109
şubat
2013
Kerime Yıldız
yaralı efendileri karşısında ne
yapacağını bilemez halde kalınca
Schultz, “İster bu adamı doktora
götürün, isterseniz öldürüp ku-
zeye doğru gidin” diyerek onlara
yol göstermek zorunda kalıyor.
Bunoktada Tarantino’nunman-
kurtubilip bilmediğini gerçekten
merak ettim.
Meseleyi zenci-beyaz veya
kölelik özelinden alıpdaha
genellersek, filmdaha da güzel-
leşiyor. İtaat etmek, üzerinde çok
durulması gerekenhassas bir
konu. Ne çok öğrenilmiş çaresiz-
liğimiz var. Ne çok itaat ettiğimiz
putlarımız var. Görünmeyen
zincirlerimiz var ama kendimizi
özgür sanıyoruz. Filmi çok be-
ğendiğini söyleyenbir arkadaşa
Peki, bizimzincirlerimiz nedir,
hiç düşündünmü?” diye sordum.
Bilemedi. “Memuriyet” dedim.
Şöyle bir durakladı. Kaçımız ana-
yasal haklarımızı, yönetmelikleri
tammanasıyla biliyor? Kaçımızın
çekip gitme hürriyeti var? Devlet
kapısına zincirle bağlıyız. Askere
gidenbir delikanlı neden komu-
tanının esiridir? Okula verdiğimiz
çocukların etleri öğretmenin
olunca, çocuklar neleremaruz
kalabiliyor hiç düşündükmü?
Türkiye’de daha düne kadar
Benpolisim” diyenbirine kimlik
sormak kimin aklına gelirdi?
Kısacası, görünenve görün-
meyenher türlü zinciri kırma
heyecanı verenbu filmi statüko
taraftarı bir eleştirmeninnasıl
bulduğunumerek ettim. Şaşır-
madımdoğrusu, beğenmemiş.
Kendi zincirsiz hayatlarını kısıt-
layacak özgürlüğü, elbette zincir-
liler öğrenmemeli. Bir Amerikalı
yönetmenin filmindenbile.
Başka ilginç bir sahne ise,
bir insanı köpeklere yediren
ve kaba kuvvetle galebe çalıp
bununla gururlananCandie’den
Schultz’un gayet zarif bir şekilde
aldığı intikam. “Filmbitti” derken
hareketlendirenbir intikamhem
de.
Çiftliğin kahyası Stephen
rolündeki Samuel L. Jacksono
kadar başarılı ki “Bune iğrenç
adam!” dedirtiyor. Kendi ırkına,
kendi inancına, kendi fikrine
çıkarı için sırtını dönenbir
insanın trajikomik halini çok
iyi oynuyor. Kendisini o kadar
beyazlar safında görüyor ki
Django’ya “zenci” diye hakaret
edebiliyor. Bir zamanlar her işe
koşan, hizmetçi ruhlu insanlara
Sebastian” denirdi. Bu filmden
sonra nereden geldiğini unutup
kendi türündenolanı ezerek sınıf
atladığını zannedenve geldiği
yeri unutmak isteyen zavallılara
Stephen” dense yeridir.
Tarantino’nun, filmin adını
1966
yapımı -spagetti western
örneği olan- “Django”dan aldığı
belli oluyor. Okadar belli oluyor
ki Django’da başroldeki Franco
Nero’nun Zincirsiz’de kısa bir
rolüvar. Yönetmen, geleneği
bozmayıp kendisine de küçük
bir rol vermiş. Şiddet ve bol kanlı
sahnelerden rahatsız olanlar için
zor seyredilir bir filmdeğil. Ama
temaya odaklanır ve ince esprile-
ri görürseniz, akıp gidenbir film.
Müzikler, filminheyecandozuna
uyumlu. İyi seyirler...
YapımYılı:
2008 (1
s 54
dk.)
Yönetmen:
Özhan Eren,
Murat Saraçoğlu
Oyuncular:
Özge Özberk, Burak Sergen,
Cansel Elçin
Tür:
Dram, Tarih
Müzik:
Özhan Eren
B
İRİNCİ
Dünya Savaşı
esnasnda sınır birlikle-
rinde cephane tükenir.
Osmanlı ordusu cepha-
nesiz kalır ve Van’ın insanların-
dan yardım ister. Onların kaynak-
ları mevcuttur. Ancak Türk-Rus
Harbi nedeni ile bölgenin tüm er-
kekleri imparatorluğun dört bir
köşesinde savaşmaktadırlar. O
nedenle de bu yardım çağrısına
cevap veremezler. Oğlunu savaş-
ta kaybetmiş bir okulu müdürü
cephanenin Sarıkamış’a nakledil-
mesini önerince 12-17 yaş ara-
lığında 120 gönüllü çocuk yola
koyulurlar. Film, gerçek bir hika-
yeden uyarlanmıştır.
120