108
ocak
2014
haber
ajanda
Teknoloji
Dr. Nurettin Alabay
Ülkemiz,
son 10 yılda bu konuya daha önce rastlanmadık derecede
önemvermektedir. Bunun için pek çok kanal ve araç da geliştirilmiştir.
Bir iş fikri olan herkese, fon verdikleri projelerden tutun da tekno girişim
sermayesi gibi önemli araçların yanı sıra TÜBİTAK üzerinden çok çeşitli
programve projelerle de fon sağlanmakta. Daha ötesi, 2023 vizyonuyla
Türkiye’nin en az 10 adet küresel marka sahibi olması gibi bir hedefi de
bulunmaktadır.
Bilimselçalışmaların
ticarileşmesi
Aslında farkında olmasak
da böyle bir durum zaten
gerçekleşiyor. Mesela üniver-
siteler bünyesinde kurulan
teknoparklarda yapılan keşif
ve icatların, sanayiye girdi
sağlayarak seri üretimi ya-
pılıyor. Tıp ve fen bilimleri
alanındaki pek çok akademik
çalışma da bir bakıma üretime
dönüşmektedir.
Sosyal bilimler alanında
yapılan çalışmaların üretime
dönüşümü ve ticarileşmesi
tam olarak anlaşılamamak-
tadır. Ancak sosyal bilimler
alanında yapılan çalışmalar da
üretime dönüşmektedir. Or-
ganizasyonun iyileştirilmesi
ve çalışanlarda motivasyonun
artması suretiyle verimin artı-
rılması gibi birtakım üretime
dönüşlerden bahsedilebilir.
Sanayi devrimiyle birlikte
teknik araçlara olan ihtiyaç-
lar, bilim insanlarını bu alana
yönlendirmiş, günümüze dek
gelen süreçte de oldukça iyi
sonuçlar alınmıştır. Teknik
araçlar, uygulandıkları alanın
etkinliğini en iyi biçimde kul-
lanmalarından ve artan per-
formanstan dolayı sanayiye
önemli artı değerler katmıştır.
Böylelikle bilim, sanayi devri-
minden beri sermayenin do-
laşım sürecindeki önemli bir
üretim gücü olmaktadır.
Burada bilimin sistematik
olarak nasıl üretime dönüşe-
ceği, katma değer sağlayacağı
ve bu dönüşümün bir strate-
jisinin ve politikasının olma-
sının gerekip gerekmediği,
dünyadaki ve ülkemizdeki
uygulamalar aktarılarak tar-
tışmaya açmak istiyorum.
Teknoparkların, bilimin ve
bilginin merkezi sayılan üni-
versiteler içerisinde, 1950’li
yıllardan beri gelişmiş ülke-
lerde kurularak bu bağlamda
önemli bir kalkınma aracı
olarak önemli bir fonksiyon
ifa ettiği görülmektedir.
Teknoparklar,
özellikle
KOBİ’lerin üniversite ile iş-
birliği yapması gibi sonuçlar
doğurmuştur. KOBİ’ler, tek-
noparklar üzerinden üniver-
site hocalarına ulaşma imkânı
bulurken, üniversiteler ise
elde ettikleri teorik bilgileri
uygulama imkânı bulmakta-
dırlar. Bu durum, hem üni-
versiteye, hem hocalara, hem
de KOBİ’lere önemli katkılar
sağlamaktadır ve bu durum,
sadece kişisel gelir sağlayacak
şekilde ele alınmamalıdır.
Üniversitelerin ölçüm sis-
temlerinde bilimin ticarileş-
me oranı oldukça önemli bir
faktör durumunda. Ancak
tam olarak bu şekilde ölçen
bir ölçüm sistemi yok. Bu
bağlamda diğer bir konu da
üniversitenin de ticarileşmesi
gibi birtakım kaygıların da
beraberinde gelmesi. Rekabet
ve işbirliği, dengeli bir şekilde
yürütüldüğünde gelişimi sağ-
layabileceği gibi aşırıya kaçıl-
dığında pek çok problemi de
beraberinde getirebilmekte-
dir. Bunlar bir ölçü içerisinde
yapılmalıdırlar.
Üniversiteler, bilimi tica-
rileştirdikleri ölçüde ön sı-
ralarda da yer almalıdırlar.
Bu durumda ancak gerçek
fonksiyonunu yerine getirmiş
olurlar. 1. nesil üniversiteler
sadece eğitim fonksiyonunu
İ
LK
bakışta itici gibi görünen “bilimin ticarileş-
mesi” ifadesi, aslında olması gereken bir du-
rumu ifade etmektedir. Bilimin veya bilimsel
çalışmaların ticarileşmesi, gerek akademik,
gerekse de teknolojik bilginin ticarileşmesi ve
bilimeyapılanyatırımlarıngeridönüşümüan-
lamınagelmektedir.
Üniversiteler, bilimi ticarileştirdikleri ölçüde
ön sıralarda da yer almalıdırlar. Bu durumda
ancak gerçek fonksiyonunu yerine getirmiş
olurlar. 1. nesil üniversiteler sadece eğitim
fonksiyonunu yerine getirirken, 2. nesil
üniversiteler ise eğitimin yanı sıra araştır-
ma ve sanayi işbirliği fonksiyonunu yerine
getirmekteydi. 3. nesil üniversiteler de bu
iki fonksiyonun yanı sıra toplumsal fayda
veya sosyal etki fonksiyonunu kendine görev
addetmektedir.