33
ocak
2014
Prof. Dr. Turan Güven
AK Parti’den ayrıldıklarını açıkladılar. Ay-
rılanlardan bazıları operasyondan, bazıları
da Başbakan’ın çevresindeki insanlardan ra-
hatsızlıklarını dile getirdiler. Zaten Kütah-
ya Milletvekili Prof.Dr. İdris Bal, daha önce
hükumetin iç ve dış politikasını eleştirmek-
ten dolayı ihraç talebiyle disiplin kuruluna
verilmiş, kararı beklemeden istifa etmişti.
Bütün bunlara baktığımızda, operasyo-
nun hükumette ciddi bir erozyon yarattığı-
nı söylemek mümkün.Milletvekili sayısının
yeterli olmasının verdiği rahatlıkla, Başba-
kan, ayrılanları yeniden kazanmak gibi bir
çaba içerisine girmedi. Bence de doğrusu-
nu yaptı.Sadece boşalan bakan koltukları da
dahil 10 kişilik bir kabine revizyonu ile “yola
devam” kararı aldı.
Çok eskilerden günümüze kadar gelen
güzel bir söz vardır; “Avcı nice al bilse, til-
ki onca yol bilir” derler. Yani avcı tilkiyi av-
lamak için ne kadar tuzak kursa, tilki de o
tuzaktan kurtulmak için o kadar kaçacak
yol bilir... Gavurda oyun, hile ve tuzak hiç
bitmez... Onunla mücadelede kurnaz ol-
mak yetmez; Allah’ın yardımını da arka-
nıza alacaksınız. Allah’ın yardımını almak
için birinci ilke “doğru” olacaksınız, ikinci
ilke ise “doğru insanlarla yürüyeceksiniz”...
Eğer bunları yapmazsanız, kiminle aşık at-
tığınızı da bilmiyorsunuz demektir. Elin
adamı öyle bir zayıf yerinizden yakalar ki,
kıpırdayacak durumunuz kalmaz.
Türkiye, bilim ve teknolojide ileri olan,
dünyanın üstün beyinlerini ve akıllarını kul-
lanan, hiçbir ahlaki değer tanımayan küresel
aktörlerle mücadele ettiğinin farkına var-
malı ve buna göre hareket etmelidir.Dünya,
bu ahlaksız aktörlerin 20’nci yüzyılın ilk ya-
rısından günümüze kadar devamlı fitne, zu-
lüm, yoksulluk, yolsuzluk ve ahlaksızlık üret-
tiklerini artık görüyor. Belki kısa sürede bu
küresel aktörlerin gücüne erişmemiz müm-
kün olmayabilir; ama onlardan daha ahlaklı
olmamızın önünde hiçbir engel yoktur.
Operasyonun konusu olan yolsuzluk da
dahil, operasyonun arkasındaki küresel güç-
ler ve onların yerli işbirlikçileri ile ilgili çok
geniş değerlendirmeler yapıldı. Konu, bü-
tün gazete köşe yazarlarının neredeyse bir
ay boyunca değişmeyen gündemiydi... Nor-
mal zamanlarda bile Başbakan’a ağız dolu-
su hakaretler yağdıran muhalefetin, böyle
bir olayı kaçırması düşünülemezdi.Nitekim
Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’den, hemen her gün
beklenilen zehir zemberek açıklamalar gel-
di... Gerçi onların yerinde hangi muhalefet
olsa aynı şeyi yapardı; belki sadece üslupta
bir farklılık olabilirdi. Şahsen ben, bugün-
kü muhalefetin Türkiye’nin sivil siyasetinde
yapıcı bir rol oynadığına ve TBMM çatısı
altında ülkenin temel sorunlarının çözü-
mü için önemli bir işlev yaptığına inanan-
lardan değilim. Eğer böyle bir iyi niyet ta-
şımış olsalardı, Türkiye’nin sivil siyaseti ve
geleceği açısından çok önemli dönüm nok-
talarında doğru yerde konumlanır çözüme
katkı sunarlardı. Ne yazık ki, muhalefetten
bunu hiç göremedik. Mesela Anayasa refe-
randumunda MHP’nin BDP ve PKK ile
aynı safta yer aldığını gördüğümde söyle-
necek bir şey bulamamıştım. Şimdiye kadar
sergiledikleri muhalefet stratejileri (!), onla-
rı aksiyon partisi değil reaksiyon partisi ol-
maktan öteye taşıyamadı. Tepkisel var olu-
şun hafifliği ile yollarına devam ediyorlar...
Türk halkı, muhalefetin yürüttüğü siyase-
te bakarak bunların AK Parti Hükumeti’ne
alternatif olamayacağını görüyor. Halkımız,
Einstein’ın ortaya attığı “izafiyet teorisini”si-
yasi anlamda çok iyi kullanıyor. AK Parti
Hükumetleri’ni önceki parçalı hükumet ya-
pıları ile karşılaştırıyor ve kararını öyle ve-
riyor. İşte bundan dolayı gerek CHP, gerek
MHP ve gerekse BDP’nin yolsuzluk ope-
rasyonu ile ilgili söylediklerini fazla ciddiye
almıyor. Ancak bu durum, ortada var olan
yolsuzluğu da kapatmıyor.
Operasyonun üzerinden zaman geçtik-
çe, bunun bir “temiz toplum yaratma” gibi
yüce bir eylem olmadığı anlaşılıyor. Hüku-
met cenahından gelen açıklamalara bakılır-
sa, bu operasyon, emniyette ve yargıda meş-
ru devlet hiyerarşisinden bağımsız olarak
hareket eden bir organizasyonun eylemi-