52
şubat
2013
Demirel ile Erdal İnönü ko-
alisyonu perişan etti” dedi.
Şimdi durumu görünce benim
içim kan ağlıyor” dedi. “Keşke
1983’
te geldiğimde ekonomi
değil de siyaseti düzeltseydim,
sistemi düzeltseydim; bundan
sonra gelenler hep artılarla
gelirdi” dedi. “Çünkü bizim
biriktirdiğimizi bu koalisyonlar
yiyip bitiriyorlar” dedi. “Buna
Paydos!’ dememiz lazım. Şimdi
Balkanlar’a gidiyorum, sonra
da Kafkaslar’a gideceğim. Dö-
nüşte bir parti kuracağım” dedi.
Cebinden bir kağıt çıkarttı ve
Bak! Buraya, kurucular arasına
Burhan Kuzu’ yazdım. Sakın
yok deme!” dedi. Kağıdı cebine
koydu. Yanımızdakilere döndü
ve “Hoca’yı takip edin!” dedi.
Hazırlığını yap” dedi bana
da. Ben de hazırlığımı yaptım.
Hâlâ bir anı olarak durur.
Ölümü hakkında vermiş
olduğunuz demeçler hak-
kında da biraz konuşabilir
miyiz?
Balkanlar’a gitti, Kafkaslar’a
gitti, geldi, vefat etti.Tabiî
benim vefatından önce gör-
düğümde gayet sağlamdı, sıh-
hatliydi. Dolayısıyla bu ölüm
konusunda çok net bir bilgi
yok. Ama eldeki veriler işin çok
da normal gittiğini göstermiyor.
Vefat ettiği günün bir önceki
akşamında Köşk’e bayan bir
doktor geliyor. Bu doktor Sem-
ra Hanım için geliyor, onunla
ilgileniyor.Tansiyonu yükselmiş
galiba. 10-15 dakika kadar yan-
larında bulunuyor, sonra tekrar
çalışma odasına dönüyor. Rah-
metli televizyonda oyun (atari)
oynamayı severdi. Saat 02.00’de
başlamış, 04.00’e kadar filan
oynamış. Saat 03.00 gibi bir
görevli bir bardak kola getirmiş.
Sabahında o kolayı verenlerden
biri –söylenenlere göre- iadesi
mümkün olmayan ülkelerden
birine gitti. Bu durumun araştı-
rılması gerekir.
SEDYEDE İNLETİLEN CUM-
HURBAŞKANI
Tabiî bundan mı oldu? Ben
bilemem... Ama ertesi gün
bakıyorsun, hastaneye götürü-
lürken önce GATA deniyor,
sonra güya bir telefon açılıyor,
bu sefer de Hacettepe’ye gö-
türüyorlar. Bu durumun hiçbir
manası yok. GATA çok daha
uygun ve oraya talimat verilmiş
ki hazırlık yapıyorlar.Tabiî
dönüp Hacettepe’nin Çocuk
Bölümü’ne götürüyorlar. Çocuk
bölümüne neden götürüyorsu-
nuz? Bu soruya “Yanlışlıkla…”
diye cevap verdiler. Nasıl yan-
lışlık?! Oraya bir hastasını gö-
türen görgü şahitlerinden biri
anlattı ki koridordaki sedyede
uzun süre inleyip durmuş ama
bir türlü içeri almamışlar. Kan
alıyor hemşire, giderken bu kan
düşüyor ve ortadan kayboluyor.
Tabiî cesedi çıkarıldı. Ceset-
teki zehir oranları normal bir
adamdakiyle aynı diyorlar ama
20
yıllık süreçte asıl oranlar ko-
runur mu, korunmaz mı, onun
teknik bilgisine sahip değilim.
Ölüm sebebi bilinemedi. Bu,
başlıca bir muamma. Bunun
üzerine gitmek lazım.
Kaldı ki daha önce de kendi-
sini öldürmeye teşebbüs edildi.
1988’
deki kongrede. Sıkılan
kurşun mikrofonun ayak bölü-
müne değdi. Birisi başparma-
ğına isabet etti. Saldırı anında,
daha silah patlamadan birisinin
kendisini yere attığı ifade edili-
yor. Bunların hepsinin masaya
yatırılması lazım. O silahı sıkan
Kartal Demirağ için öğretmen
deniyor. “Neden vurdun?” diye
sorulunca “Af çıkartmadığı için”
diyor. Peki, bu adamın cezası
neydi? 6 ay açık cezaevinde
volta atmak... Bundan dolayı
neden vuracaksın ki? Hadi
diyelim müebbet filan bir şeyin
vardı da kaçıp vurdun…Bunda
başka şeyler var.
SayınHocam, bu kıymetli
söyleşi içinHaber Ajanda
Ailesi adına çok teşekkür
ederim.
Ben teşekkür ederim. On
yıllık iyi bir kazanım elde
edildi. Bunların zayi edilme-
mesi lazım. Özal’ın içini yakan
şeylerle biz de yanmayalım. Bu
yüzden bu modelin dikkatle in-
celenmesi lazım ki önümüzde
iki seçenek var: Ya başkanlık, ya
pişmanlık!
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
ÖZELLİKLE 1970’Lİ
YILLARDA, DAHA
DENGELİ VE DENE-
TİMLİ BİR MODEL
OLDUĞU İÇİN BAŞ-
KANLIK SİSTEMİ SA-
VUNULDU. TURGUT
ÖZAL ÖZELLİKLE
BUNU DÜŞÜNÜYOR-
DU FAKAT ÖZEL-
LİKLE SÜLEYMAN
DEMİREL VE TANSU
ÇİLLER, MUHALEFET-
TE OLDUKLARI DÖ-
NEMDE BUNU DİL-
LENDİRDİLER. YANİ
İKTİDARDA DEĞİL-
LERDİ. DOLAYISIYLA
ŞU ANLAŞILIYOR Kİ,
BAŞKANLIK SİSTEMİ,
MUHALEFETİ DE
RAHATLATACAKTIR.
BAŞBAKAN ERDO-
ĞAN VE AK PARTİ İSE
İKTİDARDA OLMASI-
NA RAĞMEN BUNU
SAVUNUYOR. BİR
NOKTADA YETKİLE-
RİNDEN FEDAKÂRLIK
YAPIYOR.