neyse.)
Ser-seri ise “baş-dizi” anlamına gelmi-
yor elbette. Yani “başını diziden kaldır-
mayan” demek değil (!), “başı kaymış”
anlamına geliyor. Sermaye ise -biliyor-
sunuz, bulmacalarda da çıkar- “anamal,
başmal” demek. Serkeş, başı çeken; ser-
dar, baş komutan; serzeniş ise “başa vur-
ma, başa kakma” demek.
Bu adam sarhoş mu kardeşim, lafı
amma uzattı!” şeklinde serzenişte bu-
lunmamanız için burada kesiyorum.
Sözcüklerin
gelmişi geçmişi
Örgütedestek
veren ya da Kürt
sorununu anlayamayan bazılarının
çapı” o kadar küçük ki “yuvarlak”
laflar söylemeyi marifet addediyor.
Yamuk” bakış açısından dolayı makul
düşünce ve önerilerin sürekli olarak
silindir” gibi ezilmesinin farkında bile
olamıyoruz.
PKKMESELESİNE
MATEMATİKSEL
FORMÜL