21
şubat
2013
Lokman Ayva
Siyaset
haber
ajanda
>> Terör örgütü nasıl oluyor da daha fazla
demokrasi, daha fazla kalkınma, daha fazla
insan hakları, daha fazla yerinden yönetim,
daha fazla sağlık hizmeti, daha fazla sosyal
hizmet, daha fazla refah ve gelişmeye engel
oluyor?! Bu, önemli bir sorudur… Güya te-
rör örgütü bunları sağlamak için savaştığını,
mücadele ettiğini söylüyor.
Size daha da ilginç ve tuhafını söyleyeyim:
Terör örgütü bunlara engel olduğunun far-
kında da değil! Evet, bu cümlelerimin kafa
karıştırıcı olduğunun farkındayım. Ama be-
nim gibi yakın tarihe yakından şahitlik etmiş
birisinin birtakım gözlemlerini topluma ak-
tarması gerekir.
Elbette ki terör nedeniyle canlarımız gitti.
Evet, hiçbiri de geri gelmeyecek.Terör nede-
niyle cananlarının acısıyla canları yananların
yanıklarını hangi merhem iyileştirebilir ki?!
Yine terör nedeniyle soğukta donmamıza,
okulsuz, işsiz, aç, susuz, evsiz barksız kal-
mamıza sebep olan katrilyonlarımız gitti.
Ben bunlardan bahsetmeyeceğim. Terörün
bunları getirdiğini zaten biliyoruz. Ben daha
farklı bir şeyden bahsetmek istiyorum…
Tayyip Bey’in 1994 yılında belediye baş-
kanlığına seçildiği günleri yaşı müsait olan
dostlar hatırlarlar. O zaman 27 Mart’ta se-
çimler oldu, hemen ardından da 5 Nisan’da “5
Nisan Kararları”dediğimiz kararlar alındı.Bu
kararlarla “Ekonomik krizi atlatacağız” diye
yeni seçilen belediyelerin eli kolu bağlandı.
Biraz bilgisi olanlar bilir, eskiden şimdiki
kadar az borçla belediyeler devredilmiyordu.
İşçisine, memuruna maaş, müteahhitine ha-
kedişini veremiyorlardı.Belediye başkanı eğer
yine aday olmuşsa, kendisi kazanmak için her
şeyi yapardı ve bir sonra seçilen de adeta “Pert
olmuş belediyeyi canlandıracağım”diye 5 sene
boyunca debelenir dururdu. Bu nedenlerle tâ
Sayın Kadir Topbaş’a kadar, İstanbul’da bir
kişi iki defa başkanlığa seçilmemiştir.
Peki, Tayyip Bey bu pert olmuş belediyeyi
aldı, ne yaptı?! Belediyenin asli görevlerini
bir taraftan yapmaya devam ederken, diğer
yandan da ilave hizmetler geliştirdi. İlave
hizmetleri kimse beklemiyordu.Zaten o ilave
hizmetleri kimse belediyeden de beklemezdi
ki!... Beklemediği hizmetleri vermesi için de
insanlar ne eylem yaptılar, ne terör meydana
getirdiler. Talepte bile bulunmadılar. İstan-
bulluların beklediği, su aksın, çöpleri temiz-
lensin,yeterdi.Havanın kirliliğinin önlenme-
si bile aklımıza gelmezdi. Ama Tayyip Bey
bir yandan bunları yaparken, diğer yandan
da kadınlarla ilgili birimler oluşturdu.“Beyaz
Masa” diye vatandaşın kıymetli olduğunu
hissettiren birimler kurdu. İşsizliği önlemek
için, meslek eğitimi vermesi için İSMEK’i
kurdu. Orta veya ortanın altı sınıfın da gelip
güzelliklerden istifade edebilmesi için “köşk-
leri” halka açtı. O ana kadar kimsenin aklına
gelmemiş olan, hatta kurulduğunda da kolay
kolay kimsenin muhtevasını ve sonuçları-
nı göremedikleri “Özürlüler Koordinasyon
Merkezi”ni açtı. Gelelim günümüze ve terö-
rün bunlara engel oluşuna…
Türkiye’de daha fazla insan hakları olması-
nı istiyorsunuz ama “Acaba teröristlerin iste-
diklerini mi yapmış olurum?!”, “Acaba terör-
den zarar gören vatandaşlarıma bunu nasıl
izah ederim?” diyorsunuz. Bir karar alıyorsu-
nuz, terör örgütü yandaşları yerinden fırlıyor,
karşı çıkıyor. Başka bir karar alıyorsunuz,
diğeri “Terör yandaşlarının istediğini yapı-
yorlar” diye bas bas bağırıyor. İşin ne kadar
zor olduğunu görebiliyor musunuz? Adeta
sağı solu kayalıklarla dolu dar bir akarsudan
kayığınızla yara bere almadan, sağ salim iler-
lemeye çalışıyorsunuz. Terör olmasaydı da
demokrasiyi, insan haklarını, yerinden yö-
netimi, kalkınmayı gerine gerine, rahat rahat
yapsak olmaz mı? Olur ama onu anlayacak
idrak, insan, iz’an nerede?!...
Allah Hükümet’e yardım etsin! İş bu ka-
darla da kalmıyor. Çözüm süreci tamam-
lansa, her şey çözülse başka bir sorun daha
var: Bu teröristler ne olacak? Bunlar silah
kullanmaktan başka bir eğitim almadılar.
Sonra çek-senet mafyası falan kuracaklar
diye kaygılanıyorum. O yüzden, terörün ya-
nında yer alanlar bilsinler ki, hiç de iyi bir iş
yapmıyorlar. Aslında faydalı olacaklara engel
oluyorlar. Herkes silahla milahla uğraşacağı-
na fikir üretsin, çalışsın, çabalasın…Ürettik-
leri çözümleri anlatıp, taraftarlarını arttırıp
çözümleri hayata geçirsin. Doğrusu, diyelim
ki engelli vatandaşlarla ilgili bir çözüm ge-
liştirdiler. İyi bir şey olursa, o çözümü hayata
geçirmek için ben gece gündüz uğraşırım.
Benim için çözümü kimin ürettiği değil, der-
de derman olup olmadığı önemlidir.
Şu anda yapılması gereken, terörün, sila-
hın ortadan kalkması ve hiç kimsenin aklına
bile gelmeyecek hakların, hürriyetin, imkan-
ların vatandaşlarımıza ulaşmasının önünü
açmaktır. Terörü kim destekliyorsa, kim kan
dökülerek çözmeyi düşünüyorsa, bilmelidir
ki, iyiliklerin, güzelliklerin önünü kesiyor!...
O
RTADA
bir yanlış anlama var…TRT Şeş (6)’in
yayınını, Diyarbakır,Hakkari ve pek çok Doğu ve
Güneydoğu illerimize yatırım yapılmasını, Kürt-
çe kurslarını ve “en iyi bildiği dilde savunma yapma”
düzenlemesini, “Terör örgütü olmasaydı yapmazlar-
dı”gibi bir tuhaf değerlendirmeye dayandıranlar var. Aksine “Terör
örgütü ve terör olmasaydı, daha neler yapılırdı?”diye sormak lazım.
Nasıl mı?!..
Çözüm süreci