53
şubat
2013
Siyaset
haber
ajanda
Doç. Dr. Serhat Atabey
Başbakan’ın Balyoz Davası hükümlüsü
emekli Orgeneral Ergin Saygun’u ziyareti de
farklı kesimler tarafından farklı yorumlama-
lara sebep oldu. Destek çıkanlara bakıldığın-
da, daha çok ziyaretin “insanî” yönüne vurgu
yapılıyor ve Saygun ile Başbakan’ın daha önce
yaptığı teşrik-î mesaiye dikkat çekiliyor.
Kanaatime göre ziyaretin insanî yönünün
yanında, PKK meselesinin halli için yapılan
kapsamlı çalışmanın içerisinde İmralı ile gö-
rüşmelerin yapılıyor olmasının toplum nez-
dinde oluşturacağı rahatsızlığı telafi etmeye
yönelik bir girişim özelliği de bulunmaktadır.
Yani ülkede barışı tesis etmek adına terör
örgütünün lideri ile bile görüşülürken, han-
gi suçtan hüküm giyerse giysin, Türk Silahlı
Kuvvetleri mensuplarına yönelik bazı jestler
de gerekebilir.
Başbakan’ın ziyaretini henüz anlamlandı-
ramamış olanlar da mevcut. Onlar da neler
olup bittiğini anlayabilmek için yeni verilerin
oluşmasını bekliyorlar. Neyse, bizim yazının
konusu daha çok bu ziyarete dair yapılan
olumsuz değerlendirmeler olacak.
Bu ziyareti eleştirenler ikiye ayrılıyor. İlk
grup muhalefet partileri ya da onları des-
tekleyenlerdir. Bunların eleştirilerini normal
görmek gerekir. Muhalefet görevini üstlen-
dikleri için Erdoğan ne yaparsa yapsın, zaten
eleştireceklerdir. Takdir etmeleri, destek çık-
maları sürpriz olur. Bu açıdan muhalefetin
yaptığı eleştiriler itibardan sakıttır.
Eleştirenlerin ikinci grubunda ise başta
AK Parti’ye destek veren, ancak Başbakan’ın
son zamanlardaki tavırlarından, adımların-
dan ve söylemlerinden endişe duymaya baş-
layan bir kesim yer almaktadır. Bu kesime
biz “eski müttefikler” diyelim. Başbakan’ın
son zamanlarda uzun tutukluluk sürelerini
eleştirmesi, bir ara “böcek” ile dinlendiğini
dillendirmesi, İlker Başbuğ’un tutuklu yar-
gılanmasını eleştirmesi ve arkasından baş-
layan “yeni yargı paketi” çalışmaları, “eski
müttefikler”e karşı yapılmış bir hamle olarak
görülmektedir.
Başbakan ile muhalefet partileri ve onların
yandaşları arasında geçen mücadele açıktan,
eski müttefikler” arasındaki ise daha de-
rinden devam ediyor. İkinci grup ile ortaya
çıkan derin çatışmaya da bir milat vermek
gerekirse, tam bir yıl öncesini, 2012 yılının
Şubat ayı başlarında Hakan Fidan’ın ifade-
ye çağrılmasını söyleyebiliriz. Bir yıldır “fitne
çıkmasın” gerekçesiyle çok açıkça dillendi-
rilmeyen bu derin çatışmanın, önümüzdeki
günlerde su yüzüne çıkma ihtimali yüksek.
Taraflar kartlarını daha açık oynamaya baş-
layınca, olayın seyrinin nasıl gideceğini şim-
diden kestirmek zor.
Eski müttefikler” içerisinde sayabilir mi-
yiz, emin değilim ama Önder Aytaç’ın ya-
zılarını okuyorsanız, olayın vahametini daha
iyi kavrayabilirsiniz. Aytaç’ın, Başbakan’ın
Ergin Saygun ziyaretiyle ilgili olarak yazdığı
makalesinde, gelinen noktayı özetlediği Eba
Müslim Horasani’den yaptığı bir alıntı var
(
Rotahaber, 10.02.2013): “Merhamet etme-
yene merhamet edilmez. Onlar, zarar vermeye-
ceklerinden emin oldukları için dostlarını ken-
dilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak
ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştır-
dılar. Yakınlaştırılan düşmanlar asla dost olma-
dı. Ama uzaklaştırılan dostlar da düşman oldu.
Herkes düşman safında birleşince de yıkılmaları
mukadder oldu.”
Yalnız bu, bir tarafın bakışı. Diğer taraftan
Başbakan da muhtemelen bu tür adımlarla
bazı yanlışlıkları düzelteceğini, bu sayede
daha farklı kesimlerin onayını alabileceğini
hesap ediyordur. Haklıyı, haksızı takdir etme
hakkını okuyucuya bırakıyoruz da asıl beni
dehşete düşüren Önder Aytaç’ın 13.01.2013
tarihinde Rotahaber’deki yazısının son mad-
desi: “Son olarak, Allah göstermesin ya, yarın
CHP ve MHP ile ilgili kasetlerin benzerleri
BAŞKALARI için de ortalığa saçılacak olursa
ne olacak? Sanıyorum yeni muhafazakâr soslu,
eski(meyen) derin devlet, bu sıralarda bunlarla
uğraşıyor…”
Bütün bunlar, taraflar arasında derin ay-
rışma, açıktan bir çatışmaya döndüğünde,
siyasetin en kirli silahı olan şantaj kasetle-
rinin gündeme gelebileceği ihtimalini do-
ğurmaktadır. Bizim endişemiz ise, ülkemiz
adına elde ettiğimiz kazanımların, tarafların
dünyevi hırsları ve güç gösterileri yüzünden
heba olmasıdır.
B
AŞBAKAN
beklenmedik hamle yapmasını seviyor. Bu,
onun proaktif liderlik özelliğinden kaynaklanıyor. Yani
meydana gelen olaylara tepki vermek yerine, gündemi
kendisi belirliyor. Diğerleri de belirlenen gündemi tartı-
şırken, Başbakan kendi stratejilerini daha rahat uygula-
yabiliyor. Bu bir liderlik becerisidir.
Başbakan Erdoğan’ın Ergin
Saygun ziyareti