49
ocak
2014
saplaşma başlıyor. İki taraf da karşılıklı “algı
yönetimi operasyonu”yapıyor.Diğer taraflar
ise ikinci lig düzeyinde kaldığı için yarıştan
koptular ve seyirci pozisyonunda bir tarafı
tutuyorlar. Türkiye, Hükümet ve Cemaat
odaklı algı yönetiminde bir kırılmaya tanık-
lık ediyor.
Operasyon, yargı eksenli değil, zihniyet
eksenli sürüyor/ sürdürülüyor. Bu operas-
yonların finaline kadar ortaya çıkan kavram-
sallaştırmalardan ise hepimiz (Türkiye’deki
tüm taraflar) için müthiş bir sözlük kaynağı
çıkıyor. Bu algı yönetimi kapışması, Ga-
zeteciler ve Yazarlar Vakfı’na göre 2011’de
başladı.2011,AK Parti ile Hizmet Hareketi
arasındaki “algı yönetimi iktidarı” mücade-
lesinin start aldığı yıl oldu. Gezi olayları,
dershaneler ve yolsuzluk, gerçek operasyon
alanları değil, aksine asıl operasyonu giz-
lemeyi sağlayan ve taktiksel olarak açılmış
cepheler biçiminde işlem ve işlev görüyor.
Şimdi İslam dünyası için “Şer sandığınız-
da hayır olabilir” hikmetince kazanım gö-
rülmesi gereken algı yönetimi sözlüğünün
ilk oluşan kelimelerine birlikte göz atalım.
AK PARTİ’NİN ALGI
YÖNETİMİ SÖZLÜĞÜ
(1.
CİLT)
Gezici odak
Gezi olayları ile tespit edilen, dershane,
yolsuzluk ve yarın bir başka konuda orta-
ya çıkacak “Gezici” özelliği taşıyan odak...
İstihbarata dayalı ve provakatif teknikler
üzerinden yürütülen derin algı yönetimi-
nin Gezici karakteri ilk defa isim çağrışımı
üzerinden Gezi olayları ile anlamlandırılmış
oldu. Yani gerçekten Gezici olan ve kullan-
maya yönelik odaklama yöntemi,Gezi olay-
ları ile özdeşleştiği için sözlükteki yerini aldı.
Toplum, “Mesele Gezi değil” algısını mük-
tesebatına ekledi, “Mesele dershane veya
yolsuzluk değil” serisini garipsemiyor. AK
parti için yeni Türkiye’yi engellemek isteyen
ve Gezi olayları ile start alan “Gezici Odak”
tanımıyla deşifre edilen bir adres var artık.
Cübbeli iktidar
İlk defa asker cübbesi (asker kıyafeti, as-
kerin cübbesi hükmündedir) ile siyaset, yar-
gı cübbesi ile siyaset, üniversite cübbesi ile
siyaset ve en son Hoca(efendi) cübbesi ile
siyaset iletişimi/ilişkisi “cübbeli iktidar” ta-
nımı ile gayr-i meşru şekilde ilan edilmiştir.
Siyaset algımıza bir eşik konulmuştur: “Si-
yaset yapacaksan cübbeni çıkar…”
AK Parti, önce askere, sonra üniversite
hocasına ve derken yargıya “İktidar odaklı
siyaset yapacaksan cübbeni çıkar!” demiş
ve karşılaştığı direnci cübbeli iktidar kav-
ramsallaştırmasıyla başlattığı algı yönetimi
operasyonu sayesinde kırmıştır. Şimdi ge-
ride kalan son cübbe olan hoca cübbesine
aynı teknikle operasyon düzenlemektedir.
Ancak karşılaştığı direnç, çift dikişli cübbe
kalitesinde olmuş ve ilk defa yargı cübbesi
ile hoca cübbesinin aynılaştığı algısı yeni bir
eşik kazandırmıştır Türk siyasetine.
Bu eşik, “siyasete ilişkin konuşma” anla-
mında değil, “İktidar odaklı taraftarlığın
olacaksa, bunu parti kurarak veya katılarak
beraberinde büyük bir entellektüel kriz de
yaratacaktır. Örneğin gönül tahtına talip
olduğunu söyleyenlerin “taht” vurgusu, hem
akademik, hem de siyaset bilimi açısından
gözden geçirilecektir.
Yolsuzluk tartışması, bazı hüküm giyme-
ler ve seçmenin iktidar partisinin kredisini
düşürmekle sonuçlansa bile kendi yatağında
akan siyaseti anlamsızlaştıramayacaktır. Fa-
kat artık “gönül adamı”ve “hizmet”vurgusu,
ilgili ve/veya destek verici herkesi potansiyel
gizli iktidar taliplisi zannı altında ezecektir.
Yani her cübbe, artık iktidarın içinde gizle-
neceği imkân olarak tartışılacaktır.
AK Parti, sonraki yıllarda asla işin için-
den çıkamayacağı bir operasyon ihtiyacını
yap. Cübbeni çıkar!” bağlamında, sahaya
davet edici bir eşik olmuştur. “Eşik” diyo-
ruz, çünkü ilk defa siyaset etmekle iktidar
odaklı operasyon yapmak Cemaat’in üze-
rinden özdeşleştirildi. Ancak siyasetle de-
ğil (yani sahayla değil), tamamen iktidarla
(
hem nimetlerinden yararlanma, hem de
iktidarın itaatini isteyen anlamda) ilgilenen
Cemaat’in çoktan aştığı bu eşik, iktidar ta-
rafından “Sınırı aştılar” şikâyetine evrilmiş
durumda.
Ayrıca iktidar algısı zaten cübbeli iktidar
olan tipik Anadolu cemaatçiliğinin yeni bir
evreye gireceğine işaret eden bu eşik oyunu,
şimdilerde çok ama çok ucuz maliyetlerle
atlatabilecek bir imkâna kavuşmuş ve Hoca,
cübbesini kendi elleriyle çıkarmıştır…
Yandaş devlet
Yandaş medya, yandaş güçler, yandaş
STK’lar vurgusu üzerindenmanipüle edilen
olaylar içinde unutulan bir gelenek var; o da
yandaş devlet”... Devletin geleneğinde, her
zaman yandaşı olduğu bir hükümet, cemaat
ve bir örgüt vardır. Yani günü gelince devlet
ile özdeşleşen, devletin projelerinin uygu-
layıcısı olan bir güç, artık varlığını yandaş
devlet üzerinden yürütmektedir. Nitekim
İlk defa asker cübbesi ile siyaset, yargı cübbesi ile siyaset, üniversite cübbesi ile siyaset ve en son Hoca(efendi)
cübbesi ile siyaset iletişimi/ilişkisi “cübbeli iktidar” tanımı ile gayr-i meşru şekilde ilan edilmiştir. Siyaset algımıza
bir eşik konulmuştur: “Siyaset yapacaksan cübbeni çıkar…”