70
ocak
2014
Siyaset
haber
ajanda
Cemaat’in
her se-
viyedeki elemanla-
rına karşı da daima
aynı sıcak duyguları
besledim. Yardım
taleplerine uymaya,
çeşitli seviyedeki
toplantı davetleri-
ne icabet etmeye
çalıştım. Yakın te-
maslarım sebebiyle
çokça olan beşeri
kusurlarını gör-
sem de bu temiz,
çalışkan ve saygılı
insanları güzel yön-
leri ve ihlaslarıyla
değerlendirdim. Üç
evladımı da onların
dershanelerine gön-
derdim.
***
Birmisalvereyim:
27
Aralık 2013
tarihli yayınında,
büyük puntolarla
İçişleri Bakanı’nın,
bir şahsa usulsüz
pasaport verme kar-
şılığı olarak 5 milyon
lira rüşvet aldığını
duyuruyor. Haberin
alt başlığını okuyor-
sunuz, rüşvetin “id-
dia edildiği” yazıyor.
Kim iddia etmiş?”
diye haberin tama-
mını okuyorsunuz,
hiçbir şey yok…
Allah’tan korkan,
asla böyle bir şey
yapmaz. Bu gazete-
yi elime alırken, eli-
mi sanki ısıracakmış
gibi bir hisle, resmen
tiksinir hale geldim.
SÖVENE DİLSİZ, DÖVENE
Y
ÜKSELİŞLERİ
itibariyle eskiden
beri
hayranlık
duyduğum
iki
farklı hareket var-
dı. Biri Gülen, diğeri Tayyip Er-
doğan Hareketi... Sadece hay-
ranlık değil, her ikisine de derin
bir muhabbet besliyor, onların
birbirleriyle dayanışmaları beni
ziyadesiyle mutlu ediyor ve bunu
parlak geleceğimizin en önemli
teminatlarından sayıyordum.
Her ne kadar bu iki hareket,
mahiyet itibariyle farklı olsalar
da aslında aynı tabana istinat
ediyorlardı.Onlarınbaşarılarının
temel unsurunun ihlas olduğuna,
bu sebepten Cenab-ı Hakk’ın
yardımına mazhar olduklarına
kani idim. Çünkü her iki ha-
reketin, özellikle de Cemaat’in
inanılmaz ölçüde gelişip yük-
selmesinin bildik ölçülerimizle
izahı mümkün değildi.
Güzel insanlar
gördüm
Gülen Hareketi’nin arkasın-
da ne Türkiye Cumhuriyeti, ne
ABD, ne İsrail gibi devletler,
ne de Masonluk gibi gizli teş-
kilatlar vardı. Ateşi yakan kişi,
mütevazı maaşından başka bir
geliri olmayan, sade bir medrese
imamıydı.Onun ilminden ve hi-
tabet gücünden ziyade, inancına
ve nefsi üzerindeki hâkimiyetine
hayranlık besler, gıpta ederdim.
Edirne’ye yaptığım bir seyahat-
te, özellikle onun imamlık yap-
mış olduğu Üç Şerefeli Cami’ye
gitmiş, içerisinde iki sene ya-
tıp kalktığı cami penceresinin
önünde durarak derin düşünce-
lere dalmıştım.
Cemaat’in her seviyedeki ele-
manlarına karşı da daima aynı
sıcak duyguları besledim.Yardım
taleplerine uymaya,çeşitli seviye-
deki toplantı davetlerine icabet
etmeye çalıştım. Yakın temasla-
rım sebebiyle çokça olan beşeri
kusurlarını görsem de bu temiz,
çalışkan ve saygılı insanları güzel
yönleri ve ihlaslarıyla değerlen-
dirdim. Üç evladımı da onların
dershanelerine gönderdim.
Bütün bu olumlu duygu ve
düşüncelerimin bir yansıması
olarak,Haber Ajanda’nın 68’inci
sayısında uzunca bir yazı yazdım.
2012’
nin Kasım’ında, davetleri
üzerine, bir grup arkadaşla bir-
likte bir hafta süreyle Uganda’da
misafir edildik, oradaki hariku-
lade hizmet ve başarılarını takdir
ve hayranlıkla müşahede ettik
ve inançtan başka hiçbir gücün
o insanları öyle bir fedakârlığa
yönlendiremeyeceğine kanaat
getirdik. Yurda döndükten sonra
Haber Ajanda’nın 73. sayısında-
ki yazımda, o azimli insanları ve
başarılarını övgüyle anlattım.
Bunehiddet?
Ben, hiçbir zaman etle tırnak
gibi olan Gülen Cemaati ile AK
Parti’nin karşı karşıya gelebile-
ceğini düşünemezdim. İlk baş-
larda, medyadaki bu mahiyette
çıkan haberleri art niyetli hasım
odakların kışkırtmaları olarak