58
ocak
2014
OR
ötesi günler yaşıyoruz.
Pek çok şeye şahit olduk
bu ülkede, ama şu an
oynanan oyun, inançlı
kesimleri birbirine hedef
göstermek üzerine kurgu-
lanmış görülüyor vemaa-
lesef amacına da ulaşıyor.
Elbette pek çoğumuzun
bu yaşananlarda bir tarafı
vardır. Taraf ya da karşı
taraf, ne fark eder ki?..
Taraf ne olursa olsun,
özelliklemanevi değerleri
ön plana alan kitleler için
söylemlerin çirkinleştiğini
görmezden gelmemeliyiz.
Herhangi bir tartışma veya
fikir çatışmasında “Bîtaraf
olan bertaraf olur” düstu-
runa bağlı hareket eden-
lere elbette saygı duymak
gerekir. Fakat taraf tutmak,
aklın devre dışı bırakılması
manasına gelmemelidir.
Demokrasi, düşündüğü-
nü ifade edebilme özgür-
lüğünü getirirken, hakaret
etme özgürlüğünü de
beraberinde taşımamak-
tadır. Kavga eden çocuk-
ların her dalaşmasında
Daha önce de bana şunu
demiştin… Sen kötü bir
çocuktun hep… Annemde
zaten seninle oynamamı
istemiyor…” demesinden
çok da farklı bir görüntü
çıkmıyor ortaya. Maalesef
akil amca ve teyzelerin
bile akıl dışı davranışlarını
utanarak izliyor, dinliyo-
ruz. “Acaba benden farklı
düşünen bu insanların da
haklı oldukları yerler olabi-
lir mi? Meselelere benim
değerlendirmelerim
dışındaki perspektiflerden
de bakabilir miyim?” diye
düşünmek şöyle dursun,
karşısındakini dinlemeye
bile tahammülü olmayan
kutuplaşmalara şahit
oluyoruz.
Ortadaki yangını sön-
dürmek için gayret etmek
yerine, yakılan ateşlere
odun taşıma telaşı sarmış
insanları. “Tek doğrubenim
doğrum, bundanbaşka
doğruyok” şeklinde tavır-
lar hâkim. Oysa “Benimgibi
düşünmeyen elbet yan-
lıştır” demek, yanlışlığın
bizzat kendisi olmuyormu?
aidiyet hissettikleri yerlere
atfetmeden, isimlerinin
arkasına “–cı,-cü” ekleme-
den, yalnızca birey olarak
değerlendirebilelim. Zaten
pek çok pusu kurmuş
şekilde bekleyen varken,
birbirimizi düşman görme-
yelim, göstermeyelim.
Bu sessiz azınlık, aslında
pek çoğumuzun, hırslara
yenik düşüp de duyamadı-
ğımız vicdanımızın sesini
dillendiriyor. Ümmetin
ihtilafında hayır olduğunu
buyuran Peygamber’in
ümmetiyiz, yalnız “Muhak-
kak ki müminler kardeştir”
ilahî beyanına aykırı ha-
reket etmemek kaydıyla.
Bu noktayı gözden kaçır-
dığımızda, tarafımız ne
olursa olsun, asıl o zaman
bertaraf oluruz. Eleştirinin
kıstasları içinde, hatta şim-
dilerdemizahın gücünü de
kullanarak, sosyal medya-
da yapılan tümdüşünce
paylaşımları bu süreçten
güçlenerek çıkmaya katkı
sağlayacaktır. Ama ülke-
nin gözü ününde kavga
eden “ulema”nın “Vurun
abalıya!” zihniyeti tasvip
edilemez. Şimdi, tamda
sağduyuya sahip çıkma
zamanı…
Neyse ki bu tarafların
dışındamedyada görül-
meyen, sokağa çıkmayan,
kimselere etiket takmayan
ve yuhalama yapmayan
bir kesimdaha var bu
ülkede. Yüzdeliklerini
bilemeyeceğim, ama çok
şükür ki hâlâ varlar. Ben de
-
bu kutuplaşmalar içinde
bir tarafı olsa da, olmasa
da- sağduyuyu elden
bırakmayan bu insanların
ruh halini anlatmak istiyo-
rumsizlere…
İçinde camiaya da, parti-
ye de gönül verenler var
bu insanların. Kadınlar da
var, erkekler de. Ve sadece
Sağduyu hâkimolsun”
istiyor, gönül verdikleri
davalarının bu yaşananlar
sonrasında da nezahet
ile anılmasını diliyorlar.
Kardeşleriyle olan fikir
ayrılıklarına rağmen,
yüzlerine bakılmayacak
ithamlarda bulunulsun
istemiyorlar. Kimse karde-
şininmekânının “in” olarak
tasvir edilmesini iste-
miyor, 28 Şubat’taki gibi
baskınların yaşanmasını
-
ne olursa olsun- arzu etmi-
yor. Tabiî yine hiç kimse,
bir partiyi savunduğu için
kardeşine “haramî” olarak
etiketleme yapılmasını da
istemiyor.
Bu sağduyulu insanlar,
inancı ile bağdaştırılarak
yapılan göndermelerden
ve tümpartizanların zan
anlatına alınmasından ra-
hatsızlık duyuyorlar. Aynı
zamanda dava arkadaşları
meydanlarda “Yuh!” nara-
ları atarken, evinde, ekran
karşısında bu yapılanlara
kalben buğz ediyor, ül-
kesinde sağduyu hâkim
olsun istiyorlar.
Bu insanlar, hayır konu-
şamayan kişilerin en azın-
dan susmalarını istiyorlar.
Tartışma programlarını
kendilerine yasak ediyor
ve artık huzurun gelmesi
için seccadelerini günde
bilmemkaç defa gözyaşla-
rıyla ıslatıyorlar. Hepsinin
serencamı şu ki, suçluvar-
sa suçunun cezasını -kim
olursa olsun- çeksin, ama
artık buülkeye sulh gerçek-
ten gelsin, kimse birbirini
hedef göstermesin, yapılan
hatalar pek çok doğruyu
görmeyecek kadar da
gözlerimizi kör etmesin.
Beraberce yaşamayı
öğrenebilelim. Ötekileştir-
meden, kişilerin hatalarını,
Demokrasi,
düşündüğünü
ifadeedebilmeözgürlüğünü
getirirken,hakaretetmeözgür-
lüğünüdeberaberindetaşıma-
maktadır.
Dirensağduyu”
Bir grupazınlığınsessizhaykırışı:
Perihan Sağlam
ORTADAKİ
yangını söndürmek için gayret etmek yerine,
yakılan ateşlere odun taşıma telaşı sarmış insanları. “Tek
doğru benim doğrum, bundan başka doğru yok” şeklinde
tavırlar hâkim. Oysa “Benimgibi düşünmeyen elbet yanlış-
tır” demek, yanlışlığın bizzat kendisi olmuyor mu?
Z
Siyaset
haber
ajanda