65
ocak
2014
nemalanacağı bir şey yok
burada. -Farzımuhal olarak
düşünüyorum- CHP iktidar
olsa, Cemaat’in yargıda, em-
niyette kadrolaşmasına izin
verir mi? Asla! Bir gece içinde
tırpanlarlar.
Benimduam, sizin
duanızı dövermi?
Peki, Cemaat’i bu operasyo-
na sürükleyen başka gerek-
çeler olabilir mi?
Hizmetlerini küçümseme-
mek lazım.Mesela, bana göre
Kimse Yok Mu?” yardımlaşma
kurumunun fukaraya yaptığı
yardım, eğitim alanında yapılan
çalışmalar, küçük bir şey değil.
Boğaziçi Fizik Bölümü’nü
birincilikle bitirmiş bir gencin,
neredeyse karın tokluğuna
Moğolistan’a,Tanzanya’ya git-
mesi küçük değil. Anadolu’da,
İstanbul’da, hanımların el işleri
ile kermesler düzenleyerek burs
vermeleri hiç küçük bir şey
değil…Bazen yaptığımız işleri
küçük görüp büyük oynamaya
yöneliyoruz. Bu bir özgüven
sapmasıdır bana göre. Buralara
gitmemek lazım.Türkiye’nin,
artı dünyanın büyük hizmetlere
ihtiyacı var.
Enteresanbir
anektod
Ben, bir ara Yazarlar Birliği
ile İran’a gitmiştim. Her biri-
mizin yanına Kum’da eğitim
gören, “Bizi bilinçlendirsinler”
diye mollalardan oturttular.
(
Gülümsüyor.) Benim yanıma
oturtulan molla Mardinli biri...
Sünni’ymiş, Şii olmuş. Dedim
Herhalde memnunsun Şii
olmaktan dolayı.”“Çok mem-
nunum” dedi. “Baban, annen?”
dedim, “Onlardan da memnun-
sundur herhalde?”“Evet” dedi.
TümTürkiye’yi Şiileştirsen
daha memnun olurdun herhal-
de?” dedim. Sözün nereye vara-
cağını anladı ve şöyle bir durdu.
Dedim ki: “Ben Azerbaycan’a
gittim, orada Sünniler, Şiiler
var. Sünnilerin Sünniliği, Şi-
ilerin Şiiliği sıfırda. Kırım’a
gittim, insanlar ‘Müslümanız’
diyor, ama Besmele çekmesini
bilmiyorlar. Çin’e gittiğinizde
bir milyar insanın Allah inancı
yok. Sen Sünni’yi Şii yapaca-
ğına, git Azerbaycan’a, Şiilerin
Şiiliğini yükselt. Ben de Sünni-
lerin Sünniliğini yükselteyim.
Kırım’a gidip, birlikte insanlara
Besmele çekmesini öğretelim.
Çin’e gidip insanlara Allah
inancından bahsedelim.”
Yani bildiğimizden şaşmak,
güç mücadelesine girmek,
adam çalmaya, çelmeye çalış-
mak, bunların hiçbiri iş değil.
Bunlar, bizi maalesef birtakım
anlamsız işlerle uğraştırmak
ve oyalamak anlamına geliyor.
İslam dünyasında “İran mı lider
olacak,Türkiye mi? Türkiye’de
AK Parti’nin mi etkinliği olsun,
Cemaat’in mi? Hangi cemaat,
hangi cemaati döver? Benim
duam sizin duanızı mı döver,
sizin duanız benim duamı mı
döver?” yetmiyor, beddua yarış-
tırıyoruz…
Bilirsiniz, komplo te-
orilerini severiz. İsrail,
Cemaat aracılığı ileMavi
Marmara’nın intikamını
alıyor, İngiltere’nin uzun
zamanlı planı gibi... Sizce
bu teorilerin hükmü nedir?
Böyle dönemlerde bu tür de-
ğerlendirmeler oluşur. Komplo
teorileri halk nezdinde oluşur.
Bunların gerçeklik payı tartı-
şılır. Ama burada asıl mesele,
toplumda böyle teorilerin oluş-
masına imkân sağlamış olmak-
tır. Sizde bu intibaın oluşmasını
sağlamaktır.Toplum, olanları
bir yere oturtuyor. İngiliz, İsrail
projesi gibi teorilerin üretiliyor
olması, onlar adına sağlıklı bir
görüntü ortaya çıkarmıyor.
Biliyorsunuz, algı yönetimi diye
de bir şeyden bahsediliyor.
Kumpas olabilir mi?
Hükümet’le ilgili, yolsuz-
lukları önemsemeyen, örtmeye
çalışan bir algı oluşturulmaya
çalışılıyor. Fakat öte yandan bu
algıyı oluşturmaya çalışanların
hakkında da komplo teorileri
üretilerek, devlet içinde özel bir
yapı oluşturmuş, iktidar dâhil
çok farklı yapılara kumpas
kuran özel bir yapılanma inti-
baı oluşuyor. Ve o özel yapılarla
birlikte dış odaklarla güç birliği
yaparak,Türkiye’de bir operas-
yona kalkışma algısı gelişiyor.
Hükümet, önce yolsuzlukları
örtüyormuş gibi görünen algıyı
değiştirmek için bir gayret sarf
etmeli. Çok açık ve net biçimde
Tayyip Erdoğan’ın “Oğlum
olsa, babam olsa, asla yolsuzluğa
müsaade etmem” demesini
önemsiyorum. Bunu daha vur-
gulu biçimde ifade etmeli, fiilî
olarak da böyle bir ihtimal var
ise üzerine gitmeli. O izlenimi,
o algıyı silmeli. Ama öbür ta-
rafın ortaya koyduğu algı çok
problemli bir hali işaret ediyor.
Onların da o alanda bir değer-
lendirme yapması gerekiyor.
Dünyanınkalbinde
izzetli bir sima
Görünen o ki, AKParti’yi
değil, BaşbakanTayyip
Erdoğan’ı hedef alıyor bu
operasyon.Neden?
Boyun eğmeyen Müslüman
profili,Tayyip Erdoğan ile
somutlaşmış durumda. İslam
dünyası olarak ayağa kalkan
bir profil aynı zamanda. İslam
dünyasının onurunu temsil
eden, dik duran bir insan pro-
fili duruyor karşılarında. Dış
güçler,Türkiye ile ilgili hesabı
olanlar buna alışkın değiller.
Eline vur, ekmeğini al” gibi
gördüler hep Türkiye’yi, açık
yahut örtülü bir biçimde sö-
mürülebilir bir coğrafya olarak
gördüler. Dolayısıyla şimdi
karşılarında alışkın olmadıkları
güçlü bir Müslüman profili var.
Bütün İslam dünyası böyle bir
profil ile aynîleşirse bu, “hük-
medilemeyen, boyun eğdirile-
meyen bir Müslüman coğrafya”
anlamına gelir. Bu örneklerin
çoğalmasını, rol model haline
gelmesini istemiyorlar.
Mısır’da, Libya’da, Lübnan’da,
bütün İslam coğrafyasında Tay-
yip Erdoğan gibi simalar çıksa,
Filistin’e,Mısır’a, Lübnan’a,
Libya’ya hükmedebilir misi-
niz? Bu, içeride ve dışarıdaki
güç odaklarının hoşuna gider
mi? Amerika, İsrail, İngiltere
gibi İslam dünyasını sömürge
statüsünde tutmak isteyen
birçok dünya güç odağından
söz etmek mümkün. Onların
hoşuna gider mi? Hesaplar
bozulmaz mı? İslam coğrafyası
dediğimiz alan, dünyanın kalbi
gibi. Kuzey Batı Afrika’dan
tutun, Çin sınırına kadar uza-
nan, Uzakdoğu’ya, Pasifiklere
uzanan, Kafkasya’yı, Balkan-
ları içine alan bir coğrafya...
Bu, dünya coğrafyasında çok
önemli bir yer tutuyor. Bura-
lar yüzyıldır, açık veya örtülü
sömürge statüsü içinde. Bu
coğrafyanın kendi kimliğine,
kişiliğine kavuştuğunu düşü-
nün... İşte bundan rahatsızlar.
Tayyip Erdoğan’ın ortaya çı-
kardığı Türkiye profili, ayrı bir
onur, izzet timsali gibi duruyor.
Bu yüzden özel bir uğraşları
olduğunu düşünüyorum.
Haber Ajanda dergimize
verdiğiniz bu söyleşi için
çok teşekkür ediyorum.
Sayfalarımızda sizi ağırla-
mak bizi memnun etti.He-
nüz ikinci sayısı hazırlanan
Kültür Ajanda dergimizi
armağan etmek istiyorum
ve önerilerinizi sunarsanız
büyükmemnuniyet duya-
rım…
Haber Ajanda’nın istikrarlı
çıkışından haberdarım. Kültür
Ajanda’yı şimdi elime aldım.
Kâğıdı, baskısı, tasarımı, fo-
toğrafları, cildiyle çok emek
verilmiş, çok güzel bir çalışma
olduğunu düşünüyorum. Yüzü
gayet güzel. “Yüzü güzel olanın,
içeriği de güzeldir” diyorum
ve okuduktan sonra size içerik
hakkında görüşlerimi bildiririm
inşallah. Sizleri çalışmaları-
nızdan dolayı kutluyor, Kültür
Ajanda’nın yolunun açık olma-
sını diliyorum ve ben de teşek-
kür ediyorum.