35
ocak
2014
Siyaset
haber
ajanda
EN
içinde ben vardır ve
o ben bende bulunduğu
müddetçe, özümde iyi bir
varlığımdır. Bu sebeple
insan, hiçbir zaman öteki
değildir. İnanmayan insan,
çamura bulanmış bir altın-
dır. Onu yıkarsanız, yine
altın gibi parlayacaktır. “Ey
insan! Seni merhametli
olan Rabbine karşı ne
aldattı?” sorusuna verile-
cek olan cevap da ötekinin
kimolduğunu gösterecek-
tir. Ötekinin aldatılmışlığı
ile inşa olan siyaset, özüne
dönüşmücadelesindedir.
Öteki, ön yargılı ve
başkaları adına dinleme
ile işitme hastalığına yaka-
latarak aldattı. Bizi anla-
tırken, hakikatte olan bizi
değil, kendi tasavvurun-
daki bizi anlattı. Siyasete
de sirayet etti ve siyasetin
fıtratının ezberini bozdu.
Bu ezber bozulunca, si-
yaset, nefretin sistematik
organizasyonu oldu.
Ötekinin aldatılmışlı-
ğından kurtulup fıtratına
dönmek için siyaset, inşa
silsilesine uymak için ku-
lakmisafiri, sonra da yürek
misafiri oldu. Yürekmisa-
firi olmak için de yüreğine
yazılanı yaratan Rabbin
adıyla okuması gerektiğini
gördü. Emaneti alıp, mede-
niyetinin berrak sütünden
içip, inşa olamayınca
sığınmasını bilmeyeceğini
ve sığınmasını bilmeyenin
de bilinmeyenin, görün-
meyenin, karanlığın kötü-
lük tanrısı olduğunu iddia
edeceğini gördü.
El-Vekîl olan Allah,
sonsuz güven veren ve tek
koruyucu otoritedir. Vekîl
sıfatında tek olan Allah’tır.
Siyaset, “Hasbunallahu ve
ni’me’l-Vekîl” cümlesini
yazılımına yüklemiş bir
milletin karşısına geçip
ilahlık taslayanınmüebbet
hapis cezası alacağını ve
bir de Allah’ı vekil kılan
müvekkili gördü. Böy-
lelikle siyaset, yetkisini
Allah’tan aldığını ve yeryü-
zünü inşa ve imarla yetkili
kılındığını gördü. Yönetici
müvekkil yönetime ehil ol-
malıdır ve ehil olduğu gibi
emaneti ehline veren kişi
olmalıdır. Yönetici, âlim
ve adil kişidir. Aksi halde
ehil olmayanmüvekkil,
Allah’la pazarlığa girişir ve
Allah ile pazarlığa girişen
Yahudileşmiştir, ahdini
ve fıtratının ezberini boz-
muştur.  
İnşa silsilesini karış-
tıransa varlığı karıştırır.
şahsiyetler yetişsin.
Halkın talebi yöneticiye,
yüklendiği işten dolayı he-
saba çekileceğini hatırlattı.
Ötekinin aldattığı toplum-
lar, başlarına gelen bela ve
musibetleri başkalarına
veya Yaratan’a yüklerler.
Biz her insanın kaderini
kendi çabasına bağlı kıl-
dık” (17:13) diyen Kur’an,
Sen beni yoldan çıkardın”
diye Allah’a iftira eden
Şeytan’a kaderciliği red-
dettiğini gösterdi. Siyaset,
kaderciliği de reddederek
fıtratına dönebileceğini
gördü.
Haddini bilmeyen, eşsiz
yönetici vemülkünde
mutlak otorite sahibi
el-Melik olan Allah’tan rol
kapıp Akad kralı Naram-
Sin gibi isminin sonuna
Sin” ekleme derdinde.
Ancak aldatılmış siyasetin,
nefretin sistematik orga-
nizasyonu olmaktan çıkıp
sevginin organizasyonu
haline gelmesindeki mü-
cadelesi başlamıştır.
Varlığı karıştıran şer olur.
İnsanî bir hareket olan si-
yasetin kaynağı da Kur’an
olacaktır ve Kur’an’a göre
inşa edilecektir. Aksi halde
köleliğe devamda karar
kılmış oluruz ve çelişki-
lerle dolu ideolojilerle
yanlış konumlanmamızı
gerekçelendirmeye çalışır-
ken köleliğini inkâr etmiş
bir beşer olarak şeytanın
sahnesinde rolümüzü
kapmış oluruz.
Çok seven, çok sevilen
vemutlak ve sınırsız,
eşsiz ve benzersiz sevgi
kaynağı El-Vedûd olan
Allah, hemçok sevendir,
hemçok sevilendir, hem
de yarattıklarına sevme ve
sevilme yeteneği verendir.
Seven ise sevdiğine itaat
eder. İla’y-ı kelimetullah ve
nizam-ı âlemdüsturunu
yazılımına yüklemiş Türk
milleti, iyi bildi ki her şeyi
yaratan ve bir ölçüye göre
düzenleyen Allah’tır. Ve
bildi ki her devlet, el–
Melik’inmülkünde kuru-
lur. Var etme erkini kendi
uhdesinde gören zavallılar
ile yola çıkılmayacağını
gören siyaset, Türklerin,
birliği yaşamak” düsturu
ile gökyüzünü çadır bel-
lemişliğini gördü ve bu
bayrak altında ittifaklar
yapmanın, haklarımızı ve
menfaatlerimizi koruya-
cak teşkilat ve otoriteye
sahip olmanın farkına
vardı.
Adem’den geldik, pey-
gamber çocuğuyuz. Araya
zamanı koyarsak peygam-
ber torunuyuz. “Mümin,
müminin kardeşidir”
dendi ve kardeş kılındık.
Bu kardeşlik hukukunu
bilen ilimsahipleri, meyda-
na çıkıp ceplerinde taşıdık-
ları emanetleri sahibine
vermelidir. Aksi halde
hesap gününe, sevabının
tohumunu cebinde getir-
miş olacaktırlar. Emaneti
vermelidirler ki o tohum,
çekirdeğini çatlatıp çıksın,
büyüyüpmeyveler versin.
Kur’an’a göre inşa edilmiş
Alparslan Şimşek
HALKIN
talebi yöneticiye, yüklendiği işten dolayı hesaba
çekileceğini hatırlattı. Ötekininaldattığı toplumlar, başlarına
gelen bela ve musibetleri başkalarına veya Yaratan’a yük-
lerler. “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”
(17:13)
diyen Kur’an, “Sen beni yoldan çıkardın” diye Allah’a
iftiraedenŞeytan’akaderciliği reddettiğini gösterdi. Siyaset,
kaderciliği de reddederek fıtratına dönebileceğini gördü.
Özedönüş
B