96
ocak
2014
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
nedeniyle gizli, son yarım saatte
anons ediliyor. Anlaşıp arabaya
bindim, Çamlıca etrafında dört
dönüyorum, bir ara umut beni
arayacak, ben de camiye yetişe-
ceğim. Aşkın Elçisi, o günlerde
yeni çıkmıştı. Umut aradı ve
Hazreti Ali Camii’nde” dedi.
Hazreti Ali Camii mi var
İstanbul’da? Çamlıca’daymış,
buldum navigasyonda.Tam
camiye gireceğim, aklıma “Bu-
gün, Hazreti Hasan’ın şehadet
yıldönümü” diye geldi, 28 Sefer.
Caminin adı Hazreti Ali, ro-
manlardan biri Hazreti Hüse-
yin, diğeri Hazreti Zeynep…
Bitti namaz, Başbakan’ın da
olduğu bir musafaha yapılıyor,
bin kişi var sırada. Bana sıra
geldi, “Sayın Başbakanım,
(
Aşkın Şehidi’ni göstererek)
bu roman, İslam tarihinde
Kerbela’yı anlatan ilk tarihî
roman. Başkarakteri İmam
Hüseyin. (Aşkın Elçisi’ni gös-
tererek) Bu, diğerinin devamı,
Seyyide Zeynep ile ilgili…
Cami, Hazreti Ali Camii, bu-
gün de Hazreti Hasan’ın şeha-
detinin yıldönümü…” dedim.
Kardeş, sen Fatma demedin.
Abada eksik var” dedi, “Evet!”
dedim…Algı muhteşem…
Fatma’yı da ben diyorum.
Fatma Şahin Hanımefendi’yi
biliyor musun? Ondan rande-
vu al, Seyyide Zeynep’i insan-
lar tanısın” dedi…
Kadınlara rol-modelimiz
yok ve Aile ve Sosyal Politi-
kalar Bakanlığı sürekli kadına
şiddeti anlatıyor, en büyük
şiddete maruz olan kadın
anlatılmıyor. Bu şiddet nasıl
aşılacak? Siz erkeklere “Döv-
meyin!” diyorsunuz da elleri
kırılsın dövüyorlar. Peki, dayağı
yiyen kadın kendisini nasıl inşa
edecek? İşte önemli olan bu
noktanın sembol ismi Seyyide
Zeynep.
Hani bana 15 dakika verse-
ler, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı’na gidip Seyyide
Zeynep hakkında konuşaca-
ğım ve kadına şiddet konu-
sunda bir dosya sunacağım.
İşte Başbakan, tam da bunları
düşünürken böylesi bir şey
kurmuş oldu. Gittim, uzun bir
dosya sundum. Vahyin anlattı-
ğı kadınlar olsun, vahyin indiği
evin kadınları olsun dosyaya
aktardım. Fatma Hanım
dosyayı inceledi ve “Her şeyi
düşünmüşsünüz” dedi. Aralık
sonundan itibaren bu projeye
başlayacağız inşallah…
Son soru Ağabey…Yezid’e
küfür gibi baktık, peki Ba-
yezid isminin kullanımını
nasıl izah edeceğiz?
Bu konuda farklı yaklaşımlar
var, ama şöyle anlatalım biz:
Yezid, mana itibariyle “arttıran”
demektir. Aslında bu kelimeyi
başka formatlarda şekillen-
dirmişiz biz. İlginçtir, Alevi
deyişlerinde Allah’ı anarken
Şah-ı Yezdan” denir. Yahut
ziyade” kelimesi de yezid ile
aynı köktendir. Kerbela’ya ka-
dar Yezid, çok muteber, kulla-
nılan bir isim. Ve yine ilginçtir,
Kur’an’da yezid kelimesi yine
arttıran manasıyla kullanılıyor
ama hep küfür kelimesiyle bir-
likte. Mesela “yezidü’l-kâfirun”
(
küfürlerini arttıranlar) tamla-
masındaki gibi.
Biz Türkler, ismi patentiyle
birlikte algılıyoruz.Mesela
Hint deyince, İslam tarihi
açısından Ebu Süfyan’ın ka-
rısını hatırlarız, ama Hazreti
Hatice’nin Hint adında iki
evladı var, yani Efendimiz’in
evlatlıkları. Resulullah bun-
ları evlendirmiş, dünürcülük
yapmış…Ama Hint, buna
rağmen bizde itici bir refleks
oluşturmuş. İsmin manasını
bilen için, bir failin üzerinden
ismi kirle anmamak lazımdır.
Ama Türk olarak Arapça bir
kelimeyi nereden bilelim. Hatta
bazısı işi o kadar abartıyor ki,
Hint denince Hindulardan,
Yezid denince Yezidîlerden
nefret ediyor. Hele o Yezidîlerin
ne İslam’la, ne Yezid’le alakası
var, ama isimleri yüzünden çok
dayak yemişler. Bunlar, çağlar
öncesinden gelen bir dine ina-
nan insanlar,Mardin’de bu dine
mensup kişiler var.
Arap toplumunda “yezid”
kelimesi, asla ayıp bir kelime
değil. Önceki dönemlerde “Eba
Yezid” ismindeki evliyalarla
tanışılınca, bu isim Bayezid ve
daha sonra Beyazıt şeklinde
biçimlenmiş. Hatta Beyaz hali-
ne bürünmüş. (Gülüyor.)
Ağabey, bu sohbet için
Haber Ajanda adına çok
teşekkür ediyorum. İnşal-
lah daha güzel sohbetlerle
yine bir araya geliriz.
Ben teşekkür ederim, se-
lamlar…
Biz Türkler,
ismi patentiyle birlikte algılıyo-
ruz. Mesela Hint deyince, İslam tarihi açısından Ebu
Süfyan’ın karısını hatırlarız, ama Hazreti Hatice’nin Hint
adında iki evladı var, yani Efendimiz’in evlatlıkları. Re-
sulullah bunları evlendirmiş, dünürcülük yapmış… Ama
Hint, buna rağmen bizde itici bir refleks oluşturmuş.
İsmin manasını bilen için, bir failin üzerinden ismi kirle
anmamak lazımdır. Ama Türk olarak Arapça bir kelimeyi
nereden bilelim. Hatta bazısı işi o kadar abartıyor ki,
Hint denince Hindulardan, Yezid denince Yezidîlerden
nefret ediyor. Hele o Yezidîlerin ne İslam’la, ne Yezid’le
alakası var, ama isimleri yüzünden çok dayak yemişler.