37
ocak
2014
Prof. Dr. Refik Turan
müessiriyetine sahip değillerdir. Bu yüzden
bütün dünya devletlerinin ekonomilerinin
temel özelliği “kırılganlık”tır. En sağlam
ekonomiler bile dış tesirlere açıktır. Olum-
suz dalgalanmalar karşısında hiçbir ekono-
minin uzun süreli dayanma gücü yoktur.
Ortaçağ, hatta Yeniçağ’da ekonomilerin
böyle bir menfi özelliği yoktu. Devletler,
ekonomilerine yönelik dışarıdan gelecek bir
tehlikeyi gördüklerinde sınırlarını kapatıp
kapalı ekonomiye geçerek, iç piyasalarını
belli bir seviyede tutarak ekonomilerini is-
tenilen seviyede koruyorlardı. Bugün, artık
bu imkân kalmamıştır. Sanayileşme, enerji
akışı, bilgi paylaşımı ve ihracat pazar kural-
ları, buna artık imkân vermemektedir. Bir
bakıma dünya ekonomi ağı, makro ölçekte
birleşmiştir.
Son yapılan operasyon,Türk ekonomisini
buhrana sokmamış, ancak sarsmıştır. Sar-
sıntının nereye kadar devam edeceği belli
değildir. Sarsıntı, sadece mali sonuçlar değil,
siyasî sonuçlar da doğurabilecektir. Operas-
yondan sonra gelen ikinci operasyon teşeb-
büsü de yine aynı doğrultuda yapılan bir icra
olarak gözlenmektedir. Bu olayların sonucu
dört bakan görevlerinden ayrılmış, on yeni
bakan Hükümet’te işbaşı yapmıştır.
Muhalefet ve bazı çevreler, yolsuzluk id-
dialarına büyük tepki göstermiş, konunun
derinlemesine araştırılıp hukuki işlem ya-
pılmasını istemiştir. Buna karşılık Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, bunun normal bir
yolsuzluk operasyonu olmadığını, operas-
yonu yapan hukuk ve emniyet kadrolarının
tamamen hukuk dışı yöntemle bu icrayı ger-
çekleştirdiğini, amacın yolsuzluğun üzerine
gitmek olmadığını, hedef olarak kendisinin
veHükümet’in alındığını kesin bir dille ifade
etmiştir. Bu konudaki düşüncelerini kamuo-
yuna ısrarla anlatmaya da devam etmektedir.
Ayrıca Başbakan, devleti dinlemeyen, devle-
te paralel organize bir gücün küresel boyutta
alınan kararlar mucibince bu operasyonu
yaptığını iddia etmektedir. Bu durumda ya-
pılan operasyon ve sonuçları ve de mevcut
iddialar, topyekûn milleti ilgilendiren çok
hacimli bir problem haline gelmiştir.
Operasyonla beraber
ortaya çıkanproblem
Operasyonla beraber Türk toplumunu
ilgilendiren dört temel sonuç ortaya çık-
maktadır.
1-
Mevcut iddialar doğruysa, bakanlık
seviyesinde bazı parasal yolsuzluklar vardır.
Bu konuda insanların masumiyet karinesi
hakkına dikkat edilip, sonuna kadar gidile-
rek taviz verilmeden araştırma yapılmalıdır.
Zaten konuyla ilgili muhalefet de, iktidar
da prensip olarak yolsuzluk iddialarının
üzerine gidilmesi gerektiğini söylemekte-
dir. Toplumun haklarına yönelik bir cürüm
olan yolsuzluğun kabul edilemez bir durum
olduğu çok açıktır. Bu hususta tartışılacak
fazla bir şey de yoktur. Zaten başından beri
yolsuzluklar konusunda iddialı olan AK
Parti ve hükümetinden başka bir davranış
beklenmez.
2-
Başbakan’ın, yapılan operasyonun
devlete paralel bir yapılanma olduğu iddi-
alarının arkasından ortaya çıkan bazı bil-
giler, yargı ve emniyet içinde bir operasyon
grubunun, alışılmışın dışında farklı işlem
yaptığı gözlenmektedir. Örnek olarak, ya-
pılan işlemden Başsavcı, Emniyet Müdürü
ve Vali’nin haberi yoktur. Tabiî bu doğrul-
tuda Adalet Bakanı ve Başbakan’ın da ha-
beri olmamıştır. Bu olmalı mıydı? Elbette
olmalıydı. Bunun dışındaki bütün iddialar
ve tartışmalar abesle iştigaldir. Devlet için-
de organize bir grubun, devlet hiyerarşisi
dışında serbestçe hareket etmesi diye bir
kural asla olamaz. Bu hususu bir profesör
yazar, “yargı erki” ile açıklamaya çalışmıştır.
Öncelikle “erk” kavramı, devletler huku-
kundaki “hâkimiyet” kavramıyla alakalıdır.
Hâkimiyet” de “bir milleti yönetme hakkı
ve gücü”nü ifade eder. Bunu da klasik de-
mokrasilerde millet, seçim yoluyla Meclis’e
verir.Meclis bu hakkı kullanır.
1961
Anayasası’nı yapanlar bu durumu
bozmuşlardır.“Hâkimiyet”anlayışınınkulla-
nılmasını bazı üst kurumlara yüklemişlerdir.
Bu bozulma, 2010 referandumuyla kısmen
düzeltilmiştir. Ancak bunun kısmen olma-
sının bazı menfi sonuçları, bazı yargı men-
supları eliyle yeniden ortaya konulmaktadır.
Devlet kadrolarından organize bir grubun
devlet disiplini dışında, hiyerarşi dışında
icraya girmesi, devlet işleyişinin sıhhatini
bozar. Sonuç iyi çıksa bile kabul edilemez.
Bu durum, tartışmasız şekilde “devlete karşı
işlenilmiş açık bir suç”tur. Bu da kalkışma,
isyan, organize suç işleme gibi sıfatlarla va-
sıflandırılabilir. Ama hiçbir zaman normal
bir hukuk operasyonu olamaz. Türk tari-
hindeki ve günümüz dünya devletlerindeki
örnekler, bunu açıkça ortaya koymaktadır.
3-
Operasyonun, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın iddia ettiği gibi küresel bir gü-
cün direktifleri doğrultusunda yapılması çok
tehlikeli bir durumdur. Doğruysa vahimdir.
TürkiyeCumhuriyeti Devleti vemilliyetinin
istiklâli”ni tehdittir. Bunun da tartışılacak
hiçbir yönü yoktur. Konu, iktidarın yanı sıra
muhalefetin de şiddetle reddetmesi gereken
mütecaviz bir harekettir. Ancak şu noktada
uluslararası müdahale boyutuna dikkat edil-
melidir.
Son Osmanlı döneminde yaşanılan
Adalı Halil”in kahramanı olduğu “istiklâl”
hikâyesinde olduğu gibi, Türkiye’nin de
istiklâline halel gelmesi söz konusudur.
Adalı Halil, Batı Anadolu kasabalarında
yaşayan bir gençtir. Günün birinde elinden
bir kaza çıkmış, kavga ettiği birini öldür-
müştür. Yakalanıp muhakeme edilen Halil,
idama mahkûm olmuştur.
Tam infaz edileceği zaman beklen-
medik bir gelişme olur, İzmir ve İtalyan
Konsolosluğu’ndan gelen bazı görevliler,
idamın durdurulmasını ve Adalı Halil’in
kendilerine teslim edilmesini isterler. Zira
Adalı Halil, On İki Adalar denilen adalar-
dan gelmiştir. Bu adalar da o sıra İtalyan iş-
galindedir. İtalyanlar, buna dayanarak Adalı
Halil’i kendi vatandaşları kabul etmekte ve
kendilerine verilmesini istemektedirler. Bu-
rada mesele, Adalı Halil’in insanî haklarını
korumak değildir. Amaç, emperyal bir güç
olarak Osmanlı adalet sistemine müdahale,
Osmanlı Devleti’nin istiklalini zedeleme ve
yönetme hakkını engellemedir.
Bu son olayda da böyle bir durumun ol-
duğunu söylemek hiç de yanlış olmayacak-
tır.
Operasyon, özellikle ekonomik, sosyal ve
siyasi sonuçları olabilecek bir olaydır. Şim-
diden Türk kamuoyunun aleyhine milyarca
dolar zarar ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki bu
zamanın telafisi ve tazmini de yoktur. Sar-
sıntı devam ederse, enflasyon sonucu toplu-
mun sosyo-ekonomisini bozacak sonuçlar
da çıkacaktır. Ayrıca Türkiye’nin, önümüz-
deki bir yıl içinde yapacağı seçimler de ke-
sinlikle bu gelişmelerden etkilenecektir. Bu
boyutun yönünün ne olacağı da henüz kes-
tirilememektedir.
AksayanTürkdemokrasisi
Demokratik yönetimlerde iktidar ve mu-
halefet partilerinin mevcudiyeti, parlamen-
ter sistemin zarureti kadar gerekli bir unsur-
dur.Hükümetin ve bakanlıkların işleyişinde
en önemli kontrol mekanizması muhalefet-
tir. Bu doğrultuda yolsuzluk da dâhil iyi git-
meyen işlerin üzerine gitmek, dertleri dile
gelmeyen halkın isteklerini dile getirmek,
dış politikada yanlış yapan iktidarı ikaz et-
mek, bu konuda halkı uyarmak muhalefe-