66
ocak
2014
Doç. Dr. Serhat Atabey
Siyaset
haber
ajanda
İnsanların “bağırırken düşünemedikleri” gerçeğiyle örtüşen bir manzara duruyor karşımızda. Taraflar kulaklarını tıkamış, tüm güçleriyle
bağırıyorlar. Bu kadar gürültülü bir ortamda duyabildiğimiz o ki, ya birbirlerine itham peşindeler ya da kendi değerlerinin, sundukları
hizmetlerin kutsallığı, büyüklüğü, alternatifsizliği gibi söylemlerle sarraf hassasiyetini çok geride bırakmış durumdalar.
Tarafların
Müslü-
mankimliklerinden
olsagerek, sürekli
İslamî kavramlara,
uhuvvete(kardeşli-
ğe)vurguyapıyoruz.
İşinözüyle ilgili bir
problemolmasada
taraflaradınaortaya
çıkanbirçokkişinin
halvehareketlerin-
den“asıl kavganın
birgüçmücadelesi”
olduğunuvebu
dünyayahükmet-
mektenötebiranlam
ifadeetmediğiniya
bilmiyoruz,yabil-
mezliktengeliyoruz.
Dünyevî çabalarımızı
vehedeflerimizi ilahî
gayelermişgibi göste-
rerekmeşrulaştırma
vekutsîleştirmeyo-
lunagidiyoruz.Bu, bir
meşrulaştırmayön-
temi olaraksürekli
kullanılıyor, ancak
dünyevîhırslarımızı
uhrevî perdelerleör-
tüyoruz.
Bukavgabur
T
ÜRKİYE
,
Gezi olaylarından sonra
tekrar sakinleşmişti ki, sonbaharın
sonuna doğru yeni ama daha farklı
bir kavgaya sahne oldu. Önce ders-
hane kapatma tartışması ile başlayan,
daha sonra bambaşka bir hal alan kavganın 2013’ten
2014’
e devredeceği anlaşıldı.
17
Aralık’taki “yolsuzluk” gerekçeli operasyonlar
da büyük ölçüde bu kavga ile ilişkilendirilecek. İleri-
ki yıllarda, belki de bir dönüm noktası sayılabilecek
bu mücadelenin şimdiye kadar ortaya çıkan görün-
tüsünden hayli ders çıkarmak mümkün. Meselenin
taraftarları ile birlikte ortaya dökülenler, yazılanlar,
üçüncü taraflarca takınılan tavırlar ve alınan pozis-
yonlara göz atıldığında, hepimiz için önemli netice-
ler çıkarabiliriz.
1.
Etnosentrik bir bakış açımız var. Bu, tüm ta-
raflar için geçerli. Hep kendimizi merkeze alıyor,