99
ocak
2014
Muhammed İkbal Bakırcı
şim araçlarını, iletişimin en etkin silahı hali-
ne getirmiştir artık.
Toplumsal yapımız, farklı dünya görüş-
lerinden oluşan katmanlarla inşa edilmiştir.
Her bir katmanı bir diğerinin menfi ol-
duğuna ikna edip tüm katmanlar için var
olan ve kabul edilen üst değerleri bir kena-
ra iterek rekabeti ve yarışma ruhunu bazen
politik çekişmeye, bazen de maalesef silahlı
mücadeleye dönüştürüyor. Bu haliyle kit-
le iletişim araçları, günümüzde “kitle ‘ikna’
silahları” olarak yeniden tanımlanabilir du-
rumda.
Mass-medyanın ideolojisiz
insanı
Kanaatleri değiştirebilme gücünün yanı
sıra zihne yeni fikirler ekebilme yetisine de
sahip olan mass-medya, gücünü, yönlen-
dirdiği saldırgan kitlelerden ve oluşturduğu
değişmez kanaatlerden almaktadır.
Mass-medyanın ilk kullanım alanının
siyasi propaganda olduğu göz önünde bu-
lundurulursa, bugün mass-medya aracılığıy-
la yapılan yayınların da aynı amaca yönelik
olduğu ve fakat farklı bir yöntem üzere
yapıldığı söylenebilir. Siyasi propaganda
maksatlı kullanılan mass-medya, kitlelere
yeni bir ideoloji kazandırdı. Bu da “ideolo-
jisizlik” olarak adlandırılabilir. Araştırma ve
öğrenme ruhunu yitirmiş olan genç, sadece
duyuma dayalı bir görüşü benimsemekte ve
ödünç alınmış, aşırılmış, uyarlanmış hayat-
ların bekçiliğini yapmaktadır.
Birey, düşünmek, konuşmak, fikir üret-
mek veya icraatta bulunmak gibi davranışla-
rı zahmet bilip, bu zahmetlere girmez oldu.
Mass-medyanın tasarladığı bu düşünce bi-
çimleri bireyleri başka mecralara yönlendir-
di. İnternet ile sayısal da olsa en azından bir
varlık olma çabası bugünlerde hâkim. Tat-
min edebilen bir yokluğun eliyle gençlikteki
siyasi duyarlılık bir zindan inşa etti. Fikir
ve düşünce dünyasını içe ve dışa karşı sağır
odalarda yaşayan gençlik, farkında olmadan
zindanının duvarlarını kendi elleriyle ördü.
Bugün sokaklarda veya odalarında, sağır
bir gençlik gün ışığına hasret biçimde ya-
şamaya çalışıyor. Bugünün gençliği, sağır
odacığında ne derse desin, duyulmayacak
kadar yalnızdır. Bugünün gençliği, sanki
zindanından kurtulacakmış gibi bir heye-
cana kapılsa da ne yazık ki mass-medyanın
illüzyonundan başka bir şey değildir bu his.
Yaşadıklarımız adeta gelinsiz ve damatsız
bir düğün gibi, gayesi belli olmayan hare-
ketlilikten başka bir şey değil.
Şimdi bir erik ağacının gölgesinde bekli-
yoruz Allah’ım...Kuru bir erik ağacının göl-
gesinde, yeşereceği günü bekliyoruz. Yemiş-
leriyle ve gölgesiyle var olacağı o günü sabır
ve sabırsızlık arasında gidegele bekliyoruz.
Sen sabır ver ya Rab, ve sabırsızlığımızı gö-
rüp de bir an önce o güne yetiştir bizi...