49
şubat
2013
Meclis’e girer ve en az dört
partili koalisyon oluşturulur.
Yine döndük koalisyona…
Öyle…Ama bu nokta-
da Anayasamız şöyle diyor:
Seçimde adalet, yönetimde
istikrar...”
İlkeli bir düşünce bu. Ada-
let ve istikrar yan yana…
İyi de, bunun hiçbir getirisi
olmamış ki bu memlekete.
Aslında bu ne demektir, bili-
yor musunuz? “Ne onsun, ne
önsün. Sürünsün...”Yani par-
lamenter sistem, bir noktada
ülkeyi süründürme aracı halini
alıyor.
Şöyle de bir örnek vere-
biliriz: Fransa 1962’de, 1958
Anayasası’nda bir değişiklik
yaparak yarı başkanlık sistemi-
ne geçti. Çünkü 11 tane yazılı
anayasa eskitmiş Fransa ve 70
yılda 104 tane hükümet kurul-
muş. Haliyle bu durumdan bu-
nalmışlar. Parlamenter sistem,
İngiliz menşeli ve iflah olmaz
riskler taşıyan bir sistemdir.
KOKUŞMUŞ İNGİLİZ
MODELİ”
Parlamenter sistemi İngi-
lizlere dayandırırken, bu
sistemi siz “ahmakça” şek-
linde değerlendiriyorsunuz.
Tabiî…Kokuşmuş İngiliz
modeli…
Peki,Türkiye’nin kuru-
luşunda neden bu sistem
tercih edildi?
O yıllarda çok yaygındı
bu. Bir defa bu model, Kıta
Avrupa’sında çok yaygın bir
model o dönemde. O dönem
Fransa’sında da bu vardı. Biz
de doğrudan onlardan almışız.
Kaldı ki Jön Türkler, İngiltere
ve Fransa’ya gittikleri için bu
sistem tercih edilmiştir. Zaten
başkanlık sistemini ABD kul-
lanıyor. O zamanlarda ABD
böylesi bir ülke değildi. Haliyle
ABD tarihi de fazla değil. Bir
de başkanlık sadece ABD’de
var. Yarı başkanlıksa Fransa,
Rusya ve bazı Türk cumhuri-
yetlerinde var.
Bir dönemFransa’da bu-
lunmanız, bu konuda sizi
Fransız ekolüne yaklaştırı-
yor mu acaba?
Hayır, ben Fransız modeline
kesinlikle yakın değilim. On-
larınki yarı başkanlık. Onlar
gibi düşünsem, yarı başkanlık
derim. Benim söylediğim
ABD modeli. Yani başkanlık...
Dolayısıyla Fransa benim söy-
lediklerimin aksi yönünde.
ASIL PARLAMENTER
MODEL SAYESİNDE
DİKTATÖR OLUNUR”
AK Parti, özellikle son za-
manlarda sık sık “diktatör-
lükle” itham ediliyor. Sizin
söylediklerinize göre ise
asıl diktatörlük parlamen-
ter modelin kendisinde…
Tabiî…Öyle…
Kendisine yöneltilen dik-
tatör söylemine rağmen,
AK Parti neden başkanlık
sistemi modeli üzerinde bu
kadar duruyor?
Tabiî bu diktatörlük lafı, AK
Parti için geçerli değil. Ama
Parlamenter rejimden dikta-
törlük doğar” derlerse, bu doğ-
ru. Diktatörlük yapmış olsak,
bu kadar özgürlük vermeyiz.
Kültür hakları konusunda
olsun, Güneydoğu meselesin-
de olsun, farklı etnik ve dinî
grupların talepleri konusunda,
genelin özgürlük talepleri üze-
rine olsun Avrupa Birliği’yle
müzakere sürecinde kaç tane
paket geçirdik?! Bunların
hepsi AB raporlarına yansıdı.
Bunları çok önemsemek lazım.
Dolayısıyla bu manada, böyle-
sine demokrasinin önünü açan,
hukuk devletinin önünü açan
bir iktidara nasıl diktatörlük
denilebilir?! Bizim için bunu
diktatör atfını- kabul etmem.
Ama şunu sorarsan: “Başkanlık
sisteminde mi diktatörlük olur,
yoksa parlamenter sistemde
mi?” Kesinlikle “parlamenter
sistem” derim. Bu net! Niye?
Kuvvetler ayrılığı yok çün-
kü uygulamada. Zaten ben
de diyorum ki muhalefete
Gelin! Siz madem bugünkü
Hükümet’in, Başbakan’ın
tekrardan yönetim algısı kana-
atine sahipsiniz –öyle olmadığı
halde-, üçte bir yetkisine düşen
başkanlık modeline geçelim.
Sizin ham fikriniz orada, hem
çözüm de var başkanlık mo-
delinde”. Ha oradan kaçıyorlar
onlar. Niye? Çünkü –gayet
basit- ülke yönetimini biz ala-
mayız korkusu…Sol kesimin
bilhassa…Bundan dolayı bunu
söylemeye başlıyorlar.
BÜTÇE, PARLAMENTER
SİSTEMİN OYUNCAĞIDIR”
Diyorsunuz ki “Parla-
menter sistemde denetim
yetkisi çalışmamaktadır.
Mesela gensoru veMeclis
soruşturması gibi yöntem-
ler boşa çıkmakta, faydalı
olmamaktadır”. Başkanlık
sistemi buna çare olabilir
mi? Çözüm yöntemleri
nasıl?
Başkanlık sisteminin en
bariz özelliği, kuvvetler ayrı-
lığının tam biçimde gerçek-
leştirilmesidir. Ülkeyi kimin
yönettiği çok açık, sorumlu ve
yetkilinin kim olduğu bellidir.
Yasama da, yürütme de, yargı
da çok yetkilidir ama hepsi de
kendi alanlarında mutlak yet-
kilidir. Yasama organı kanun
yapıp bütçe belirlerken, Başkan
ve sekreterleri olan bakanların
bu konuda en ufak yetkileri
yoktur. Denetim, kuvvetleri
birbirine “muhtaç kılma” il-
kesiyle kurulduğundan güçlü
bir yürütme vardır ama ancak
yasamanın çıkardığı kanunlara
uyan ve onun belirlediği büt-
çeyi kullanan bir yürütmedir
bu. Oysa parlamenter modelde
yasama, yürütmeye mahkum
olduğu için çıkacak kanun
ülkeye göre değil, yürütmeye
göre çıkmaktadır.
Zaten parlamentodan geçen
yasaların yüzde 98’i hükü-
metten gelir. Kalan yüzde 2’si
milletvekillerine aittir.Tabiî bu
NA ‘BURHAN KUZU’
YAZDIM. SAKIN YOK
DEME!” DEDİ. KAĞI-
DI CEBİNE KOYDU.
YANIMIZDAKİLERE
DÖNDÜ VE “HOCA’YI
TAKİP EDİN!” DEDİ.
HAZIRLIĞINI YAP”
DEDİ BANA DA. BEN
DE HAZIRLIĞIMI YAP-
TIM. HÂLÂ BİR ANI
OLARAK DURUR.
***
GATA
ÇOK DAHA
UYGUN VE ORAYA
TALİMAT VERİLMİŞ Kİ
HAZIRLIK YAPIYOR-
LAR. TABİÎ DÖNÜP
HACETTEPE’NİN ÇO-
CUK BÖLÜMÜ’NE GÖ-
TÜRÜYORLAR. ÇOCUK
BÖLÜMÜNE NEDEN
GÖTÜRÜYORSUNUZ?
BU SORUYA “YANLIŞ-
LIKLA…” DİYE CEVAP
VERDİLER. NASIL
YANLIŞLIK? ORAYA
BİR HASTASINI GÖTÜ-
REN GÖRGÜ ŞAHİTLE-
RİNDEN BİRİ ANLATTI
Kİ KORİDORDAKİ
SEDYEDE UZUN SÜRE
İNLEYİP DURMUŞ
AMA BİR TÜRLÜ İÇERİ
ALMAMIŞLAR. KAN
ALIYOR HEMŞİRE,
GİDERKEN BU KAN
DÜŞÜYOR VE ORTA-
DAN KAYBOLUYOR.
***
ON YILLIK
İYİ BİR
KAZANIM ELDE
EDİLDİ. BUNLARIN
ZAYİ EDİLMEMESİ
LAZIM. ÖZAL’IN İÇİNİ
YAKAN ŞEYLERLE
BİZ DE YANMAYA-
LIM. BU YÜZDEN BU
MODELİN DİKKATLE
İNCELENMESİ LAZIM
Kİ ÖNÜMÜZDE İKİ
SEÇENEK VAR: YA
BAŞKANLIK, YA PİŞ-
MANLIK!..