29
ocak
2014
kurumlarının- azlığıdır.
Üniversitelerin kurulması farklı bir süreç
oluşturduğu için, ortaöğretim kurumları
hızla artarken, üniversite sayıları aynı hızla
artmıyordu. Dolayısıyla üniversitelere gir-
mek her yıl daha da zorlaşıyor,bu da berabe-
rinde yarışı getiriyordu.Dolayısıyla bulunan
ilk çözüm, üniversitelere giriş için bir sınav
konularak, buna bağlı şekilde özel dershane
kurmaya başlanarak ve çoktan seçmeli test
tipi soruları yaygınlaştırarak bulunmuştur.
Yalnız üniversitedeğil,
lise içindedershane
Bunun yanında, ortaöğretim kurumları
arasında önceleri sadece Ankara’da bulu-
nan fen lisesi hızla yurda yayılırken, ilkokul
mezunlarının girdiği Anadolu liseleri ise
ortaöğretim seviyesine getirilmişti. Anado-
lu liselerinin İngilizce eğitim vermeleri ise,
kendilerine olan ciddi bir talebi beraberinde
getiriyor, bu okullara girmek isteyenler için
de başka bir yarış kendiliğinden başlıyordu.
Bu da dershanelerin sadece üniversiteler
için değil, aynı zaman da ortaöğretime geçiş
için de ekstra bir hazırlık gerektirdiğini gös-
teriyordu. Böylece dershanelerin sayısı hızla
artmaya başladı.
OKS ve ÖSS hayatımızın bir parçası
olmuşken, 2003 yılında, sınav sisteminin
eğitime getirdiği sorunu çözmek için OKS
sınavı kaldırıldı ve SBS’nin getirilmesiyle sı-
nav sayısı üçe çıkmış oldu. Bununla beraber
dershaneler, neredeyse her ilçede açılmaya
başlamıştır.
ÖSS tek aşamalı halden iki aşamalıya geç-
miş, daha sonra da alanlara göre sınavların
gelmesiyle ortaöğretimden yükseköğretime
geçiş sınavlarının sayısı artmıştır. Tabiî bir
de yükseköğretim mezunlarının kamu ku-
rumlarına girmeleri için bir KPSS eklenin-
ce tam anlamıyla normal örgün eğitimden
mezun olmanın bir anlamı kalmamış, başarı
tamamen sınavlara endekslendiğinden ör-
gün öğretim kurumlarının yanına alternatif
eğitim kurumu olan dershanelerin yerleşti-
rilmesi doğal bir süreç olarak kendiliğinden
oluşmuş ve memleket sathına yayılmıştır.
Haliyle dershaneler, çalışanlarıyla da bera-
ber binlerce insanın oluşturduğu bir sektör
ve istihdam alanı haline gelmiştir.
Kampüs liseleri
Yukarıda hem eğitim tarihimizi, hem de
buna bağlı bazı eğitim sorunlarımızın teme-
lini açıklamaya çalıştım. Bundan sonra ise
eğitim sistemi içerisinde dershanelerin nasıl
bir alternatif eğitim kurumu haline geldiği-
ni ve bu sorunu nasıl çözebileceğimize dair
bazı önerilerimi sunmak istiyorum.
Çok klasik bir deyimimiz, hiçbir zaman
bataklık kurutulmadan sivri sineklerle mü-
cadele edilemeyeceğini söyler. Buradan ha-
reketle, en basit mantıkla dershanelere olan
ihtiyacı ortadan kaldırmadan dershaneleri
kapatmanın pratikte çok da faydalı bir ka-
rar olmayacağı muhakkaktır. Eğer öyle bir
karar alınırsa, tamamen kontrolden uzak,
merdiven altı” tabir ettiğimiz kurumlar
veya birimler oluşmaya başlar.Durum böyle
olunca dershanelere olan ihtiyaç nasıl or-
tadan kalkabilir/kaldırılabilir? Bununla ilgili
ilk önerimi, kaleme aldığım bir makalede
tartıştığım “Kampüs Liseleri”nin üzerinden
yapmaya çalışacağım.
Bu makalede bahsettiğim üzere, eğer or-
taöğretim düzeyindeki liseler kendi arala-
rında kategorize edilirler ve daha zeki (güya)
veya başarılı öğrencileri bir okula (fen lisele-
ri gibi), bundan sonra gelen öğrenci grubu-
nu Anadolu öğretmen liselerine, Anadolu
liselerine ve -nihayetinde ortaöğretimin
zorunlu olmasını da göz önüne aldığımız
zaman- geri kalan öğrencileri mecburen
meslek liselerine gitmiş olacaktır.
Görünürde meslek liseleri, bir bağlamda
fen ve Anadolu liselerine giremeyen öğren-
cilerin gittiği okullar haline gelmeye başlamış
ve bu okullar da eğitimden çok, okul yöneti-
cileri ve öğretmenlerin, öğrencilerin disiplin
problemleriyle uğraştıkları okullar haline gel-
meye başlamışlardır. Unutmamak gerekir ki
istisnaları her zaman olabilir.Ayrıca bu okul-
ların birçoğundan gelen dönütlere göre bir
müddet sonra devamsızlık veya okul bırakma
gibi sorunlar da baş göstermeye başlamıştır.
Durum böyle olunca, meslek liselerinin
amacına hizmet edip etmediği de sorgula-
nır hale gelmiştir. Diğer taraftan öğretmen
liseleri, güzel sanatlar ve spor liseleri gibi
liselerin de amacına ne kadar hizmet ettiği
tartışılabilir. Görüldüğü gibi ortaöğretim-
deki bu farklı okul çeşidi ve yapılanmalar,
Milli Eğitim’in ciddi bir sorunu haline dö-
nüşmeye başlamış, -bu bağlamda benim de
katıldığım birkaç çalıştay yapılmıştır- orta-
öğretimdeki okul çeşitliliğinin azaltılması
yönünde bazı çalışmalar yapılmıştır. Ancak
pek de kayda değer bir şeylerin yapıldığını
söylemek zor gibi görünmektedir.
Çeşitliliğin teke
indirilmesi şart
İlköğretimden (ortaokullardan) ortaöğ-
retime geçiş için, öncelikle mevcut bütün
sınavların kaldırılması ve ortaöğretimdeki
okul çeşitliliğinin azaltılması, hatta teke in-
dirilmesi, mümkünse toplulaştırılarak kam-
püs şeklinde liseler inşa ederek ortaokulu
bitiren öğrencilerin bulundukları yere göre,
yani adrese dayalı olmak üzere bir kampüs
lisesine gitmelerinin önü açılması lazım. 9
ve 10. sınıflardaki bütün öğrenciler için or-
tak bir program uygulanmalı,dolayısıyla öğ-
rencilerin temel alanlardaki dersleri almaları
gerekmektedir. Yani branşlaşmaya hemen
geçmelerinin önü biraz ötelenmelidir.
Daha sonra mevcut not ortalamaları ve
bazı derslerdeki not durumlarına göre ve
öğretmenler kurulu veya zümre öğretmen-
lerinin kararıyla -tabiî öğrencinin de talebi
dikkate alınarak- 11 ve 12. sınıflarda belli
alanlara yönlendirilebilirler. Fakat bu öğ-
rencilerin önünü tamamen kapatmayarak,
gerekli şartları yerine getiren öğrencilerin
yine istedikleri alanlara geçişinin önü her
zaman açık olmalıdır. Böyle bir durumda
öğrencilerin çoğunun tercih edilen alanlara
yöneleceği gibi bir durum göz önüne alınsa
da artık eskisi kadar fen alanlarına rağbet
kalmamıştır. Veliler istese de öğrenci, özel-
likle fen ve matematik derslerinde gerekli
başarıyı gösteremiyorsa, -yine de geçmeyi
isteyeceğini zannetmem- alan derslerinde
başarılı olamıyorsa tekrar farklı bir alana
yönelebilir.
Özellikle 11 veya 12. sınıfta, isteyen öğ-
renciye rağbet edilen veya ihtiyaç duyulan
belli bir mesleki alanda modüller/program-
lar oluşturarak dersler verilebilir, uygulama
imkânları sağlanabilir. Diğer taraftan orta-
öğretimseviyesinde akademik olarak iyi olan
öğrencilere daha ileri düzey dersler verilerek
yükseköğretime hazırlanabilirler. Hatta bu
derslerden bazıları, yükseköğretim düzeyin-
de alacakları dersler yerine sayılabilir.
Kayıptan tasarruf
Görüldüğü gibi fazla detaya girmesem
de kampüs lisesi şeklinde mevcut ortaöğ-
retim kurumlarının (liselerin) toplulaştır-
ması, yeni ve modern binaların yapılması,
eskilerinin -özellikle şehir merkezlerindeki
yerlerin- devredilmesi veya farklı amaçlar
için kullanılması ve metropol dışındaki il ve
ilçe merkezlerinde tam donanımlı, modern
ve günün ihtiyaçlarına cevap veren kampüs
liselerinin inşa edilmesi veya var olanların
dönüştürülmesiyle ilköğretimden ortaöğre-
time geçiş için herhangi bir sınava ihtiyaç
kalmayacağını düşünüyorum.