23
ocak
2014
Prof. Dr. Bünyamin Ünal
temsilcisi ve tanrısal gücün sahibi” gibi ka-
bul etmelerinde dayanak noktası oluşturdu-
ğu kanaatindeyim.Dördüncü prensip,men-
suplarının hayatlarının gayesinin “kişisel
menfaatlerin sağlanması” olduğudur. Kişisel
menfaatlerin sağlanması hedefine yönelik,
önlerine çıkabilecek her türlü engeli düşman
gibi algılamalarında, özellikle de sözü edilen
hedeflerin meşruiyeti ve onların elde edilişi
şekliyle ilgili her türlü kutsal kadim değere
saldırmalarının altında, dinlerinin dördüncü
esasının referans olduğunu gözlemliyorum.
Beşinci esas ve sözü edilen dinin men-
suplarını bir arada tutan bağ ise,“başkalarını
veya kendi değerler silsilesine göre diğeri
olarak tanımlanan” unsurları yok etmekle
kendi varlığını güçlendiren bir rabıta şekli-
dir. Sözü edilen bu bağlılık türü, müttefik-
lerini -dinin çekirdek kadroları hariç- kon-
jonktürel olarak belirler ve gerektiğinde bu
birliktelikleri de kurulan yeni ittifaklar uğ-
runa bozabilirler. Bu konuya ait son söz ola-
rak şunu da ifade etmek isterim: İttifaklar,
insan odaklı değil, menfaat odaklıdır.
Medyadinininmensupları
kimlerdir?
İç içe halkalar şeklinde organize edilen
hiyerarşik düzenlerinin en iç halkasını, her-
hangi bir durumda “menfaatin” ne olduğu-
nu tanımlayan, medya dini azizleri, medya
dininin ideologlarıdırlar. Rastgele kişiler
arasından değil, aralarında belli bir ırk bağ-
lılığı bulunan kişiler arasından oluşturulur-
lar.Menfaatleriyle ilgili yeni manifestolarını
gazete,televizyon ve radyo gibi ellerinde bu-
lunan etkili iletişim araçları vasıtasıyla, bul-
dukları her fırsatta fundamentalist vaizleri
aracılığıyla inananlarına deklare ederler.
Bu konuda o kadar ustalaşmışlardır ki,
konunun vahametinden habersiz geniş
halk kitlelerinden –aslında sözü edilen ta-
nımlamalar halkın aleyhine olmasına rağ-
men- yeni taraftarlar bulmaları her zaman
mümkündür. Geniş halk kitlelerinin kendi
menfaatlerini savunmak zannıyla, bilme-
den medya dini mensuplarının çıkarlarını
savunduklarına bu topraklarda rastlamak,
ilgilileri çoğu zaman şaşırtmaz.
İç halka hariç, diğer bütün halkalarda,
insanların dinlerine yaptıkları hizmete göre
derecelendirilip istihdam edilme şansları
vardır. Bu din, bir dünya dini olarak kurgu-
landığı için ödüller de, cezalar da dünyevi
metotlarla uygulanır.Dinin müntesiplerinin
ise buna bir itirazı olmaz.
İlişkilerini çıkar eksenli yürüten men-
suplarının hayatlarında onur, diğerkâmlılık,
fedakârlık veya duygusallık gibi yersiz şeyle-
re yer yoktur. Daha açık ifadeyle, kişisel çı-
kara tahvil edilemeyen her türlü uğraş “boş
iş” olarak algılanır.
Ağızlarından çıkan hiçbir sözcük, yaz-
dıkları yazılar veya yürüttükleri herhangi bir
kampanya, doğrudan ifade veya deklare et-
tikleri amaca hizmet etmez. Demokrasi, in-
san hakları, laiklik gibi, ağızlarından düşür-
medikleri kavramların hiçbirine inanmazlar.
Mensuplarının çıkarı neyi gerektiriyorsa,
onu savunmaktan geri durmazlar. Suret-i
Hak’tan görünme çabası içinde olmalarına
karşın, tarihin her döneminde olduğu gibi,
bu tür çıkar guruplarının en hoşlanma-
dıkları düşmanları barış, hak, hukuk, halk
egemenliği ve gelir adaleti gibi fikirler ve
de doğal olarak bu fikirlerin savunucuları
olmuşlardır.
Bir önceki cümlede sıralanan kavramların,
inandıkları dinin beş temel esasının beşiyle
de ters düştüğünden, ellerinden geldiğince
ve güçleri yettiğince, barış, hak, hukuk, halk
egemenliği ve gelir adaleti yerine kaotik
ortamların oluşturulması ve sürdürülmesi
yönünde tercih kullanmışlardır. Kaotik par-
çalanmış grupları -kendi çıkarları doğrul-
tusunda- yönlendirmeleri her zaman daha
kolay olduğu için, millet çıkarına organize
olmuş yapılanmaları -mesela bir gazeteyi,
bir televizyonu veya bir sivil toplum örgütü-
nü- “doğal düşman” olarak kabul edip, onu
ortadan kaldırana kadar mücadele ederler.
Medyadini,kendidışındaki
tümorganizasyonlardan
nedennefreteder?
Kaotik parçalanmış grupları -kendi çı-
karları doğrultusunda- yönlendirmek her
zaman daha kolaydır ve millet çıkarına or-
ganize olmuş yapılanmaları doğal düşman
olarak kabul etmişlerdir. Bu kabul doğrultu-
sunda millet çıkarına organize olmuş grup-
larla her türlü argümanı kullanarak savaş
verir medya dini mensupları. Milleti kendi
çıkarı doğrultusunda bilgilendirme çabası
içinde olanları, ellerindeki güçleri kullana-
rak susturmaya, halkın gözünden düşürme-
ye, hatta yok etmeye çalışırlar. Onlara kimi
zaman dinci veya Kürt, kimi zaman numa-
ralı Cumhuriyetçi, bazen de dönek damgası
vurarak halkla kurulabilecek ilişkilerini ön-
lemeye çalışırlar.
Bu arada, düşmanlarını çeşitli iftira kam-
panyalarıyla sindirirken, yerlerine de ika-
me edecekleri sahte kahramanlar üretmeyi
ihmal etmezler. Kendi dinlerine mensup,
defalarca sadakatleri sınanmış yeni kahra-
manlarını seçerken, toplumun her kesimine
seslenebilecek, başka bir ifadeyle halka ula-
şılması muhtemel hiçbir kanalın ihmal edil-
memesine özen gösterirler. Yani bunların
sepetlerinde hem solcu kisvesi altında sahte
kahramanları, hem de dindar beyin yıkayıcı
elemanları vardır.
Bu tiplere muhafazakâr görünüşlü bir
uşağında“medyadini ve
ntalistvaizleri”