109
ocak
2014
yerine getirirken, 2. nesil üniversiteler ise
eğitimin yanı sıra araştırma ve sanayi işbirli-
ği fonksiyonunu yerine getirmekteydi.3.ne-
sil üniversiteler de bu iki fonksiyonun yanı
sıra toplumsal fayda veya sosyal etki fonk-
siyonunu kendine görev addetmektedir. Bu
nedenle günümüz üniversiteleri olan 3. ne-
sil üniversiteleri için bilimin ticarileşmesi,
bundan önceki dönemlerde olmadığı kadar
önem arz etmektedir. Aksi halde sosyal fay-
da sağlayamayacaklardır.
Ülkemiz, son 10 yılda bu konuya daha
önce rastlanmadık derecede önem vermek-
tedir. Bunun için pek çok kanal ve araç da
geliştirilmiştir. Bir iş fikri olan herkese, fon
verdikleri projelerden tutun da tekno gi-
rişim sermayesi gibi önemli araçların yanı
sıra TÜBİTAK üzerinden çok çeşitli prog-
ram ve projelerle de fon sağlanmakta. Daha
ötesi, 2023 vizyonuyla Türkiye’nin en az 10
adet küresel marka sahibi olması gibi bir he-
defi de bulunmaktadır.
Üçüncü Dalga” kitabının yazarı Alvin
Toffler, tarım toplumunda sermaye sahipleri
olarak büyük toprak sahipleri olan toprak
ağaları olduğunu, sanayi toplumunda ise
fabrikatör olarak adlandırılan sanayici iş
adamlarını, bilgi toplumunda ise bilgiye ilk
sahip olan kimselerin olacağını söylemişti.
Önceki iki dönem için yazdığı şeylerin ger-
çekleştiği,ancak bilgi toplumu için söyledik-
lerinin ülkemizde, şimdilerde gerçekleşmek
üzereyken görüyoruz. Bilginin, bilimin veya
bilimsel çalışmaların ticarileşmesi,Toffler’in
öngördüğü durumu doğrular nitelikte.
Tüm sanayiye girdi sağlayarak toplumun
gelişimine en büyük katkıyı sağlayan bilgi-
nin sahipleri, bu yeni unvanlarını hak edi-
yorlar. Belki de bu durum, bilim adamının
bilgiye dayalı gücü elinde tutması açısından
itibar kazanması anlamına da gelebilir. Pa-
rayla itibar olmaz, ama zaten sanayiye sağ-
ladığı bilgi girdisinin karşılığını en azından
almış olacaklar. Bu çağın sermayedarları
bilim insanları” olacak.
Bilginin veya bilimin uygulanma derecesi
ve o bilginin veya bilimsel araştırma sonuç-
larının o ülkenin vatandaşları tarafından
elde edilmesi, ülkelerin dışa bağımlılığını
azaltmakta önemli bir role sahiptir. Bazen
bu durum, yeterince bilgi üretemeyen ülke-
lerin, teknoloji transfer ofisleri gibi araçlarla
teknoloji transfer etmesi şeklinde de yapıla-
bilmektedir. Bu durum, ülkenin tüketen bir
ülke mi, yoksa üreten bir ülke mi olduğunu
da belirleyerek, üretemedikleri ölçüde dışa
bağımlı olmaları gibi bir sonuç da doğur-
maktadır.
Bugün bir toplumun gelişmişlik düzeyi,
büyük ölçüde ürettiği ve sahip olduğu bilgi,
bilim ve teknolojiyle belirleniyor. Bu, siya-
si ve ekonomik olarak da böyle. Teknoloji
güç” anlamına geliyor. Devletlerin ya da
sistemlerin ve onların ideolojilerinin güç
kazanmasının aracı “teknoloji ve teknolojik
üstünlük”.
Bugün, ideolojisi ne olursa olsun, bütün
ülkeler yüksek teknolojiyi elinde bulundur-
mak ve bunu, gerek sistemlerini, gerek eko-
nomilerini korumak adına istemektedirler.
Hem devletler, hem de bireyler açısından
iktidar kaynağı olan şey bilimve teknolojidir.