103
ocak
2014
Yaptığımız ankette ortaya çıkan sonuçlar, sağlıkta şiddetin inanılmaz boyutlara
ulaştığını gösterdi. Çalışanlarınbüyük bir kısmı (yüzde86,8) şiddet görmüş
ve büyük bir kesimde (yüzde81,9) şiddet görme endişesiyle görevini yapıyor.
En çarpıcı sonuçlardanbiri de şiddet gören sağlık çalışanınınkendisini sahipsiz
hissetmesi, şiddet görme durumundaneyapacağını bilmediğini söylemesi ve
bukonuda bir eğitimalmadığını belirtmesi olmuştur.
özverilerine dikkat çekmek ve farkındalık
oluşturmak için “Bedel Ödeyenler” ismiyle
bir film çektik. Filmle dört arkadaşımı-
zın yaşanmış hikâyelerini beyaz perdeye
aktardık. Bu dört arkadaşımızın yanında
onlarca, yüzlerce ve binlerce sağlık çalışanı
arkadaşımızın ödemiş olduğu ama sahne-
ye yansıtamadığımız bedeller var. Birçok
arkadaşımız canıyla bedel ödedi. Bu filmi,
Sağlık çalışanlarının fedakârca çalışma-
larına rağmen, bu çalışmalarını görmeyen
sağlık yöneticileri ve bakanlık yetkilileri
görsünler” diye yaptık. Bedel ödemesine ve
7-8
yakınını kaybetmesine rağmen, orada-
ki hizmetini aksatmayan, engelli kalmasına
rağmen “Mesleğimi özledim” diyen sağlık
çalışanlarının olduğunu topluma göster-
mek istedik.
Kanamalı Kırım Kongo hastasından kan
alırken kendisine de hastalığın bulaşması
sonucu vefat eden Nazlı Hemşire, hasta
naklederken içinde bulundukları ambulan-
sın kaza yapması sonucu felç kalan Sevilay
Hemşire, depremde yakınlarını kaybetme-
sine rağmen yardım bekleyen yaralıların
yardımına koşan Ayşegül Hemşire’nin
hayat hikâyelerini kamuoyu ile paylaşarak
yaşadıklarımızdan örnekler sunduk.
Bedel ödeyen sağlıkçılar
karşılığını alamıyor
Fedakârlıklarından bunca örnek ver-
diğim sağlık çalışanları, yıpranmaları-
na karşın fiilî hizmet süresi zammından
faydalandırılmamayı hak etmiyorlar. Bu
zam konusunda şu çarpıcı örneği vermek
istiyorum: Bir kaza sonrası, olay yerinde
güvenliği sağlamak için polis veya asker,
kurtarma çalışması yapmak ve olay yerini
temizlemek için itfaiye, kazayı haber yap-
mak için de gazeteci geliyor. Ve elbette ka-
zaya karışan vatandaşlara müdahale etmek
ve can kurtarmak için sağlık görevlileri de
olay mahaline geliyor. Kaza yerine gelen
herkes yıpranma payı alırken, sadece sağlık
görevlileri yıpranma payı alamıyor.
Yapmış olduğumuz araştırmalarda,
Maslach ölçeğine göre polislerin tüken-
mişliği 25,85 puan iken sağlık çalışanların
tükenmişliği ise 23,96 puan. Yani sağlık
çalışanları, polislerle neredeyse aynı tüken-
mişliğe sahip. Bu çarpık uygulama bir an
önce sona ermeli, sağlık çalışanlarına da
yıpranma payı verilmelidir.
Daha önceleri siyasî tercihler sonucu ve-
rilen fiilî hizmet süresi zamları, daha sonra
gerçekçi bir yapıya dönüştürülmek isten-
miş ve bu konuda yasal düzenlemeler ha-
yata geçirilmiştir. Ancak bu düzenlemeler
yapılırken meslek grupları arasında eşit-
sizlik yapılmış, lobi faaliyetini yapanlar bu
haktan faydalanmış, diğerleri ise mahrum
bırakılmıştır. Bu haksızlık ve eşitsizlikler,
zaman içerisinde yapılan değişikliklerle
giderilmeye çalışılmış, yeni ek düzenle-
meler hayata geçirilmiştir. En son yapılan
değişiklikle milletvekilleri ve gazeteciler
de fiilî hizmet süresi zammına kavuşmuş,
sağlık çalışanları ise görmezden gelinmeye
devam edilmiştir.
Sağlıkta şiddet bir an önce
sona ermeli, erdirilmelidir
Sağlık çalışanları zor şartlarda görev
yapmanın yanı sıra şiddetle de karşı karşıya
bulunmaktadırlar. Sağlık-Sen olarak şid-
detin en çok görüldüğü sağlık alanına bir
ayna tutup gerçekçi tespitlerde bulunmak
ve sorunun çözümüne yönelik kamuoyu
oluşturmak istedik. Yaptığımız anket-
te ortaya çıkan sonuçlar, sağlıkta şiddetin
inanılmaz boyutlara ulaştığını gösterdi.
Çalışanların büyük bir kısmı (yüzde 86,8)
şiddet görmüş ve büyük bir kesim de (yüz-
de 81,9) şiddet görme endişesiyle görevini
yapıyor. En çarpıcı sonuçlardan biri de şid-
det gören sağlık çalışanının kendisini sa-
hipsiz hissetmesi, şiddet görme durumun-
da ne yapacağını bilmediğini söylemesi ve
bu konuda bir eğitim almadığını belirtmesi
olmuştur.
Ankette ortaya çıkan çarpıcı bir tespit
ise, şiddet uygulayanların, bunu kendile-
rinde bir hak olarak görmesidir. Şiddetin
bu kadar benimsenmesi ve kişinin kendi-
sinde bu yetkiyi görmesi, ayrıca incelenme-
si ve üzerinde çalışılması gereken bir konu-
dur. Şiddetin toplumsal boyutu, telafisi zor
sonuçlara yol açabilir. Katılımcıların büyük
bir kısmının, çalıştıkları kurumda güven-
lik önlemlerinin yeterli olmadığı ve şiddet
olayı meydana geldiğinde nasıl davranma-
ları gerektiği ile ilgili bir eğitim almadık-
larını belirtmeleri de üzerinde durulması
gereken başka bir konudur. Çalışanların
büyük bir kesimi, gördükleri şiddet sonra-
sında yöneticilerinin kendilerine herhangi
bir yardımda bulunmadığını da ayrıca ifade
etmiştir. Bu tespitlerden hareketle hastane-
lerin sağlık çalışanları için riskli ve tehlikeli
birer ortama dönüştüğünü söylemek zor
olmayacaktır.
*
Sağlık-Sen Genel Başkanı