89
ekim
2013
malzemeden çok, kullanılan teknoloji farkı-
dır. Günümüzde maddesel olarak herhangi
bir varlığı olmayan bilgisayar yazılımlarına
-
yerine göre- milyon dolarlar ödendiği bir
ortamda ve dünyanın en zengin adamı 100
yıl önce çelik fabrikaları sahibi iken, bugün
bilgisayar yazılımı şirketinin sahibinin olma-
sı da rastlantı değildir. Dolayısıyla bilim ve
teknoloji politikalarında taşeronluğa soyun-
maktan çok, üreten ve bu teknolojilere dünya
çapında katkıda bulunan, söz sahibi olabilen
ülke olabilirsek,belki Cumhuriyetimizin 100.
kuruluş yıldönümüne karşılık gelen 2023 yılı
hedeflerine ancak ulaşabiliriz. Ekonomik
olarak bilim ve teknoloji alanında yeterli ya-
tırımları yapmadan, dünyada gelişmiş ilk 10
ülke arasına girmemiz hayal olabilir. Bütün
bunların sonucunda 15–20 sene sonra da bu-
günkü problemlerimizle boğuşuyor olur ve
benzer konuları tartışmakta oluruz.
Geleceği kaybetmemek için
bilim ve teknoloji eğitiminde
yapılacaklar
Sonuç kısmı olarak burada yazılanlar, ge-
nelde bir özet niteliği olup, geleceğe yönelik
yapılacakları kapsayacaktır.Öncelikle bilimin,
insanlık tarafından gözlemler, deneyler ve çı-
karımlardan yola çıkarak bazı genellemeler
yapılmasıyla evrende meydana gelen fiziksel
olayların açıklanması olduğunu belirtmiştik.
Teknoloji ise, en basit anlamda, doğada var
olan nesnelerin bilimsel bilginin kullanılma-
sıyla geliştirilmesi ve insan hayatında kulla-
nılmasıdır. İnsanlık tarihinde -pozitif bilim-
den önce- nedenleri o günler için açıklanma-
sa da pozitif teknik kullanılmaya başlanmıştır.
Örneğin suyun kaldırma kuvvetinden fayda-
lanarak teknelerin yapılması gibi. Özellikle
Aydınlanma Çağı sonrası elde edilen bilimsel
bilgi, teknolojinin gelişmesine ve ivme ka-
zanmasına sebep olmuştur.Özellikle son 100
yılda bilimsel ve teknolojik gücü eline geçiren
ülkeler, aynı zamanda dünyayı şekillendiren
ve kontrol eden ülkeler olmuşlardır.
Türkiye’nin de bu yarışta önlerde olabilme-
si için yapması gereken şeyler vardır.Bunların
başında ilk ve orta öğrenim düzeyinde ya-
pılması gerekenler gelmektedir. Okul öncesi
eğitim de dâhil olmak üzere, orta öğrenimin
sonuna kadar öğrencilerin bilimsel okuryazar
ve bilimsel süreç becerileri kazanmış olmaları
(
gözlem, ölçme, çıkarım yapma, deney yapa-
bilme ve modeller oluşturma gibi) ve bilime
yönelik olumlu tutum ve değerlere sahip ola-
bilmeleri için okullarımızda fen ve teknoloji
derslerine gereken önem verilmelidir. “Önem
verme” derken, okullardaki fen grubu dersle-
rinin saatlerinin arttırılmasından çok, günün
şartlarına uygun fen ve teknoloji derslikleri
oluşturulmalı ve öğrenci -ister proje tabanlı
olsun, ister problem çözmeye dayalı yönte-
mi izlesin- kendisini merkeze alan yapısalcı
öğrenme yaklaşımıyla ve bizzat kendisinin
katılımını sağlayacak etkinliklerle zenginleş-
tirilmiş bir fen eğitimi gerçekleştirilsin.
Bu gerçeklere rağmen, sanayi sonrası top-
lumlar için dizayn edilmiş ortaöğretim mo-
deli, maalesef Türkiye’de hâlâ uygulanmaya
çalışılmaktadır. Günümüz şartlarında orta-
öğretime dayalı bir meslek eğitimi kalmamış
olsa da “meslek lisesi, memleket meselesi”
şeklinde lanse edilebilmekte,fakat bilgi toplu-
muna geçmiş toplumlar için önceliğin bilgiye
ulaşabilen, bilgiyi kullanabilen ve bilgi üreten
toplumlardan oluştuğu unutulmaktadır.
İster ilköğretim sonrası, ister ortaöğretim
sonrası olsun, öğrenci yerleştirilmelerinde
hızla teste dayalı sınavlardan uzaklaşılmalı,
bizzat öğrencinin yaratıcılığının ön plana
alındığı “ürün dosyası” gibi değerlendirme
etkinlikleriyle öğrenciler performansa dayalı
bir şekilde okullara yerleştirilmelidir.
Çoktan seçmeli bir eğitim modeliyle ma-
alesef kendine güvenemeyen, hayatta tek ba-
şına kaldığı zaman karşılaştığı problemlerle
baş edemeyen, öz güveni eksik bireyler ve
sistem açısından üreten/artı değer oluşturan
bireylerden çok, tüketen bireyler oluştur-
maktadır. Hızlı bir şekilde, başta fen eğiti-
mi alanında olmak üzere, hiçbir olayın tek
bir sebebi olmayacağı, bir problemin birçok
yönü olabileceği ve farklı çözüm yöntemleri
ve yaklaşımlarla çözülebileceği de öğrencile-
re kazandırılmalıdır. Aslında doğada hiçbir
şeyin birbirinin tamamen aynısının olmadığı
kavratılarak, günümüz küreselleşen dünya-
sında benzerliklerin yanında farklılıkları da
bir zenginlik olarak ele alabilme gücüne sa-
hip bireyler yetiştirmek, eğitimde bir öncelik
olmalıdır.
Üniversite düzeyinde de yine doğrudan
mesleki eğitime geçilmeden, öğrencilerin or-
taöğrenimden kaynaklanan bilimve teknoloji
eğitimi alanındaki eksiklikleri tamamlanmalı,
özellikle bilimsel okuryazarlık yanında, bil-
gisayar ve teknoloji okuryazarlığı noktasında
da mesafe kat edilmelidir. Ayrıca yaratıcılık
ve iletişim becerilerinin de geliştirilmesi göz
ardı edilmemelidir. Hiçbir üniversite mezu-
nunun teknoloji kullanabilme boyutunda
eksikliği olmamalıdır. Ayrıca üniversitelerde
fen bilimlerini kapsayan, daha çok araştırma-
cı yetiştiren, temel bilimler alanına gelecek
öğrenciler birçok yönden desteklenerek ge-
leceğin bilim insanı olmaları için yönlendi-
rilmelidirler. Burada şu da unutulmamalıdır.
Bilimsiz teknoloji olmaz. Ödünç alınan tek-
noloji de sizin değildir.
Lisans sonrası, özellikle araştırmacı yetiş-
tirme için, üniversitelerin yapabileceklerinin
başında gelen, öğrenci başına düşen öğretim
üyesi sayısının hızla arttırılması gerekmekte-
dir. Bunun için alt yapılar hazırlanırken, üni-
versitelerde çalışan öğretim elemanları ders
öğretirken araştırma yapan ve bilgi üreten
insanlar haline getirmek için de ücretlerinin
iyileştirilmeli, ek derslerin kaldırılmalı ve
ikinci öğretim programlarının sona erdiril-
meli ki öğretim elemanları asli vazifeleri olan
araştırma alanlarına yoğunlaşabilsinler.
Yazımızı BBC World televizyonunun
geçmiş dönemlerde yayınladığı ve günümüz
dünyasını anlamayı ve anlatmayı sağlayan bir
mesajla bitirelim: “Time is money. Money
is power, information is key to power”. Yani
Zaman paradır (vakit nakittir), para güçtür,
bilgi de bu güç için anahtardır”.
Kaynaklar
Akyüz, Y. (1991). Türk Eğitim Tarihi, Kültür Matbası,
Ankara.
Arslan, A. (2002).
Felsefeye Giriş, Ankara, Vadi Ya-
yınları,.
Atay, F. R. (1998). Çankaya, Bateş Yayınları, İstanbul.
Findley (2005). The Turks in the History
Kaptan, F. (1998).
Fen Bilgisi Öğretimi, Ankara, Anı
Yayınları.
Kuhn, T. (1963).
The Struture of Scientific Revoluti-
ons, 3. Edition, The University of Chicago Pres.
Popper, K. (1959).
The Logic of Scientific Discovery,
Reprinted in 2003 by Routledge.
Russel, B. (1935).
Religion and Science, Oxfort, Ox-
fort University Pres.
Seyidoğlu, H. (2003).
Bilimsel Araştırma ve Yazma El
Kitabı, 9. Baskı, İstanbul Güzem Can Yayınları.
Türkdoğan, O. (2000).
Bilimsel Araştırma Metodoloji-
si, İstanbul, Timaş Yayınları.
Uluşavaş, M. (1997).
Eğitim Bilimine Giriş, İzmir, İz
Yayınları.
Yıldırım, C. (1991).
Bilim Tarihi, İstanbul: Remzi Kita-
bevi.
TÜRKİYE’NİN DE BU YARIŞTA ÖNLERDE
OLABİLMESİ İÇİN YAPMASI GEREKEN ŞEY-
LER VARDIR. BUNLARIN BAŞINDA İLK VE
ORTA ÖĞRENİM DÜZEYİNDE YAPILMASI
GEREKENLER GELMEKTEDİR. OKUL ÖNCE-
Sİ EĞİTİM DE DÂHİL OLMAK ÜZERE, ORTA
ÖĞRENİMİN SONUNA KADAR ÖĞRENCİLE-
RİN BİLİMSEL OKURYAZAR VE BİLİMSEL
SÜREÇ BECERİLERİ KAZANMIŞ OLMALARI
(
GÖZLEM, ÖLÇME, ÇIKARIM YAPMA, DENEY
YAPABİLME VE MODELLER OLUŞTURMA
GİBİ) VE BİLİME YÖNELİK OLUMLU TUTUM
VE DEĞERLERE SAHİP OLABİLMELERİ İÇİN
OKULLARIMIZDA FEN VE TEKNOLOJİ DERS-
LERİNE GEREKEN ÖNEM VERİLMELİDİR.