52
ocak
2014
Kapak Dosyası
haber
ajanda
saymaktır. Oysa Mehdilik algısında, Meh-
di liderliğinde oluşacak iktidar tek başına
ve tek vücut iktidardır. Hz. İsa’nın Mehdi
ile ilişkisi de Hıristiyan dünyaya verilen
rol açısından oldukça manidardır. Diyalog
mantığının gizli ve ironik portresidir bu
aynı zamanda. Ancak her cemaat, kendi ya-
şadığı dönemde Mehdi’nin gelmeyebileceği
için “hazırlık dönemi” jargonu ile kendini
manen bir koalisyon üyesi olarak görür. Bu,
her dindar grubun ilişkiye girdiği, iktidar
odaklı kurum veya partilere nispetle ken-
dini Mehdi’nin manevi temsilcisi sanması/
vehmetmesi ile sonuçlanır. Dolayısıyla po-
litik dindarlık aşamasına gelen her hareket,
kendini meşru görmekle yetinmez, aynı za-
manda dünyevi iktidarların itaatini isteyen
gerçek iktidar sahibi olarak görür kendini ve
üstelik de “bu dünyada gerçekleşsin” ister.
Bu noktada sorun şu: Hizmet Hareketi,
durduğu yer olarak manevi mevcut iktidarın
koalisyonu olarak gördüğü için mi çıktı bu
sorun, yoksa AK Parti’nin dindar gruplar-
la birlikteliğini Mehdi ile koalisyon içinde
anlamlandırdığı için mi? Bu konu, başlı ba-
şına bir başka tartışma konusudur. Ancak
dindarların iktidar ortaklığı algısını, Mehdi
dönemi anlamlandırması içinde kutsayan
manevi koalisyon düzeyine Hizmet Hare-
keti getirmiştir.
2.
Cilt içinsonsözler
Hizmet Hareketi’nin algı yönetimindeki
sözlüğünden aldığımız bu kelimeler için
birkaç hatırlatmada bulunmakta fayda var.
Acaba Hizmet Hareketi bürokrasi, diyalog
ve muhabbet fedaisi/ışık evleri konuların-
dan başlayan, ama bugün geldiği bu nokta-
da insan ve finans kaynağını tehdit altında
hissettiği için -kim olursa olsun- “Savunma
hakkı kutsaldır” şeklindeki bu sözlük ge-
çici olarak mı kullanıyor? Ayrıca Hizmet
Hareketi, yarına ilişkin iktidar odaklı he-
sapların oyununa gelmediğini ispatlayacak
adımlar atarak normalleşmeden yana mı
tercihini koyacak, yoksa siyaset için sahaya
inmektense sahanın tozunu yutup, hak ede-
rek iktidara gelenleri bekleyip pazarlığını o
aşamada sürdürecek ve artık içinde cemaat-
lerin/örgütlerin olduğu “görünmez adamlar
iktidarı” dönemini mi başlatacak?
Sonuç
Şimdi bu yeni baskısı yapılmış iki ciltlik
algı yönetimi sözlüğünü incelemiş birileri
olarak, son tahlilde birkaç cümleyle bizde
oluşan fikri paylaşalım.
Hizmet Hareketi, “İslamî toplum” hedef-
li sosyalleşme eğrisi içinde günahları fıkhi
yasalarla, toplumdaki tüm tarafları bir ara-
da tutacak hukuk devletini Sünni hukukla
(
Türk-İslam milliyetçiliğinin ana gövdesine
yaslanan Osmanlı Sünniliğidir bu) ve kamu
adaletini de her türlü Hizmet Hareketi’ne
hakkının verilmesi olarak tanımlayarak yola
çıkmış, ancak fıkhi yasalara hayat hakkı
tanımamaya and içmiş bir yasa merkezli,
otoriter laikçi yargıyla karşılaşmış; Sünnilik
hukukuna hayat hakkı tanımayacağına and
içmiş, reddi miras üzerine kurulu ve Türk-
leştirme politikalarına adanmış ulusalcı güç
tarafından düşman ilan edilmiş ve kamu
adaleti noktasında da susması karşılığında
yol alabileceğini telkin eden derin devlet ile
Bosna’da olduğu gibi yaklaşık yüzde 20’si Müslüman olan 620 bin nüfuslu Karadağ’da da Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan için dua edildi. Erdoğan için dua edilen camilerden biri de Podgoritsa yakınlarındaki Osmanlı Şehitliği’nin
bulunduğu Tuzi’deki Nizam Camisi... (AA – Adel Ömeragiç)
tanışmıştır. Sonuçta da 28 Şubat sürecinde
kararlarını vermiş bir harekete evrilmiştir.
(
Bu kararların ne olduğunu zamanla görü-
yor ve derleyebiliyoruz.)
Bunların aksine, yine kararını vermiş ve
AK Parti’yi kurmuş başka bir hareket de
iktidara geldiği ilk dönemde Hizmet Ha-
reketi ile beraber paralel bir hareket oluş-
turmuş, algı yönetiminde görev paylaşımı
yapmıştır. Ancak ikinci iktidar döneminde
ise AK Parti veya başka bir irade, Hizmet
Hareketi’ni fıkhi yasalara dayanan cema-
at algısını Türkiye Cumhuriyeti yasalarına
müdahil” sıfatıyla ve “Camia” ismiyle taşı-
mıştır. Ulusalcı kanadın güvercin kısmıyla
uzlaştırarak dış politikada devletine hizmet
edecek iç-dış okullar üzerinden yetiştirilen
muhabbet fedaileri devlet fedaisine dönüş-
türülmüş ve en önemlisi de güce dönüşen ve
iyi” olarak anılan her şeyde ama her şeyde
katkısı olduğu algısı oluşturulmuştur.
Böylece Hizmet Hareketi, adı konulma-
mış da olsa, başta Türkiye olmak üzere bir-
çok ülkede kendini (öncelikle) manevi bir
koalisyon ortağı olduğu vehmine kaptırmış,
zamanla da İslam dünyasını temsil nokta-
sında tüm dünya tarafından kabul görmüş,
hatta tescil edilmiş bir “temsil adresi” hak-
kının kendisinde olduğunu düşünerek bir
güç zehirlenmesine kapılmıştır. Doğrusu
bunu, kim, ne içirirken, içine ne atarak sağ-
lamış bilemeyiz; ama bu sürece paralel AK
Parti’nin katkısı, ayrı bir başlık altında ay-
rıca sorgulanmalıdır. Sanırım bu özeleştiriyi
parti, kendi içinde yapıyordur.
Fıkıh yasalarından yargı erkine,Sünni hu-
kuktan modern hukuk avukatlığına, kamu
adaletinden “Hizmet’in hakkını verin” ısra-
rına kadar uzanan bu serüvende geriye tek
şey kaldı: Dua ve beddua...
1.
Cildin yazarı, yaralı ve hayati tehlike-
si olmasa da ameliyatta. Duacıyız... Hem
iyileşmesi için, hem de yolsuzluklar nokta-
sında ahirette hesabı verilmeyecek işlere bu-
laşmamak noktasında... 2. Cildin yazarı ise,
hayati riski yüksek ve kaybetme olasılığımız
olan bir ameliyatta. Kendini Türk doktorları
yerine yabancı doktorlara emanet ettiği için
ameliyat sırasında ve sonrasında endişemizi
arttıran birçok sebep var. Allah yardımcımız
ve yardımcısı olsun. İki tarafı seven de ame-
liyat kapısında ve dua halinde bekliyoruz.
Bedduanın öldürdükleri ise çoktan gömül-
dü ve taziyeleri kabul ediliyor. Hepimiz için
bu süreç, bir şekilde netleşecek. Tek kaza-
nım ise, geride kalan müthiş iki ciltlik bir
eser olan “Algı Yönetimi Sözlüğü”...