63
ocak
2014
“28
Şubat’ın oluşturmak
istediği etkiyi neden İslamî
hizmet alanında bulunan bir
yapı gerçekleştirmek ister?”
diye soruyorsunuz. AK Parti,
11
Eylül iktidarı döneminde
de farklı meydan okumalarla
karşılaştı. 27 Nisan e-muhtırası,
kapatma davası diyoruz... Bu
parti, yüzde 47 oy almasına
rağmen bir kapatma davası ile
karşı karşıya geldi. Bana göre
ipten döndü. Neredeyse kapa-
tacaklardı, yeterli sayıyı temin
edemediler, “laiklik karşıtı
eylemlerin odağı” suçlamasıyla
mahkûm ettiler. Ceza olarak da
hazine yardımının kısılmasını
koydular. Yani AK Parti’nin
bağrına “laiklik karşıtı suçların
odağı” suçlamasını astılar bir
anlamda. Bunlar, tanıdığımız,
bildiğimiz, kurulu düzenin,
statükonun İslamî zeminde boy
salmış olan siyasî hareketlere,
toplumsal hareketlere yönelik
operasyonlardı. Bunları bili-
yorduk.Tanıyoruz. Bu hareketi
tanıyamıyoruz. Bu hareket, AK
Parti’nin tabanına yönelik bir
operasyon. Onun için de çok
ciddi bir misyon deformasyonu
söz konusu. Niye yapıyorsunuz
bunu? Hangi gayeye ulaşmak
istiyorsunuz? Bunun bir cevabı
yok gerçekten.
Hizmet edene
çelme takmak
büyükvebaldir
Tavanda hesaplaşmalar
sürerken tabanda zihinler
karmaşık. Bazıları aklî de-
ğerlendirmeler ile tercihle-
rini değiştirirken, öte yan-
dan hastalıklı bir vefa algısı
seziliyor.Toplumhangi
kriterleri esas almalı?
Bütün vefalar öyledir. İnsan
psikolojisi bağlanır bir yere
ve büyükler besler. Kiminin
Hizmet Camiası’nda, kiminin
AK Parti’de büyük ümitleri
var. Başka değerlendirmeler de
girer bu işlerin içine, “Kaybe-
dersek ne olur?” gibi... Birden
bire kopuşları gerçekleştirmek
mümkün değil. Bir hakikat çı-
Afrika’da, Orta Asya’da,Türk
cumhuriyetlerinde de okulları-
nız var. Onlar bakacaklar, sizin
okullarınızda yetiştirdiğiniz in-
sanların kendi devletlerinde bir
kadrolaşmaya gidip gitmeyece-
ğini düşünmeye başlayacaklar.
O kadar tehlikeli bir durum ki
bu... Siz Güney Afrika insanına
eğitim veriyorsunuz,Türkiye’de
ne yaşandığına bakacaklar ve
kendi devletleri içinde bir teh-
dit olduğunuzu düşünmeyecek-
ler mi? “Bu camianın eğittiği
insanlar kendi ülkelerinde,
devlete rağmen kadrolaşmaya
başlamışlar” demeyecekler mi?
Ve kuşku duyulacaktır mu-
hakkak. Kendi ayağına kurşun
sıkmak gibi bir şey bu...
Bu operasyonun ilk çıkış
noktası nedir? Bu oluşum,
güç odakları tarafındanmı
motive ediliyor?
Gerçekten bu çıkışın, bu bay-
tamız olmalı tabiî. Kur’an’ımız,
Resulü Ekrem Efendimizin
önümüze koyduğu temel
çerçeveler, temel hassasiyetler
var. Hakikat çıtamız bunlardır.
Sade insan için de, AK Parti
için de... Bu, iktidar için söz ko-
nusu olduğunda, iktidar olmak
demek, en temel hassasiyetleri
dikkate alarak millete hizmet
götürmek demek. O da şudur:
Amel defterine yazıyor gibi
ülkeyi yöneterek, yaptığımız her
şeyin yarın ahirette karşımıza
çıkacağını düşünerek yapmak
gerektiğini, “İkra kitabeke?”
dendiğinde, yaptığımız işlerden
dolayı Rabbimizin huzurunda
utanmamak gerektiğini unut-
mamak lazım.
Kul hakkı burada önem arz
ediyor. İktidardaki insanların kul
hakkı hassasiyeti, sade vatandaş-
tan daha fazla olmalı.Çünkü
yapılan bir iş, birçok kişiyi etki-
rak açışın mantığı anlaşılabilir
değil. Şu anda oturup baktığı-
nızda, olayların dershanelerle
başlamadığını,MİT krizi ile
gündemde belirginleştiğini
biliyoruz. Hakan Fidan’ın Milli
İstihbarat Teşkilatı’na tayinini
problemli bulan bir cemaat
söz konusu. Aynı zamanda bu
tayini İsrail’in de problemli bul-
duğunu görünce “Bu paralellik
nereden doğuyor?” sorusunu
soruyorsunuz. Ve kuşkularınız
artıyor.
Rahatsızlıklara
denkdüşenbir
operasyon
Dış motivasyon başka hangi
durumlarda hissediliyor?
Evet,Tayyip Erdoğan ve
AK Parti Hükümeti ile hesap-
laşma arzusu yaşayan küresel
odaklar da var.Türkiye’nin
Ortadoğu’daki yükselişi ve
etkin duruşundan rahatsız
olan, bu coğrafyanın, kendi
kimliğine, kişiliğine sahip yeni
bir coğrafya haline gelmesi,
bir anlamda İslam dünyasının
içinin dolmasına Türkiye bir
örneklik teşkil ediyor. Başka
İslam toplumlarında da “Niye
biz böyle olmayalım?” gibi bir
değerlendirme doğuruyor.
Öte yandan oralar da rahat-
sız. Bu coğrafyayı hep açık veya
örtülü bir sömürge gibi kulla-
nan dünyada geniş bir çevre ve
güç odakları var. Onların rahat-
sızlığına denk düşen bir eylem,
bir operasyon söz konusu son
dönemde. AK Parti hüküme-
tine karşı içerideki operasyon,
mesela Hükümet’in, ana muha-
lefet partisinin muhalif halin-
den büyük rahatsızlık duyduğu
kanaatinde değilim. Ya da bir
başka siyasî partinin, mesela
MHP’nin. Ama bu hareket,
tamamen AK Parti’nin tabanı-
nı çözmeyi, gücünü azaltmayı
hedefleyen bir hareket.
İslamî duyarlılığa sahip
görünen bir oluşumneden
böyle bir operasyona kalkış-
mak ister?
Nesrin Çaylı