95
ekim
2013
>> Okul hayatı boyunca
başarıyı her zaman yaka-
lamış vemutluluğu okul
başarısı üzerine kurmuş-
tu. Başarılı olduğunda
mutluluk hep onunla idi.
Başarısızlıkmı? Öyle bir
kelime hayatında yoktu.
Hatta başarısızlıkla sonuç-
lanan deneyimleri dahi
yoktu.
Okulun yurtdışı dil
öğrenme programları ile
yabancı dil sorununu da
ortadan kaldırmıştı. Sos-
yal aktivitelerde de çok
aktifti. Okulda yapılan her
programa katılmaya çalı-
şıyordu. Okulun, sınıfın,
öğretmenlerinin ve anne
babasının gözde öğrencisi
idi. Bu duygularla son sını-
fa gelmişti. Kafasında hep
şu vardı: “Benimgibi bir
öğrenci prestijli bir üniver-
sitede okumalı. Okulumun
ve bölümümün adını
söylerken, bunu gururla
dillendirmeliyim.”
Bunlar her başarılı
öğrenci gibi onunda ha-
yalleri idi. Hayaller insanı
adımadımhedefe götürür.
Hayat bize her zaman
güller sunmuyor. Güller,
beraberlerinde dikenleri
de getiriyorlar. Onun ha-
yatında da böyle bir süreç
oldu. YGS’ye girdiği gün,
hayatında hiç tatmadığı
bir duygu ile tanıştı. Bu
duyguyu şöyle tarif edi-
yordu: “Heyecan, korku,
kızgınlık. Ortaya karışık
salata gibi, her şeyden var
içinde.”
İşte onunla tanıştığı-
mızda, bu karışık duygular
içinde idi. “Huriye Abla!
Ben kendimi tanıyamıyo-
rum. Bu benimbilmedi-
ğim, daha önce hiç yaşa-
madığımbir başarısızlık.”
Aslında onun bu ya-
şadıkları, daha önce hiç
yaşamadığı, tatmadığı bir
deneyimdi ve başarısız-
lık da değildi. Onun, bu
yaşadıklarını başarısızlık
olarak görmesi, hayatında-
ki her şeyin temelini okul
Yoksa hepimiz özümüzde
çok seviyoruz ve sevgi
doluyuz. Sürekli sınavlarla
ve değişen sistemle boğu-
şan çocuklarımız korku
ile büyüyorlar. Kaybetme
korkusu; sınav, kariyer,
anne baba ilgi ve sevgisi,
okul ve arkadaşların
gözündeki yeri kaybetme
ekseninde büyüyor.
Şimdi tekrar düşünün,
bu korkularla sınava giren
bir çocuk neler yaşar?
Sınava yüklediğimiz
anlamlar değişmeli ve
çocuklarımızın farklı ye-
teneklerini görebilmeliyiz.
Tabiî sadece çocuklarımı-
zın değil, etrafımızdaki her
insanın, hatta kendimizin
içinde var olan elmasları
fark edebilmeliyiz.
Her insanda birçok
yetenek var. Kiminde
çok gelişmiş, kiminde
ise gelişiyor, gelişmeye
devamediyor. O yüzden
insanlar hakkında “Bu çok
kötü biri. Düşüncesiz, beni
anlamıyor…” gibi kesinlik
ifade eden yargılar ye-
rine, “Hayatında hiç iyi
tecrübeleri olmamış ve
içindeki var olan iyilikleri
aktaramıyor. Ayrıntılı
olarak düşünebilme kapa-
sitesi, benimbeklediğim
düzeyde gelişmemiş”
diyebilir miyiz? O zaman
herkes bizimgözümüzde
farklılaşır ve yetenekle-
rini geliştirmeye çalışan
insanlar görmeye başlarız.
Yetenekleri gelişmemiş
diye insanları değersiz-
leştirme ve sevmeme
davranışından vazgeçeriz.
Kendimizden başlayarak,
iletişimkurduğumuz in-
sanlara hangi yeteneklere
sahip oldukları bakış açısı
ile bakmaya çalışalımmı?
Ne dersiniz?
başarısına bağlamasından
kaynaklanıyordu. Büyü-
me döneminde öğrendiği
bir şey vardı: “Okul ders-
lerinde iyi olursan, hayat
boyu başarılı, değerli ve
kıymetli olursun. Annen,
baban ve öğretmenlerinle
sorun yaşamazsın ve onla-
rın sevgisini elde edersin.” 
Peki, ya başarısız
olursa?.. Bu süreç istediği,
hedeflediği gibi geçme-
mişti. Evet, anlattıklarım
bir örnekti, yaşanmış bir
örnek. Eğitim sistemimizin
içinde var olan sınavlar,
bu deneyimleri yaşama-
mıza sebep olmakta. Şunu
demek istemiyorum:
Sınavlar olmamalı, bu acı
tecrübeler yaşanmamalı…”
Sınavlar hayatın bir par-
çası. Eğitimdöneminde
birçok sınava giriyoruz. Bu
sınavlar amaç değil, sade-
ce birer araç ve bizi ulaş-
mak istediğimiz hedeflere
taşıyacak birer adım. Bu
adımlar, bazen rahatlık,
bazen de rahatsızlık ve-
recekler. Bu rahatsızlar
esnasında etrafa bir bakıp
Neler oluyor?” diyerek bir
kahvemolası vererek yeni
çözümyolları üretebiliriz.
Sınav süreci bir öğrencinin
ve ailesinin ilişkisine zarar
vermemeli. Aile, “biz”
demek… Bu “biz”in içinde
Her zaman yanındayım”
mesajını alan bireylerin
kendi kendilerine yardımı
daha kolay verdiklerini
gözlemliyorum. Biz anne
babalar, söz ve davranışla-
rımızla sürekli çocukları-
mızamesajlar veriyoruz.
Odanı toplarsan seni se-
verim”, “Ödevini bitirirsen
bahçeye çıkabilirsin” gibi…
Yani “Ben seni severim,
ama şartlarımvar; onları
yerine getir, sevgimi al”.
Aslında sınırsız bir sevgi
potansiyeline sahibiz ve
yaşamkoşullarından dola-
yı bunu sınırlandırıyoruz.
Hayat
bizeherzaman
güllersunmuyor.Güller,
beraberlerindedikenleride
getiriyorlar.Onunhayatındada
böylebirsüreçoldu.
Hayat
haber
ajanda
Siziçokseviyorum…
Ahsınavlar!
O
KS
sonuçlarını ümit ve heyecanla beklemeye başla-
mıştı. Sonuçlar açıklandığında istediği okulu kazan-
mış ve çok mutlu olmuştu. O lise, hayallerinin oku-
luydu. Okul kontenjanı 250 idi ve o, 180. kişi olarak girmişti.
İlk yıl çok çalışmış ve sınıf birincisi , hatta 9’uncu sınıfların
birincisi olmuştu.
Huriye Kılınç