21
ocak
2014
alkışlarla karşılandığı demokrasinin adı
Demoklasya’dır.
Darbelerin sevinçle karşılandığı, darbe-
cilerin ayakta alkışlandığı; darbeci isimle-
rin sokaklara, caddelere, okullara, kışlalara
verildiği; darbecilerle aynı fotoğraf karesine
girebilmek için dokuz takla atıldığı; darbe-
ci alçakların karalamalarını sanat eseri ka-
bul ederek satın alabilmek için iş adamla-
rının sıraya girdiği; sekiz on adet güdümlü
yargı mensubunun kararlarının yasama ve
yürütmenin üzerinde olduğu; yargı karar-
larıyla ekonominin iflasa götürüldüğü; şe-
hirleşmenin önüne geçildiği; yalan haber-
lerle insanlarının linç edildiği ve yapılanın
yanında kaldığı; medya mensubuna kimse-
nin güç yetiremediği; binlerce faili meçhul
cinayet işlendiği halde hiçbirinin failinin
bulunamadığı; meşhur canilerin ellerini
kollarını sallayarak sokaklarda dolaşma-
ları yetmiyormuş gibi çok önemli mevki-
lerde görev yaptıkları; kısacası budanarak,
kolu kanadı kırılarak, kaşı gözü yarılarak
Türkçeye tercüme edilen ve böylece kuşa
döndürülen demokrasinin bana ait orijinal
adıdır Demoklasya.
Bu bakımdan demokrasiden söz edi-
lirken, Demoklasya’nın dile getirilmesi ve
bütün ayrıntılarıyla mutlaka incelenmesi
gerekir. Aksi halde ülkemizdeki demokrasi
yürüyüşü mutlu sona ulaşamaz
Neler değişti?
Neler değişti neler? Demoklasya’da han-
gi taşlar yerinden oynadı?
Attığı Anayasa kitabıyla zaten dipte olan
ekonomiyi daha da dibe vurduran, böylece
kendisini oraya çıkaranların faiz kazancını
arttıran ve bu arada kendisine destek veren
Ecevit’e nankörlüğün daniskasını yapan,
başörtülülerin kamusal alana girmesini ya-
saklayan, öte âlemde kamusal alana girece-
ği zamanı bekliyor. Onun boşalttığı yerde
ise bu ülkenin değerlerine bağlı bir mümin
oturuyor.
İnşallah günü gelince bir başka mümin,
bir başka mümin ve bir başka mümin daha
oturacak…
İyi bir değerlendirme yapıldığında anla-
şılacağı gibi, Demoklasya’da yerinden oy-
nayan en önemli taş, Çankaya’ya bir Ana-
dolu insanının çıkmış olmasıdır.
Bu milletin temel değerlerine sahip olan
Ragıp Gümüşpala’nın bir otel odasında
ölü bulunmasıyla Adalet Partisi’nin başı-
na geçen ve ülke yönetiminde söz sahibi
olan, Özal’ın zehirlenerek öldürülmesiyle
Cumhurbaşkanı olan ve yıllarca kendisini
oylarıyla destekleyenlere sırtını dönen, 28
Şubat’a çanak tutan ve siyasi teamülleri
ayaklar altına alarak ülkeyi hükümet krizi-
ne sokup karmaşaya sürükleyen, Tunus’tan
modeller getiren, başörtülüleri Arabistan’a
gönderen, faili meçhul cinayetlere seyirci
kalan, iktidarda kaldığı sürece yeğenlerini
ve aile bireylerini doyuramadığımız Süley-
man Demirel zihniyetinin çöpe atılmış ol-
ması da Demoklasya’da yerinden oynayan
çok önemli bir taştır.
Benim kanaatime göre bu ülkede, bu
milletin aleyhine olacak her işte Batı’nın
has adamı olan Süleyman Demirel’in mut-
laka bilgisi, dahli ve parmağı vardır.
Darbeleri ve darbe teşebbüslerini yargıla-
yabilme gücüne erişilmesi, Demoklasya’da
elbet yerinden oynayan çok önemli bir baş-
ka taştır.
Özellikle omuzunda değil yıldız, şerit
olan asker kökenli bir çete mensubunun
ifadesini almanın bile imkânsız olduğu
bir dönemden bugünlere gelinmesinin, bu
ülkenin geleceği için çok önemli olduğu
açıktır.
28
Şubat döneminde, başı örtülü ol-
duğu için orta solun şişirilmiş efsane li-
deri Bülent Ecevit’in üstün gayretleriyle
TBMM’den atılan milletin vekili Merve
Kavakçı’ya karşılık, bugün beşi bir yer-
de denilecek şekilde milletin vekillerinin
TBMM’de görevlerine devam edecek ol-
ması da Demoklasya’da yerinden oynatılan
çok önemli bir taştır. Elbette kamuda ba-
şörtülü insanlarımızın da görev yapabilecek
oluşu, Demoklasya’nın temelinden çekilen
önemli bir taşın olduğunu göstermektedir.
Demoklasya’da, yargının kendi görev
alanına oturması ve olur olmaz işlerde yü-
rütmenin önünü kesememesini de temel-
deki en önemli taşlardan birinin oynaması
olarak görmek durumundayız.
Oynatılan önemli bir diğer taş da şüp-
hesiz Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından
seçilmesidir. TBMM’yi istedikleri şekilde
yönlendirenler, bundan böyle halkı yönlen-
dirmeyecekler ve Cumhurbaşkanı,mutlaka
bu milletin değerlerine sahip olan insanlar
arasından seçilecek. Bu da gerçek anlamda
Çankaya’nın, milletin eline geçmesi de-
mektir.
Askerin içindeki çete tarafından kurulan
ve bu ülkenin binlerce insanını kaybet-
mesine, ekonomik olarak büyük kayıplara
uğramasına sebep olan PKK etkinliğini
azaltacak düzenlemelerin yapılmış olması
da başka bir değişimdir. Bu düzenlemeler-
le hem PKK pisliğinin ümüğü sıkılmış ve
tabanla alakası belli ölçüde kesilmiş, hem
de ülke insanının birbiriyle kucaklaşması
sağlanarak kardeşlik bağları yeniden kuv-
vetlendirilmiştir. Nitekim Diyarbakır’da
gerçekleştirilen buluşmanın da bu kucak-
laşmayı daha güçlendirdiği açıktır.
Demoklasya’nın temelinden oynatılan
önemli bir başka taş ise, şüphesiz örtülü
gerçeklerin kenarından köşesinden çekile-
rek açığa çıkartılmaya çalışılmasıdır. Bu ça-
lışmalar, er veya geç birçok dokunulmazın
foyasını meydana çıkaracaktır. Bundan da
en çok ıstırabı Ne Mutlu Türkler ve bun-
ların yönetimindeki “laik dinin müminleri”
görecektir. Fakat bu acı, onların lehine ola-
cak.Çünkü birçoğu -NeMutluTürkler ha-
riç-, dedelerinin dini olan İslam’la yeniden
tanışacaklar, buluşacaklar ve kurtulacaklar.
İslam’la tanışma imkânı elbette Ne Mutlu
Türkler için de geçerlidir.Bunları laik dinin
diğer müminlerinden ayırmamın nedeni,
Ne Mutlu Türklerin atalarının dininin İs-
lam olmayışıdır. Fakat elbette hidayet, yani
doğru yolu bulma herkes içindir ve bu yolu
nasip edecek olan da Allah’tır (c.c.).
Çok şükür…
Çok şükür Demoklasya’da artık taşlar
yerinden oynadı. İnşallah bundan sonra
Demoklasya’nın temeline, yerinden oyna-
yan o taşları bir daha koymaya kimsenin
gücü yetmez ve demokrasi, kelime anlamı-
na uygun bir demokrasi olur. Böylece Tür-
kiye, tabular ülkesi Demoklasya olmaktan
kurtulur. İşte o zaman bu ülkeyi kimse
tutamaz.
Ne içteki Ne Mutlu Türkler, ne de dışta-
ki güç odakları ve onların işbirlikçileri…
Böyle bir Türkiye’yi özlemez misiniz?
Öyleyse bu güzel ülkenin bir daha De-
moklasya olmaması için el ve gönül birli-
ğiyle çalışmalı değil miyiz? Ne duruyoruz!?
Korkularımızı beyinlerimizden de, yürek-
lerimizden de atalım. Güçlü olmak için bi-
raz daha, biraz daha, biraz daha yaklaşalım
birbirimize; aramıza hiçbir ırkçıyı, bölücü-
yü sokmamak üzere. Bilelim ki Demoklas-
ya olmaktan kurtulamazsak, bu topraklar-
da güçlü olamayız. Güçlü olamazsak, bizi
bu topraklarda yaşatmazlar.