89
ocak
2014
M. Serhat Bıçak
ĞA TAZİYE GİTMİŞTİR.
BUNUN ÜZERİNE
ASHAB DA O ÇOCUĞA
TAZİYELERİNİ BİLDİR-
MİŞTİR, HEM DE KU-
ŞUN ÖLDÜĞÜ YERDE.
ÇOCUĞA, O YOKSUN-
LUK VE HÜZÜN ANIN-
DA YALNIZ OLMADIĞI
HİSSETTİRİLİYOR. VE
BU, KAYBIN VEYA MU-
HATABIN BÜYÜKLÜĞÜ
VEYA KÜÇÜKLÜĞÜNÜN
ÖNEMLİ OLMADIĞINI
GÖSTERİYOR AHALİYE.
BİZ BU OLAYI, MUHTE-
MELEN HIRİSTİYANLA-
RA HAVA ATMAK İÇİN,
BİZİM PEYGAMBERİ-
MİZ RAHMET NEBİSİ
İDİ” DİYE ANLATIYOR,
KENDİ ÜZERİMİZE
ALINMIYORUZ.
***
DARBECİLERİN DAR-
BEYİ YAPTIKTAN
SONRAKİ İLK İCRAATI
NE İDİ? “KONUŞULA-
MAZ” DEDİLER, SONRA
TARTIŞILAMAZ” -“MGK
KARARLARI TARTIŞILA-
MAZ” DEDİLER-, SON-
RA “YARGILANAMAZ”,
SONRA “DEĞİŞTİRİLME-
Sİ TEKLİF DAHİ EDİLE-
MEZ” DEDİLER. DAR-
BECİNİN, KONUŞULDU-
ĞU ZAMAN İPİ AÇIĞA
ÇIKAR. EN GÜZELİ
KONUŞTURMAMAKTIR.
HAKLIYIM” DİYEMEZ,
DERSE EŞEKLİK EDER.
BU YÜZDEN EN GÜZELİ
KONUŞTURMAMAKTIR.
EMEVÎ, ABBASÎ YA DA
SALTANAT ZİHNİYET-
LERİ DE KENDİLERİNİN
-
ZALİM TARAFINDAN
REFERANSLI OLDUK-
LARI İÇİN, HÜSEYNÎ
DEĞİL DE YEZİDÎ
TAVIRDA OLDUKLARI
İÇİN- KONUŞULMAMA-
LARINI İSTEDİLER.
>> Gittim…İlk girdiğim
camiden ilk çıktım. İlk çıktım
ama Ahmet Ağabey nerede?
Anladım, benim nasibim
bugün birle kalmayacak, birle
nurlanacak, bereketlenecek,
şereflenecek…“Bismillahir-
rahmanırrahim” diyeceğim her
defasında not tutarak…
Selamlaştık sonunda. “Önce
bir yere uğrayalım mı?” dedi
Ahmet Ağabey, “Elbette” de-
dim. Öğrendiğimde yine aynı
ayeti aklıma getiren, gözümüz-
den hasret yaşı döktüren bir
adamın kabrine vardık. “Ömer
Lütfi Mete” yazıyordu taşta.
Tanıyor muydun?” dedi, “Çok
şükür” dedim. Bu ziyaretin
ardından sohbet edeceğimiz
mekâna geçtik. Meselemiz
hayat idi. Ahmet Ağabey
konuştu, ben içimi döktüm.
Sustukça öyle ferahlıyordum
ki, her cümlenin başına bir
Besmele koyuyordum ama not
tutmuyordum, zira bunları not
tutmayı yasaklamıştı…
***
Nübüvvet yoksa
kültür de yok
Sohbetimize başka bir yol-
dan girerek başlamak istiyo-
rummüsaadenizleAğabey…
Öncelikle sizi “Bozkırın
Sırrı:TürkPeygamber”
kitabıyla tanıdık.Daha son-
raAşkınŞehidi,AşkınElçisi
ve son olarak daMuharrem
öncesi yayınlananAşkın
Secdesi’ne kavuştuk.
Eyvallah…
Anladığım kadarıyla kitap-
larınız, tarihe atıfla krono-
lojik bir sıra izliyor ve bu
sıra, doğrudanTürk-İslam
tarihini kurguluyor…
Aynen öyle…Kültürel
kodlarımıza baktığımız za-
man, bir damarımızın Orta
Asya, bir damarımızın da
Ortadoğu olduğunu görürüz.
Ve bunların sentez yeri ise
Anadolu’dur.
Orta Asya ile Bozkırın
Sırrı’ndan aldık. Genellikle
bizim nübüvvet algımız biraz
sorunludur. Ya da şöyle diye-
lim: Bizim Cebrail algımız
sorunludur. Kur’an-ı Kerim,
ısrarla “Cebrail’e inanıyor
musun?” şeklinde sorarak ehl-i
Kitap’ın Cebrail’e olan inancını
sorgulamaktadır. Mesela “On-
lar Cebrail’e hakkıyla inanma-
dılar” diyor. Biz ehl-i Kitap’a,
evvelki ümmetlere yapılan her
türlü ikazı Allah’ın birer de-
dikodusu sanıyoruz. Hâlbuki
O, bize “Onlar gibi olmayın”
uyarısında bulunuyor.
Beni İsrail, dünyevileşmiş
mümin modelidir. Vaktin dini-
ne, vaktin İslam’ına sahiptiler,
ama dünyevileştiler. Böyle
olunca Beni İsrail oldular.
Anlatmak istediğim, bu, İslam
ümmetine “Seçkincilikte ve
dünyevileşme noktasında Beni
İsrail’e benzemeyin” ikazıdır.
Bunun gibi birçok şey açıla-
bilir Kur’an-ı Kerim’in gene-
linde. Bu, Cebrail algısındaki
sorunun birinci tezahürüdür.
Biz, vahyin devamlılığını çok
düşünmeyiz. Mesela “124 bin
nebi” deriz. -Kur’an’da ismi
belirtilen nebi sayısı 25’tir, 124
bin olduğuna dair elimizde
hadis var.- Bu, şu demek: “Bazı
kadim kültürler, nübüvvet
eseridir. Daha doğrusu, içinde
nübüvvet bulunmayan hiçbir
kültür ve medeniyet buluna-
maz.”
Biz bu algıyı yitirdiğimizde,
tali yorumlara giriyoruz. Klasik
Avrupa ilerlemeci görüşüdür
ya Darwinist görüş, ateizm ve
komünizm bunu anında almış-
tır, bu noktada bir yere götüre-
yim sizi. Muazzez İlmiye Çığ
Hanımefendi vardı, dünyanın
sayılı Sümerologlarından.
Hanımefendi, Sümer’i ince-
liyor ve görüyor ki orada bir
tek tanrı iddiası var “Abraham”
adında birinin -bildiğimiz
Hazreti İbrahim-.
Hanımefendi’nin jargonuyla
konuşacağım. “Muhammed,
İbrahim’den tek tanrı düşün-
cesini, Musa’dan domuzun
da haram olduğu birkaç yasa,
sonra da İsa’dan birkaç ahlak
ve erdem aldı ve kendi dinini
ortaya çıkardı” diyor. Biz de
bunun üzerine “Otur otur-
duğun yerde, olur mu öyle
şey?! Hepsi Allah’ın nebisi…”
diyoruz. Biz, bu cevabı 25 nebi
üzerinden veya gözümüze
sokulan sinematografik örnek
üzerinden söyledik. Ama çoğu
yerde aynı bakışın esiri olu-
yoruz.
Aşena’dan Fatma
Ana’ya
Nasıl aynı bakışın esiri
oluyoruz?
Mesela Budizm’de nefis
terbiyesi vardır, İslam’da
da vardır. Şimdi biri çıkıp
İslam’daki nefis terbiyesi, bu
dine Budizm’den girdi” diyor…
Yunan felsefesi aklı hep ön
plana çıkarır, İslam’da. Biri çok
fazla “akıl etmek”ten bahset-
tiği zaman, hemen o kimse
için “İşte bu kişi Sokrates’ten,
Platon’dan çok etkilendi” de-
niyor…Anlatabiliyor muyum?
Vahyin ya da Cebrail’in, yani
nübüvvet itibariyle vahyin,
S
IKIŞTIRMADAN
olmaz”
diyerek İstanbul’a bağladık
muhabbeti. Vardığımda
acelemi, hayra kement ata-
rak durdurdum. Üsküdar’a
iner inmez telefona sarıldım
Ağabey, ben geldim” diye...
Bugün Cuma ve Çengelköy
Mezarlığı’ndaki bir camide namazı kılacak ve böylece
buluşacağız…