48
şubat
2013
Mevcut parlamenter sis-
teme olan itirazınız neden
kaynaklanıyor?
Aslında başkanlık sisteminin
zorunlu olduğunu ortaya koy-
mak için çok sayıda neden var.
Otuz yılı aşkındır bu model
için kafa yormaktayım. Şunu
diyebilirim ki, tarihi mirasımız
ve bulunduğumuz bölgenin
yönetiminin doğurduğu zor
şartlar, bu modelden başka-
sını bize bir seçenek olarak
bırakmıyor. Bugünkü sistemle
bölgesel bir güç olmamızın
imkânı yok.
Parlamenter sistemden
vazgeçmek demek, bir nok-
tada mevcut Anayasa’dan,
mevcut seçim sisteminden,
mevcut hükümet yapılan-
dan da vazgeçmek demek…
Elbette... Zaten başkanlık
sistemi konusunu da ancak
yeni anayasa çalışmaları
kapsamında gündeme getire-
bilirsiniz.
Bakınız, darbe dönemlerini
bir tarafa bıraksak bile 1970-
1980
ve 1990-2002 arasını ele
aldığımızda, tek parçalı hü-
kümet dönemlerinin getirdiği
istikrar hemen anlaşılacaktır.
1980’
deki darbe öncesinde 10
yılda 12 hükümet kuruldu.
70
sente muhtaç edildik bu
dönemde. 2002’de hükümeti
devraldığımızda ise kalkınma
hızımız yaklaşık eksi 9’du.
Bir de koalisyonların lüzum-
suz bakanlıkları vardır. Or-
taklar arasında rant paylaşımı.
Öyle ki koalisyonun varlığı için
gerekli en küçük parti bile bu
imkanlardan faydalanmak için
Siz bilirsiniz” resti çekebiliyor.
Dolayısıyla demokrasi, azınlığa
mahkum edilmiş oluyor.
KOALİSYONLAR ÜLKEYİ
KİM VURDUYA GÖTÜRDÜ”
Bir noktada siyasetle dalga
geçmek olmuyor mu bu?
Zaten millete dönüp “Sizi
hükümetsiz bırakmadık”
pişkinliğine bürünerek adeta
övünen ortaklar da var ola-
gelmiştir.Tabiî ortaklar kendi
güçlü oldukları bölgelere yatı-
rım yapmış, imkanlar ölçüsüz
dağıtılmıştır. Kötü icraatlar söz
konusu olunca hepsi birbirini
suçlamış, vatandaş kimin asıl
suçlu olduğunu görememiş,
ülke kim vurduya gitmiştir.
Aslında seçim barajlarıyla
azınlık zihniyetinin önüne
geçilmeye de çalışılıyor…
Bu sisteme göre baraj koy-
mak, bir haklılık unsurudur.
Fakat yüzde 10’luk baraj el-
bette yüksek. Rusya’da bu oran
yüzde 7, Avrupa’da yüzde 5,
hatta yüzde 2’dir. Gerçi bizim
yüzde 10’luk baraj Anayasa
Mahkemesi tarafından da
aykırı bulunmamıştır. Bu barajı
yüzde 5’e çeksek, en az 10 parti
ÖZAL ÖZELLİKLE
BUNU DÜŞÜNÜYOR-
DU FAKAT ÖZELLİKLE
SÜLEYMAN DEMİREL
VE TANSU ÇİLLER,
MUHALEFETTE OL-
DUKLARI DÖNEMDE
BUNU DİLLENDİRDİ-
LER. YANİ İKTİDARDA
DEĞİLLERDİ. DOLA-
YISIYLA ŞU ANLAŞI-
LIYOR Kİ BAŞKANLIK
SİSTEMİ MUHALEFETİ
DE RAHATLATACAK-
TIR. BAŞBAKAN ER-
DOĞAN VE AK PARTİ
İSE İKTİDARDA OLMA-
SINA RAĞMEN BUNU
SAVUNUYOR. BİR
NOKTADA YETKİLE-
RİNDEN FEDAKÂRLIK
YAPIYOR.
***
BENİM
DÜZELT-
TİĞİM EKONOMİYİ
DEMİREL İLE ERDAL
İNÖNÜ KOALİSYONU
PERİŞAN ETTİ” DEDİ.
ŞİMDİ DURUMU GÖ-
RÜNCE BENİM İÇİM
KAN AĞLIYOR” DEDİ.
KEŞKE 1983’TE GEL-
DİĞİMDE EKONOMİ
DEĞİL DE SİYASETİ
DÜZELTSEYDİM, SİS-
TEMİ DÜZELTSEYDİM;
BUNDAN SONRA
GELENLER HEP AR-
TILARLA GELİRDİ”
DEDİ. “ÇÜNKÜ BİZİM
BİRİKTİRDİĞİMİZİ BU
KOALİSYONLAR YİYİP
BİTİRİYORLAR” DEDİ.
BUNA ‘PAYDOS!’ DE-
MEMİZ LAZIM. ŞİMDİ
BALKANLAR’A GİDİ-
YORUM, SONRA DA
KAFKASLAR’A GİDE-
CEĞİM. DÖNÜŞTE BİR
PARTİ KURACAĞIM”
DEDİ. CEBİNDEN
BİR KAĞIT ÇIKARTTI
VE “BAK! BURAYA,
KURUCULAR ARASI-
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ