16
şubat
2013
Prof. Dr. İdris Bal
*
Analiz
haber
ajanda
Yumuşak, sertveakıllı güç
tartışmalarınınötesinde,
Türkiye’ningeleceği açısından “de-
vamettirilebilir güç” büyükönemarz
etmektedir.
YanieğerTürkiyeistikrariçerisin-
de,
ekonomisi kalkınmış, dünyaba-
rışınakatkıdabulunabilenbirülkeol-
mayadevametmek istiyorsa, devlet
ilehalkbarışıklığını güçlendirmeli,
darbelerin izlerini tamamensilmeli,
demokrasininçıtasını ideal seviyeye
yükseltmeli, Alevi-Sünni kardeşliği-
ni sağlamalı, haklı talepleri karşıla-
malı, terör veKürt sorununuçözmeli,
dinsel,mezhepsel veetnikayırım
gözetmeksizinvatandaşlarını top-
lumlavedevletleentegreedebilmeli,
kısacası evrensel değerler temelinde
kendi özüvekültürü ile tamamen
barışmalı, normalleşmelidir.
Aksi takdirdebaşarılar geçici
olur.
Marifet; devamettirilebilir,
uzunsoluklu, istikrarlı, ahlaklı ve
erdemli güçolmaktır.
G
ÜÇ;
ekonomik, siyasi, kültürel,
askeri, teknolojik, coğrafi, insani
yönleri olan bir kavramdır. Güç;
sert güç ve yumuşak güç olarak
da ikiye ayrılabilir. Sert güç,
tehdit, askeri güç kullanma, ekonomik baskı,
yaptırımlar gibi zorlayıcı anlamlar içerirken;
yumuşak güç, farklı araçlarla etkileme, etki
kurma ve ikna etmemantığına dayanmak-
tadır.
>> Yumuşak güç, silah
kullanma, ekonomik
tedbirler gibi zorlayıcı
tedbirler dışında çev-
renizi etkileyebilme,
yönlendirebilme, onların
dikkatlerini istediğiniz
yöne çekebilme, ilgi-
lerini ve sempatilerini
üzerinizde toplayabilme
kapasitesidir.
Son zamanlarda
Türkiye’nin çevresini
etkileme kapasitesinin,
artan bir yumuşak güç
olarak uluslararası are-
nada boy göstermeye
başladığı tartışılmakta-
dır. Örneğin İngiltere
merkezli “Monocle”
isimli dergi, İngiltere’yi
zirveye oturttuğu yumu-
şak güç araştırmasında,
Türkiye’nin 20’nci sırada
önemli bir yumuşak güç
olduğunu belirtmektedir.
Yumuşak güç sırala-
masında İngiltere’nin
birinci, ABD’nin ikinci,
Türkiye’nin yirminci
sıraya koyulması tartışı-
labilir; fakat Türkiye’nin
yükselen bir güç, hem
de yükselen bir yumu-
şak güç olması tartışma
götürmez bir gerçektir.
Öncelikle -her ne
kadar özellikle Cumhu-
riyet döneminde genelde
dindarlara, gayrimüslim-
lere, Alevilere yönelik
büyük hatalar yapılsa
da- tarihsel ve kültürel
anlamda genelleme
yapıldığında ve resmin
tamamına bakıldığında,
Türkiye -laikliğin de
ötesinde- kültüründe
ve yönetim anlayışında
ötekine saygı, hoşgörü,
farklılıklarla beraber
yaşayabilme özellikleri-
ne sahiptir. Bu kanaati
güçlendirici öne çıkan
bazı örneklerse İslam’ın
ilk döneminde bile farklı
dinlerden insanların bir