18
ocak
2014
Analiz
haber
ajanda
Ş
İRİN
bir coğrafyada
kurulmuş şirin bir
ülkedir Demoklasya.
Dostların gıpta ile
baktığı, düşmanla-
rın hasetlerini arttı-
ran güzellikleriyle seyrine doyum
olmaz bir ülkedir. Bunun için de
başı dertten bir türlü kurtulmaz.
O gıpta eden dostlarla haset eden
düşmanlar bir ve beraber olurlar,
Demoklasya’nın başını sürekli dert-
ten derde sokarlar. Demoklasya’nın
çileli insanları ise ne dostlarına ye-
terince naz yapabilirler, ne de düş-
manlarına gerekli tavrı koyabilirler.
Nedendir acaba? Bu güzel ülke-
nin insanları -haydi “Naz yapmayı
unuttular ya da onurlarına yediremi-
yorlar” diyelim- niçin tavır koymaz-
lar? Öyle ya, tavır koymak, onurlu
olmanın ve onurunu korumanın bir
gereği değil midir? Bir ülke insanı,
iki zıt özelliği, yani hem nazı, hem
de tavır koymayı aynı anda nasıl
kaybetmiştir dersiniz?
Nazın hiçbir taşıma gücü yoktur
uluslararası ilişkilerde. Bu nedenle
uluslararası ilişkilerde nazın yerini
tavır alır. Bunun için güç ve de her
şeyden önce özgüven gerekir.Onur-
lu olabilmek ve bu onuru koruya-
bilmek de bu ikisine bağlıdır: Önce
özgüvene, sonra da güçlü olmaya.
Özgüveni olmayan toplum, nasıl
olacakda onurluolabilecektir?Gücü
olmayan uluslar, bu onurlarını nasıl
koruyabileceklerdir, söyler misiniz?
Demoklasya insanının en önemli ve
en öncelikli sorunudur bu. Gerçek-
ten kendine güvenini iyiden iyiye
kaybetmiştir. “Tavır” sözcüğünü ya
sözlüğünden tamamen çıkarmıştır
ya da çok silik bir anlam yüklemiştir
bu sözcüğün üzerine. Nitekim çoğu
zaman “tavır” sözcüğünün içini “kı-
nama” ya da “şiddetle kınama” ile
doldurarak görevini yapmış, tavrını
Bumilletin
temel değerlerine sahip olan Ragıp Gümüşpala’nın
bir otel odasında ölü bulunmasıyla Adalet Partisi’nin başına ge-
çen ve ülke yönetiminde söz sahibi olan, Özal’ın zehirlenerek öl-
dürülmesiyle Cumhurbaşkanı olan ve yıllarca kendisini oylarıyla
destekleyenlere sırtını dönen, 28 Şubat’a çanak tutan ve siyasi
teamülleri ayaklar altına alarak ülkeyi hükümet krizine sokup
karmaşaya sürükleyen, Tunus’tan modeller getiren, başörtülü-
leri Arabistan’a gönderen, faili meçhul cinayetlere seyirci kalan,
iktidarda kaldığı sürece yeğenlerini ve aile bireylerini doyurama-
dığımız Süleyman Demirel zihniyetinin çöpe atılmış olması da
Demoklasya’dayerindenoynayançokönemli bir taştır.
***
Oynatılan
önemli bir diğer taş da şüphesiz Cumhurbaşkanı’nın
halk tarafından seçilmesidir. TBMM’yi istedikleri şekilde yön-
lendirenler, bundan böyle halkı yönlendirmeyecekler ve Cum-
hurbaşkanı, mutlaka bu milletin değerlerine sahip olan insanlar
arasından seçilecek. Bu da gerçek anlamda Çankaya’nın, milletin
elinegeçmesi demektir.
Demoklasya’dataşlar
yerindenoynarken
Çok şükür Demoklasya’da artık taşlar yerinden oynadı. İnşallah bundan sonra Demoklasya’nın
temeline, yerinden oynayan o taşları bir daha koymaya kimsenin gücü yetmez ve demokrasi, kelime
anlamına uygun bir demokrasi olur. Böylece Türkiye, tabular ülkesi Demoklasya olmaktan kurtulur.
İşte o zaman bu ülkeyi kimse tutamaz. Ne içteki Ne Mutlu Türkler, ne de dıştaki güç odakları ve
onların işbirlikçileri…