47
şubat
2013
Mehmet Serhat Bıçak
BAŞKANLIK
SİSTE-
MİNDE Mİ DİKTATÖR-
LÜK OLUR, YOKSA
PARLAMENTER
SİSTEMDE Mİ?” KE-
SİNLİKLE “PARLA-
MENTER SİSTEM” DE-
RİM. BU NET! NİYE?
KUVVETLER AYRILIĞI
YOK ÇÜNKÜ UYGU-
LAMADA. ZATEN
BEN DE DİYORUM Kİ
MUHALEFETE “GELİN!
SİZ MADEM BUGÜN-
KÜ HÜKÜMET’İN,
BAŞBAKAN’IN TEK-
RARDAN YÖNETİM
ALGISI KANAATİNE
SAHİPSİNİZ –ÖYLE
OLMADIĞI HALDE-,
ÜÇTE BİR YETKİSİNE
DÜŞEN BAŞKANLIK
MODELİNE GEÇELİM.
SİZİN HAM FİKRİNİZ
ORADA, HEM ÇÖZÜM
DE VAR BAŞKANLIK
MODELİNDE”. HA
ORADAN KAÇIYOR-
LAR ONLAR. NİYE?
ÇÜNKÜ –GAYET
BASİT- ÜLKE YÖNETİ-
MİNİ BİZ ALAMAYIZ
KORKUSU… SOL KE-
SİMİN BİLHASSA…
BUNDAN DOLAYI
BUNU SÖYLEMEYE
BAŞLIYORLAR.
***
BUNDA DA
AYRI BİR
KOMEDİ VAR. ABD’DE
BAŞKAN SAYISI İLE
4
ÇARPILDIĞINDA
ABD TARİHİ ÇIKAR.
TÜRKİYE’DE 61 İLE
4’
Ü ÇARPINCA 244
EDİYOR.
***
ÖZELLİKLE
1970’
YILLARDA, DAHA
DENGELİ VE DENE-
TİMLİ BİR MODEL
OLDUĞU İÇİN BAŞ-
KANLIK SİSTEMİ
SAVUNULDU. TURGUT
>> Konu hükümet sis-
temleri olup da ülkemizin
bu mesele üzerinde kıvrım
kıvrım kıvranışını görmemek
mümkün olmuyor. Başkanlık
sistemi konusu, belli çevrelerce
Başbakan’ın gündem oluştur-
ma konularından biri olarak
yorumlansa da ben, yıllarca bu
konu üzerine Türkiye’yi düşün-
dürmeye cehdetmiş ve bunu
nihayetinde on yıldır ülkenin
Başbakanı’na da benimsetmiş
kişilerin başında gelebilecek
olan Prof. Dr. Burhan Kuzu ile
konuşma arzusuna eriştim.
Akademisyenliğinden ziyade
hâce” duruşuyla görüşmemiz
boyunca “Hocam” diyerek
hitap ettiğim Kuzu’nun, yoğun
gündemi arasında böyle bir
mülakata vakit ayırması da
bendeniz için ayrı bir muva-
fakat oldu. Zira içerisinde bir
de acımızın olduğu bir ayda
sürekli değişen telefon trafiği-
nin ardından Hoca’nın sekre-
teryasının o yoğunluğa rağmen
başlı başına bir röportaj zama-
nı oluşturması ayrıca takdire
şayandır. Bütün yoğunluklarına
rağmen sorularımıza dikkatli
ve önemli cevaplar veren Prof.
Dr. Burhan Kuzu’ya ve bu
buluşmayı sağlayan sekreterya-
sına teşekkür ederim.
Burhan Hoca, Anadolulu
kimliğini hiç kaybetmemiş biri.
Kullandığı dil, mimik ve hare-
ketler bütün samimiyetini çok
temiz biçimde yansıtıyor. Son
kabine değişikliği sebebiyle
bazı komisyonlarda gerçek-
leştirilen seçimler sebebiyle
Hoca’nın odası bir ara yoğun
bir giriş-çıkış trafiği yaşadı. Bu
sıralarda fotoğrafını çektiğimi
gören vekillerin kendisine
latifelerle takılmalarından
dolayı mahcup dahi olduğunu
gördüm.
Gelelim başkanlık sistemi
meselesine... Başta belirttiğim
üzere, anayasa hukuku bün-
yesinde bir “hükümet sistem-
leri” konusu mevcut ve bu
sistematiğin aslına bakılırsa
teorik açıdan büyük yanlışları
var. Yapılan sınıflandırma,
kavramlara verilen isimler bu
sistematiğe çok ters görüntü-
ler veriyor.
Hükümet demek, yürütme
demektir. Kuvvetler ayrılığı-
nın erklerine baktığımızda da
yürütmeyi görüyoruz. Mevcut
parlamento yapıları ülkelerin
meclislerini oluştururlar. Yani
parlamentolar, yasama erkine
ilişkin araçlardır. Dolayısıyla
parlamento kavramı, sadece
kendisi üzerinden düşünüldü-
ğünde yürütmeye, yani kuv-
vetler ayrılığı gerçeğine, yani
anayasal bilgi sistemine aykırı
kuvvet oluşturmaktadır. Zaten
bu noktada anayasa hukuku
literatürüne baktığınızda “hü-
kümet sistemleri” konusunda
Parlamenter Sistem” diye bir
alt başlık göremezsiniz. Hükü-
met sistemleri konusu yalnız
başkanlık ve yarı-başkanlık
başlıklarını taşır. Ülkemizdeki
anayasa hukuku kitaplarına
giren parlamenter sistem, ya-
şayışın getirdiği bir zorlama,
kemere tornavidayla açılmış bir
deliktir.
Bütün bu teorik gerçekliğe
rağmen üzerinde konuşulmak-
tan korkulan başkanlık sistemi
bir bölücülük oyunu mu?
Türkiye’nin sahip olduğu ana-
yasalar anayasal temellere ayak
uydurabildi mi? Türkiye’nin
hiç anayasası oldu mu? Baş-
kanlık sistemiyle diktatörlüğü
yaşar mıyız?
Anayasa Komisyonu Başka-
nı, AK Parti İstanbul Milletve-
kili Prof. Dr. Burhan Kuzu’yla
sizleri baş başa bırakıyorum...
***
BUGÜNKÜ SİSTEMLE BÖL-
GESEL BİR GÜÇ OLMAMIZIN
İMKÂNI YOK
Değerli Hocam, özetle
başkanlık sisteminin nasıl
ortaya çıktığından bahse-
derek başlasak söyleşimi-
ze...
Başkanlık sistemi, 1787
Amerikan Anayasası’nın
öngördüğü bir model.
İngiltere’den din ve vergi
baskıları sebebiyle kaçanların
oluşturduğu 13 koloni var.
Bunlar bir araya gelerek “Bu
ülkeyi en iyi şekilde nasıl yö-
netiriz?” sorusunu aramışlar
ve cevaben başkanlık siste-
mini bulmuşlar. Parlamenter
sistem, İngiltere’nin kendi
tarihi içinde oluşup gelişmiş
ve İngiliz geleneklerine ve
fiiliyatına uydurulmuş ve hatta
adı da sonradan konulmuş
bir sistem... Başkanlık sistemi
ise insan aklının bulduğu bir
sistem... Bu, şu anlama da
gelebilir: Parlamenter model
İngiltere’de belli ölçüde başarılı
olabilir ama başkanlık sistemi,
genel özelliklerinden uzak-
laşmadan yerel duruma uyum
sağlayabilir.
A
LDIĞIM
derslerden biri de
Anayasa Hukuku” idi. Dev-
let, demokrasi, kuvvetler
ayrılığı, seçimsistemleri,
rejimler derken, haliyle
hükümet sistemleri” daire-
sindeki parlamenter sistem
ve başkanlık sistemi hak-
kında da bilgiler edinmiştik.
İkisi arasındaki farklar,
benzerlikler, avantaj ve de-
zavantajları, yürütme şekilleri, denetimmekanizmalarını
vs. öğrenmiştik. Bütün konularının ardından bendenizin
anladığı şuydu: Anayasal düzlemde ancak insan tabiatına
ayak uydurulmalıdır...