3
şubat
2013
Bir söylemin “nefret dili” olması için, onu ille de sizin birilerine
söylemeniz gerekmez. Birilerinin bu sözleri söylediğini varsa-
yarak “Adeta Ermenilere ‘Yatağınızda ölemeyeceksiniz, yatağı-
nızda ölmenize izin vermeyeceğiz’ denmektedir…” şeklindeki
cümleler sarfetmek de hem “tersten” nefret
söylemidir, hem de nefret dilini kışkırtmak-
tır. Aynı zamanda da kesinlik kazanmamış
bir konuda “negatif” algı oluşturmaktır. Ve
ne Ermenilere herhangi bir faydası vardır,
ne de insan haklarına...
Başkanlık sisteminde mi diktatörlük olur, yoksa parlamenter sistemde mi?”
Kesinlikle “parlamenter sistem” derim. Bu net! Niye? Kuvvetler ayrılığı yok
çünkü uygulamada. Zaten ben de diyorum ki muhalefete “Gelin! Siz madem
bugünkü Hükümet’in, Başbakan’ın tekrardan yönetim algısı kanaatine sahipsi-
niz –öyle olmadığı halde-, üçte bir yetkisine düşen başkanlık
modeline geçelim. Sizin ham fikriniz orada, hem çözüm de
var başkanlık modelinde”. Ha oradan kaçıyorlar onlar. Niye?
Çünkü –gayet basit- ülke yönetimini biz alamayız korkusu…
Sol kesimin bilhassa… Bundan dolayı bunu söylemeye
başlıyorlar.
Samatya’da “herkes” güvercin tedirginliğinde
Ya başkanlık, ya pişmanlık!”
60
46
DİLEK YARAŞ
SÖYLEŞİ: PROF. DR. BURHAN KUZU
58
NESRİN ÇAYLI
Yaşama sanatın ın şifreleri ve sanat
60
DİLEK YARAŞ
Samatya’da “herkes” güvercin
tedirginliğinde
70
FATMA ŞURA BAHSİ
Ermenistan ilesıfırsorunmu?
71
SÜLEYMAN ÖZIŞIK
Şeyh Ebu Levent Bin Kırca
72
SEVDA TÜRKÜSEV
Türk-İslam Birliği demek,
güç” demek
74
PROF. DR. SEYİT MEHMET ŞEN
Kadın: Sevgili, eş, anne
78
MURAT ARABACI
Dil üzerine
82
SUNA AKAR
Kadavra transplantasyonu ve beyin
ölümü muamması-2
84
VAHİT KOÇ
İstençsiz düşünme:
Göz gördü, gönül sevdi
86
PERİHAN SAĞLAM
Karla bahara uyanmak
88
SERDAĞ YENİ
Tebessüm şehri Pursaklar ve
Selçuk Çetin
90
ORHAN YENİARAS
Tarihten yansımalar
94
SELMA YAZAR
Tarih okumaları: Pargalı
96
RUKİYE YILDIZ ERDOĞMUŞ
Neden Kanuni?
99
ORHAN MÜCAHİT
Olmaya devlet cihanda bir
nefes sıhhat gibi!
100
ULUĞ BAYINDIR
Garabet Medya
104
DR. NURETTİN ALABEY
İnsan, bilim ve teknoloji
107
KERİME YILDIZ
Ayrı Düşmüş Zamanlar” ve Abimin eriği
108
KERİME YILDIZ
Sinema
111
GÜLŞEN ASLAN
Yerçekimi diyorlar...
112
EMİN ŞEN
Eminimsi
28
78
74
30
56
42
METİN KÜLÜNK
Afrika yeniden
kolonileştirilirken
O varlıklardır ki -yüzlerce yıl-
lık sömürge geçmişine rağmen-
İslam’ın Afrika’da varlığını sürdür-
mesine sebep olmuştur. Şimdi o
eserlerin bir bir -kimin tarafından
yapıldığı belli olmamakla birlikte-
yakılıp yıkıldığını görüyoruz. Ade-
ta İslam medeniyetinin izleri yeni
oyun planı ile birlikte kıtadan sö-
külmek isteniyor. Çünkü o izler,
orada yaşayan halklara başka bir
alternatifin hâlâ daha mümkün
olduğunu gösteriyor, anlatıyor.
FİKRİ AKYÜZ
O da kim?
Demek ki neymiş?! Şark müziği,
dolayısıyla Bizans ve Doğu mü-
ziğinden esinlenerek oluşturul-
muş olan Türk müziğinin çalın-
ması, sadece radyolarda değil,
aynı zamanda “umumi yerler-
de” de yasakmış! İçişleri Bakanı
Şükrü Kaya “bakmış” ki umumi
yerlerde birtakım çalgıcılar hal-
ka şark müziği “dinletmeye ça-
lışıyor”, hemen bir adet “yöner-
ge” yapıştırmış.
SERVET HOCAOĞULLARI
Ailepolitikası “panik” odasında!
Devlet kodları üzerinden ekonomi
esas olabilir. Toplumsal kodlar açı-
sından ise aile önceliklidir. Değilse,
bence ekonomi politikaları evin için-
de ise, aile politikası çoktan “panik”
odasındadır. Aile panik odasında ise
eğer, toplumsal kodlar üzerinden
üretilen siyasetten kopuş olmuş ve
devlet kodları üzerinden toplumsal
kodları konumlandırma programı
devreye girmiş demektir. Unutma-
yalım ki, devletin panik odasında ol-
duğu bir dönem yoktur.
PROF. DR. S. MEHMET ŞEN
Kadın: Sevgili, Eş, Anne
O Güzel Nebi -en güzel örnek ol-
manın gereği olarak- kadını, ter-
temiz zevcelerini, müminlerin an-
neleri olan o güzel validelerimizi
sevmiş, hem de Hatice ve Ayşe va-
lidemizin şahsında kördüğüm gibi
sevmiş ve fakat o sevgi üzerinde
takılıp kalmamış ve öteye, ötele-
rin ötesine, “kabe kavseyn” ma-
kamına geçivermişti. Çünkü saliha
kadınlarında, zevcelerinde, valide-
lerimizde takılıp kalması, o Güzel
Nebi’ye yakışmazdı. O da kendisi-
ne yakışanı yapmıştı. Hepsi bu!..
DR. MURAT ARABACI
Dil üzerine
Ana ve babalar çocukları doğar
doğmaz, onların “dil” öğrenecek-
lerini bilirler ve hiçbir ana-baba ak-
sini düşünmez. Sürekli çocuklarıyla
konuşurlar, ama dil öğretiyormuş
gibi davranmazlar. Bebeklerde de
bir dil öğreniyormuş sıkıntısı olma-
dığı gibi, özel bir çaba ya da güç-
lük çekme belirtisi de izlenmez.
Her şey doğal olarak inanılmaz bir
hızda gerçekleşir ve bebek birkaç
yıl içinde bir dili en yetkin biçimiy-
le öğrenir.
MURAT İLKTER
Irkınızı nasıl alırdınız?
Aslında bunların Türkçülüğü
Kapıkule’ye kadardır. Kapıkule’den
çıktıkları anda Türkiye’deki etnik
ve kültürel zenginliklerden bahset-
meye, Türklüklerini unutup gavur
polisinin önünde kırk takla atma-
ya başlarlar. Gerçek milliyetçi olsa-
lar, saygıyı hak ederler. Çünkü bu
ideoloji, Türkiye’de kadim bir siyasi
anlayış geliştirmiştir.
42
30
78
56
74
28