37
şubat
2013
dünyanın en ilginç terör örgütlerinden birisi
durumundadır.
Türkiye’nin örgüt konusunda
geldiği nokta
Günümüzde PKK terör örgütü ile adı
konulmamış bir süreç işlemektedir. Başba-
kan ve Hükümet, silahların susturulması
ve PKK terör örgütünün silahsızlandırıl-
ması konusunda bazı devlet yetkililerinin
İmralı’da yatan Abdullah Öcalan ile görüş-
meler safhasını başlattığını açıklamıştır. Bu
tür görüşmelerinbir denemesinin,Norveç’in
başkenti Oslo’da yapıldığı ve gizli olması ge-
reken görüşmelerin kamuoyuna sızdırıldığı,
sonunda bu görüşmelerin akamete uğradığı
da bilinmektedir. Herhalde Başbakan ve
Hükümet, aynı olayların ve başarısızlığın
yaşanmasını önlemek için böyle bir yöntem
benimsemiş ve İmralı ile görüşme sürecine
girmiştir. Gelinen noktayı, bazıları “taraf-
lar arası müzakere” olarak adlandırırken,
bazıları da “İmralı ile görüşme ve anlaş-
ma” olarak adlandırıyor. Muhalefet partisi
MHP, bu görüşmelere “terörle müzakere”
adlandırmasını uygun görüyor. Yani süreç
ve görüşmelerle ilgili ortak bir algılama ve
isimlendirme söz konusu değil. Gerçekten
de bu gelişmelerin herhangi bir örneği ne
tarihte, ne de dünyanın başka bir yerinde
mevcuttur. Bu nedenle yaşanan gelişmeler
ve izlenen süreç, gelecekte başlı başına ori-
jinal bir vaka olarak değerlendirilebilecek ve
tarihe geçecektir.
Adı ne olursa olsun, PKK terör örgütü
hakkında Türkiye Cumhuriyeti Devleti adı-
na Abdullah Öcalan’la yürütülen görüşme-
lerin sonucu ne olur? Bunu kestirmek çok
zor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın,
devletin ve milletin birliğini ve bütünlüğünü
zedeleyecek herhangi bir söz ve davranışının
üzerinde durulmadığı yönündeki açıklaması
çok önemlidir. Ayrıca milletin gönüldaşlığı
ve birlikteliğini zedeleyici açıklamalar yapan
BDP mensuplarının da söylemlerinin biraz
yumuşamış olduğu gözlenmektedir. Bu da
önemli bir husustur.
Bunların yanında, görüşmelerde nelerin
ele alındığı, ne gibi kararlar verildiği, nelerin
uygulamaya konulacağı konusunda henüz
fazla bir açıklama ve bilgi mevcut değildir.
Belki bu konuların açıklanması da gerek-
miyordur. Ancak gelinen noktada dikkat
edilmesi gerektiğini düşündüğümüz ve al-
tını çizmek istediğimiz şu hususları ifade
etmekte yarar görüyoruz:
1-
Şimdiye kadar PKK terör örgütü
mensupları, benzer davranış ve uygula-
maları çok defa tekrar etmiş, örgüt sıkış-
tığı zamanlarda eylemsizlik kararı almış ve
devletle dolaylı barış görüşmelerine gir-
miştir. Ancak belli bir süre sonra bundan
vazgeçmiş, yeni cürümler işlemek suretiyle
aynı metotları kullanmış, aynı sistem ve
bakış açısı ile yoluna devam ettiğini bütün
acımasızlık, gaddarlık ve hilekârlıkla ortaya
koymuştur.
Burada da aynı şekilde işi sonlandıracağı-
nadair kuvvetli şüphelerimizbulunmaktadır.
Başbakan ve güvenlik kuvvetlerinin “örgüt
silah bırakmadıkça devlet operasyonlarının
süreceğini” beyan etmeleri, kanaatimizce
isabetli ve lüzumludur. Zira terör örgütü bu
konuda sabıkalı bir sicile sahiptir.
2-
Üzerinde durulması gereken bir di-
ğer önemli konu da terör örgütü ile 2012
yılında yapılan etkili silahlı mücadelesidir.
Bu mücadele sonucunda bin altı yüze yakın
terörist ele geçirilmiş, önemli miktarda te-
rörist teslim olmuş, toplam 2 bine yakın te-
rörist de etkisiz hale getirilmiştir. Bu, teröre
karşı şimdiye kadarki en önemli operasyonel
başarılardan biridir. 6 bin civarında silahlı
gücü olan örgütün, bu kadar kayıp verme-
sinin örgütte moral bozukluğu ve yılgınlığa
neden olması muhtemeldir. Şu anda sürdü-
rülen görüşmelerin, güvenlik güçlerinin ör-
güt karşısındaki bu başarılarının bir sonucu
olduğu kanaatindeyiz. Elde edilen başarıda
Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve İçiş-
leri eski Bakanı İdris Naim Şahin’in hakkını
da teslim etmek gerekmektedir.
Her hâlukârda güvencemiz, Türk güven-
lik kuvvetlerinin kazandığı operasyonel ka-
biliyet ve yakalanan psikolojik üstünlüktür.
Toplum ve güvenlik kuvvetlerimiz bu işin
başarılabileceğine inanan bir noktaya gel-
miş, özgüven artmıştır.Türk Devleti Şırnak,
Şemdinli,Hakkari ve sınır ötesinde Kandil’e
de uzanan,içi dolu ve sonuç alıcı operasyon-
lar yapmış ve daha büyüklerini yapabileceği-
ni göstermiştir. Bu durum, görüşmeler saf-
hasından daha önemli bir gelişmedir. Eğer
aklıselim varsa ve eğer Abdullah Öcalan
ve onun yanındakiler bu toplumla beraber
olmanın Kürt vatandaşlarına neler kazan-
dıracağını az da olsa görebiliyorlarsa, PKK
terör örgütünün silah bırakmaktan başka
mantıklı bir yolu yoktur. Zira Kürtlerin ve
benzeri etnik yapıların kaderi Türklere bağ-
lıdır. Bunun aksini söylemek ve bu kader
bağlarını çözmeye çalışmak, Fırat ve Dicle
nehirlerini tersine akıtmaya çalışmaktan
daha abes bir durumdur.
PKK gibi bir örgütün silah bırakması
çok zor. Zira silahtan, kandan ve şiddetten
besleniyor. Aksi takdirde yaşayamaz. Bunu
en çok örgüt mensupları biliyor. Ancak ona
silah bıraktıracak faktörlerin varlığını da
kimse inkâr edemez. Türk güvenlik güçleri,
Avrupa’dan ve Suriye’den kesilecek kaynak-
lar ve belki Öcalan faktörü… Bunu zaman
gösterecek.
Türk Devleti Şırnak, Şemdinli, Hakkari ve sınır ötesinde Kandil’e de uzanan, içi dolu ve sonuç alıcı operasyonlar yap-
mış ve daha büyüklerini yapabileceğini göstermiştir. Bu durum, görüşmeler safhasından daha önemli bir gelişmedir.