98
şubat
2013
nezdinde bitmiş olur. Üstad Necip Fazıl’ın
dediği gibi, yoldan geçene tutup söylemek
istiyorum: Durun kalabalıklar! Size dayatı-
lanların hiçbiri doğru değil. En basitinden
tarih filmi” diyerek çekilen günümüzdeki
bir iki filmdeki kadınlara -Osmanlı kadını
kıyafetiymiş gibi- giydirdikleri o kıyafetler
tam bir fecaat. Anneannelerinizin kıyafet-
leri öyle miydi? Başlarına bir fırfırlı şapka
koyunuz, alın size Amerikan filmlerindeki
eteği kabarık, yakası dekolte, kolları volanlı
Germenlerin, Normanların, Saksonların
annelerinin kıyafetleri. Yıllar önce çocuk-
luğumda izlediğim Amerikan filmlerinde-
ki kadınların kıyafetinin aynısı.
Bir diğer film de hani “tarih filmi” diye
onca reklamı yapılan, sinemalarda izlenme
rekorları kıran film. Onu da izlediğimde
pek çok hata yaptıklarını fark edip müs-
tehzi gülüşlerle izledim. Filmde kadınların
kıyafeti tam bir fiyasko idi. Hırpani kılıklı
insanlar, cadı şapkası gibi ucu üçken papaz
kıyafeti gibi dış kıyafetler…Anneannele-
rimizin giydiği çarşafı, harmaniyi, ihramı,
feraceyi hiç mi görmediniz? Eski Ame-
rikan filmlerindeki kıyafetleri insanlara
giydirmekle tarih filmi çekmiş mi oldu-
nuz? Bunun tek cevabı var: Echel insanlar
sadece rant peşinde, başkaları da toplumu
ifsat için bu hamakat ehli insanları piyon
olarak kullanmakta.
Halka gelince…İşte içimi kanatan
yer!.. Biz, kutsal emanetlerin son bekçileri,
son kalesiyiz. Ama kaleyi yıktınız, viran
eylediniz. Yetmedi, ecdadın kemiklerini
sızlatacak kadar ileri gidip bühtan ile
saldırdınız. Kafatası ölçen alet edevatınızı
kaybetmediyseniz, padişahların kafasını
ölçün ve redd-i ecdat etseniz dahi görecek-
siniz ki onlar hepimizin dedeleri. Amerika
kısacık geçmişine uydurma kahramanlıklar
ekledi; bizse mukabilinde hakiki tarihimizi
gömüp karartmak için elimizden geleni
yaptık. Kendi soyumuzu reddeden soysuz-
lar olduk.
Osmanlı padişahlarının odalarında
Kur’an-ı Kerim yazan levhaların olduğu
yerlerde- öyle süflî filmler nasıl çekilir?
Resulullah’ın kadem-i mührünü başım-
da taşıyayım” diyen Ahmetlere bu iğrenç
kisve nasıl biçilir? Hicaz Demiryolu’nun
Medine kısmında “Resulallah tren sesin-
den rahatsız olur. Bu da saygısızlık olur!”
diye keçe döşeten Abdulhamidlere, Sina
Analiz
haber
ajanda
Osmanlı’yı ve dahi padişahları telin edenler kervanına maatteessüf Nazlı Ilıcak Hanım da katıldı. Sayın Ilıcak, şu
sürekli gündemde olan müptezel filmde “padişahların adam kestiğini izledikçe cumhuriyetle yönetilen bir ülkede
yaşadığı için şükrediyormuş”. Sayın Ilıcak’a Cumhuriyet’in ateşli savunucularının kurduğu İstiklal Mahkemelerini
hatırlatmak isterim. Bir gecede altmış kişinin asıldığı Cumhuriyet günlerini… Aslında devlet eli ile akıtılan kanları
Nazlı Hanım da iyi bilir. Aradaki tek fark, biri asıyor, biri kesiyor. Aslında burada önemli olan “nahak” yere olup
olmaması...
Çölü’nü geçerken atına binmeden yayan
yürüyen ve “Neden atınıza binmiyorsu-
nuz?” sorusuna “Önde Resulallah gidiyor,
görmüyor musunuz?” diyen Yavuzlara nasıl
çirkin ithamlarda bulunulur? Dünyanın
yam yam çağını yaşadığı bir demde, ülke-
sini her ırk ve etnisite için huzur bölgesi
yapan, her hareketini Şeyhülislama sorarak
İslami düsturlar çerçevesinde yapan pa-
dişahı, Firavunvari eğlenmeleri nasıl bir
iftiradır?
Cehalet en büyük ayıp! Bilmeden izle-
diği bir film karesi ile bastığı toprağı canı
uğruna ona bırakanlara ise salyalarını akı-
tarak hakaret eden şu sefih murislerin ve-
fasızlığına bakın! Akdeniz’i iç deniz yapa-
cak kadar cenk eden, toprakları büyütmek
için ömrü at sırtında geçen ecdadını ne ile
suçluyorlar? Ne aymazlık, ne küstahlık!..
Siyasi ılımlılık için almıştır, helalinden
nikâh etmiştir, şu veya bu sebepten almış-
tır” diye sizlerin örnek gösterdiği şahs-ı
muhteremlerde kaç tane eş vardı? Vesikalar
saklanır, kasetler toplatılır, sonra meşru
olana dil uzatılır. Gayr-i meşru olanlar,
daha dün kasetler, çiçek sulamalar durur-
ken, meşru olanı kınamak akıl kârı mıdır?
Bizim dinimize, tarihimize, kutsalımıza
dil uzatırsınız, yalancı tarih yazarsınız,
gerçekleri saklarsınız, olmadı hepimizi da-
rağacında sallandırırsınız ve sonra da çıkar,
hamiyetperver nutuklar atarsınız. Evlilik
mi, yoksa metres mi kınanmalı?
İvedilikle bu dizinin muadili, gerçek-
leri anlatan versiyonu yapılmalı ve şanlı,
şevketli, cihanşümul âlâ-al-i Osman’ın
padişahlarının (birkaçı haricinde geneli-
nin) nasıl sabır, sebat, gayret ile çalıştıkları
ve de nasıl ahlak, ilim, irfan, şevk ile ülkeyi
yönettikleri, nasıl arifane, hamiyetperver
oldukları gerçeği de vesikalar ışığında
resmedilerek anlatılmalı. Din büyükle-
rimiz, tarihi şahsiyetlerimiz de kanunla
korunmalı.
Son söz Mehmet Akif ’in: “Zannetme ki
ecdadın asırlarca uyudu/ Nerden bulacak-
tın o zaman eldeki yurdu?/ Üç kıtada yer
yer kanayan izleri şahid,/ Dinlenmedi bir
gün o büyük şanlı mücahid./ Çürür gide-
rayak altında göğsü Kur’an’ın,/ Ömer’in,
Yavuz’un biz vefasız evladı/ Sıyanet eyle-
medik ya digâr-ı ecdadı/ Ne yar-ı candı
o, lakin biz olamadık ona yar,/ Sonunda
parçalandı yurdumuz diyar diyar...”
Nazlı Ilıcak