64
ocak
2014
HABER
A JANDA
SÖYLEŞ İ
liyor.Onun için Hazreti Ömer
son nefesini verirken,“Abdullah
Bin Ömer’i sizin yerinize tayin
edelimmi?”sorusuna “Bir evden
bir kurban yeter”diyor. Koca
karı ile hikâyesinde de (Mehmet
Akif, Safahat’ında anlatıyor)
Ömer! Ömer! Bu yükü nasıl
aldın sen?”sorusu önemlidir.
Ancak öte yandan, biz de ülkeye
hizmet eden bir insana çelme
takıyorsak, o da büyük vebaldir.
Amel defterimize yazılır.
Niyetler iyi
görünmüyor
Bir de içinde yaşadığımız
zaman parçası, coğrafya, bunlar
da bizim tavırlarımızı doğru
yönlendirmeli, etkilemeli. İslam
dünyası, yüzyıllık bir açık yahut
örtülü sömürge statüsünden
kurtulmaya çalışıyor. Böyle bir
süreçte iktidarda rol almak çok
kolay değil. Sizi sömürge ola-
rak kullanmak isteyenler, sizin
ayağa kalkmanıza izin vermez-
ler. Böyle bir dönemde Tayyip
Erdoğan’a çelme takmanın bir
vebal olduğunu düşünüyorum.
Amel defterine hayırla yansı-
mayacağını düşünüyorum. Bel-
ki şu olabilir: İslam geleneğinde
var yanlışları söylemek. Yani
düzeltme, hakikati ifade etme,
Seni kılıçlarımızla düzeltiriz”
diye bir düstur İslam-toplum
ilişkisinde var. Ama yine bu,
doğruyu getirmek için olmalı,
yıkmak için olmamalı. “Ameller
niyetlere göredir” diyor ya Pey-
gamberimiz... Neye niyet ettik
biz? Şu anda maalesef niyetler
iyi görünmüyor.
Şu zaman, savaşa
soyunma zamanı
değil
Diğer cemaatler şaibe altın-
da kalır mı?
Bir sorun ortaya çıkabilir.
Gölgeleme olur mu? Olur...
Ama en büyük yarayı, yüz yılda
oluşturulmuş İslam’la toplumu
buluşturma sürecimiz alır.Me-
sela bir yapıyı kuruyorsunuz…
Çocukların renkli oyun legoları
vardır, onları üst üste koyar ve
bir yapı oluştururlar. Sonra bir
el hareketiyle yıkıverirler. Bütün
hizmet grupları için böyle bir
olgu söz konusu.Tüm Cum-
huriyet tarihi boyunca böyle
küçük küçük taşları üst üste
koyarak oluşturulmuş yapıları
cemaatler korumaya çalışırlar.
Yani bizler, buralara samanlıkta
Kur’an-ı Kerim öğretmekten,
Elif-Ba öğretmekten geldik.
Şimdi dershaneler, okullar,
kurslar, vakıflar var. Şu gayet
açık: Daha önce Demokrat
Parti, Adalet Partisi, Anavatan
Partisi döneminde de imkân
bulunduğu ölçüde, özgürlük
bulunabildiği ölçüde bunlar üst
üste birikti.
Şimdi son 11 yılda ise çok
geniş bir özgürlük alanı açıldı.
Ben, bunun çok önemli oldu-
ğunu düşünüyorum. Bunun
iktidar ile “yukarıdan aşağı
muhafazakârlaştırma” olduğu-
nu da düşünmüyorum. Yatay
ilişkilerle, hizmet gruplarının
çalışmalarıyla toplumda ciddi
bir dinle, İslam’la buluşma süre-
ci başladı. Şimdi bunu görmek
lazım ve korunması için itina
göstermek lazım. Çocukların
legodan yaptıkları binalarını
yıkar gibi yıkmaya kalkışmak,
kabul edilmesi zor bir ihanettir.
Şu zaman, böyle bir savaşa
soyunma zamanı değil. Elbette
hiçbir zaman da böyle bir savaş
meşru olamaz. Bir sivil toplum
hareketi içinse hiçbir şekilde
olmamalı.
Kimler nemalanacak bu
durumdan?
Siyasete soyunursunuz, an-
larım. Kavganızı da verirsiniz,
onu da anlarım. Hizmetin
yaptığı iş, siyasete soyunmak
değil, aksine, onların yapmış
olduğu bu çıkışı bir başka siyasî
parti kullanıyor. Ana muhalefet
partisi, Hizmet’in bu çıkışını
koçbaşı olarak kullanıyor. AK
Parti’nin kalesini yıkmak için
kullanıyor, kapılarına yükle-
niyor. Buna sebep oluyorlar.
Onun için de “Acaba seçimler-
de Camia kimi destekleyecek?
CHP bir ilişki içinde olacak
mı?” sorusu, İstanbul’un düşü-
rülmesi operasyonunda işbirliği
yapacak mı?” ve sair…Sonra ne
oluyor? Savunmaya geçip “Yok
bizim böyle siyasî ilişkimiz”
diyorlar. Ama toplumda, yaptı-
ğınız işin oraya dönük sonuçlar
doğuracağının kaygısı var.
Yerel seçimöncesi gerçek-
leşen bu hareket, durumu
nasıl etkiler?
Biz biliyoruz ki Türkiye’de
bir odak, Cumhuriyet Halk
Partisi’ni yeniden dizayn ede-
rek İstanbul, Ankara ve İzmir
gibi sembol şehirlerde iktidarı
çökertmek istiyor. AK Parti,
seksen vilayette belediye baş-
kanlıklarını kazansa, İstanbul’u,
Ankara’yı kaybetse, neredeyse
seçimlerde yenilmiş gibi algı-
lanacak. Öyle bir yüklenme
yapıyorlar. CHP’de bunun için
İstanbul’da, Ankara’da sanki
muhafazakâr kesimlere yakın-
mış gibi sevimli gelecek bir dil
üretmeye çalışılıyor. Şimdi, tam
seçimler öncesinde, siz iktidarı
yıpratacak, yolsuzluk ope-
rasyonu gibi ne olduğu kesin
belgelerle belli olmayan bir
operasyonla sadece insanların
zihninde “İzi kalsa…” diyerek,
Tahrifata yeterli” diyerek bir
şeye kalkışacaksınız…Üstelik
yolsuzluk gibi,Türk halkının
duyarlı olduğu bir konuyla bu
yıpratmaya çalışacaksınız…
Hükümet’in üzerine düşen
nedir?
AK Parti de “yolsuzluk-
yasaklar-yoksullukla mücadele”
diyerek, bu “3Y” ile yola çıkmış-
tır. Siz o damarına bir anlamda
balta vurarak CHP’nin ek-
meğine yağ sürüyorsunuz. Bu,
böyle ifade edilir. Onun için bu,
Cemaat’e siyasî misyon yükle-
yen bir çıkış, bir operasyondur.
Hep söylüyorum: Cemaat’in
bunu taşıması mümkün değil.
Mesela CHP bundan ne-
malanabilir. Ama Cemaat’in