24
ocak
2014
televizyon ekranında da, liberal bir siyasi
partide de rastlamak mümkündür. Sözü-
nü ettiğim bu geniş kadro nerede istihdam
ediliyorsa, oradan ateş edilmektedir milletin
üzerine, oradan çıkarlarına ters gelen kav-
ramları alt üst etmektedir. Dinin azizleri
tarafından yazılmış bir senaryo dâhilinde
saldırırlar milletimizin kadim değerlerine ve
eğriyi doğru, doğruyu eğri göstermek için.
Düşürdüler mi çıkarlarına ters bir değeri
ağlarına, sırtlanlar gibi saldırırlar.
Medyadinininsilahları
Tarihin her döneminde olduğu gibi, bu-
gün de rakiplerini sindirirken, insanoğlunda
mevcut bulunan altı zayıf damarı kullandık-
larına şahit oluyoruz. Bunlardan ilki, üretil-
miş korku duygusudur.Milletin unsurlarını,
ürettikleri hayalî korkular yoluyla sindirir-
ler. Söz edilen bu unsurlardan hiçbirinin
menfaatiyle medya dininin kendi çıkarları
örtüşmediği halde, kullandıkları bilgi çar-
pıtma teknikleriyle korku imparatorlukları
oluşturarak hedeflerine ulaşırlar. Konunun
daha iyi anlaşılması açısından bir örnek ve-
rilecek olursa, toplumun bir kesimini “irtica”
korkusuyla rahatsız ederek diğer kesimin
demokrasi yerine militarist bir yönetim
anlayışına razı olmasının sağlanması veya
milletin başka bir kesimi de “komünist”
tehlikesiyle ürkütülerek darbe taraftarı ya-
pılması gibi pek çok örneklerine rastlıyoruz
tarihimiz içerisinde.
Korku manivelası kullanılarak yaptıkları
manipülasyonlarla iktidarları değiştirdik-
lerini görüyoruz. Sonuç olarak tehditleriy-
Analiz
haber
ajanda
le yeni gelene de, şimdi gidene de -halkın
aleyhine- medya dininin patronlarının çıka-
rına icraat yaptırmaktan geri durmadıkları
biliniyor.
Kullandıkları ikinci zayıf damarsa mo-
dern insanın ihtiyaç kalemlerinin sayısının
çeşitlendirilmesidir. Daha açık ifadeyle, in-
sanı üretilmiş ihtiyaç bağlarıyla kendi çıkar-
larına alet etme projesidir.Tüketmek, tüket-
mek için daha fazla edinmeye çabalayan ve
bunun normal bir olgu olduğunu savunan
bu insanlar,medya dininin beş temel esasın-
dan birincisi olan “hayatın acımasız bir savaş
olduğu” prensibi ve beşincisi “Kişisel men-
faat her şeyin üzerindedir ” ilkesi gereğince
bu dinin gönüllü ve bilinçsiz üyesi olmuşlar
demektir.
İhtiyaç kavramının çarpıtıldığı bir ortam-
da insanların etik, ahlak, din gibi kavramları
ötelemekten başka yollarının kalmayacağı
açıktır. Amansızca kişisel menfaatler uğ-
runa ömürler, “acımasız bir savaş” içinde
birbirini yemekle geçer ister istemez. Kuru
kemikler uğruna ortaya çıkan ihtilaflar se-
bebiyle geniş halk yığınlarının birbirinin
gözlerini çıkartmaları bir yana, sözü edilen
kaosta tasarlanan çıkardan halkımızın payı-
na ancak arta kalan kuru kemiklerden başka
bir şey de düşmez.
Burnuna ihtiyaç olmayan ihtiyaç halkası
geçirilen halk, gerektiğinde piyasaya sürülen
ekonomik istikrar”manivelasıyla bir o yana,
bir bu yana çekilmekten kendini kurtara-
maz.Hele bir de bu kalemde üretilmiş hayat
biçimleri (tarzları) veya bu hayat biçimlerine
göre dizayn edilmiş tüketim alışkanlıkları
vardır ki bir kere alıştırılan kitlelerin onlara
dikte edilen doğrulardan başka bir alternatif
düşünmeleri de artık söz konusu olamaz.
Milletinselameti”
Halkımızı aldatmak için kurgulanan
üçüncü tuzağı da ürettikleri sahte kahra-
manlarca piyasaya sürülen ve hiçbir evren-
sel gerçekliği bulunmayan karşıt cepheler
oluşturmaktır. Bir kere oluşmaya görsün,
etraflarında yığılması sağlanan unsurlarla
oluşturulan taraf, kurgulanan diğer cepheyle
savaşmaya hazırdır. Ve maalesef savaşacak-
tır da. Bu savaşları kurgulayanlar, bilirler ki
taraflar karşılıklı olarak birbirlerine zarar
vermişlerse, süregelen olay, kavramsal ol-
maktan kişisel olmaya evirilmiştir artık. Bir
başka ifadeyle “durdurulması zorlaştırılmış-
tır”.Artık oluşturulan taraflar,bizatihi millet
hesabına sorunun, medya dini mensupları
hesabına da çözümün bir parçası olmuşlar-
Herhangi
birmakama liyakati neticesindegetirilmemişbirinin, başkabir ifa-
deyle “Sahipolduğumdonanımsebebiyleben, dünyanınneresindeolursaolsun,
şuanyaptığımişi gerçekleştirebilecekyetenekteyim” diyemeyenbir kişinin,
kesinlikleözgür olamayacağı gibi işgal ettiğimakamile ilgili de toplumabir katkı
sağlamasımümkündeğildir. Her günçeşitli vesilelerlekarşılaştığımızhırslı, ah-
laki erdemlerdenyoksunvedonanımsızbu insanprototipi, doğal olarakbütün
marifetini iki amaç içinharcayacaktır. Bunların ilki, toplumyararına icraattabu-
lunmakyerine, kendini ogörevegetirenlerin isteklerini karşılamakve ikincisi de
mevcutpozisyonunukorumak içinnegerekiyorsaonuyapmaktır.