88
ekim
2013
Eğitim
haber
ajanda
bilimleri alanında alınan ortalama net sayı-
ları oldukça düşündürücüdür. 2009 yılı ÖSS
sonuçlarına göre, 750 bin öğrenci hiçbir fen
sorusuna cevap vermemiştir. Sınava giren
öğrenci sayısının 1 milyon 300 bin olduğu
düşünülürse, neredeyse yüzde 60 oranındaki
öğrenci, fen bölümüne bakmamıştır bile.Ce-
vaplayanların da ortalaması 4 nettir (www.
milliyet.com.tr/13.07.2009).
Bu sonuca bir de ilköğretim sonu yapılan
SBS, OKS veya LGS sınavlarında alınan
sonuçları ekleyecek olursak, asıl resim karşı-
mıza çıkmış olur. Bu sınavlarda da yine en
düşük ortalama fen bilimleri alanında elde
edilmektedir. Dolayısıyla 14-15 milyon ci-
varında öğrenci nüfusumuzla övünürken,
bu öğrencilerin daha erken yaşlarda ciddi
bir bilim (fen) eğitimi aldıklarını düşünmek
de aşırı iyimserlik olur. Sonuçta öğrencile-
rimizin yüzde 90’a yakını maalesef bilimsel
anlamda okuryazar olamamaktadır. Bilimsel
anlamda okuryazar olmayan, bilimin işleyişi-
ni bilmeyen, sadece kalıplaşmış bazı çoktan
seçmeli sorulara cevap vererek sonuç almaya
çalışan öğrencilerimiz, bilimsel düşünceden
ve -bilimsel süreçleri kazanamazken- bilim
alanlarından da hızla uzaklaşmaktadırlar.
Özellikle son yıllarda, artık üniversitelerin
fen bilimleriyle ilgili bölümlerine öğrenci
bulmak hızla zorlaşırken, uzak eğitimle bile
olsa, birçok sosyal alan öğrenci çekebilmek-
tedir. Bu durum ciddi anlamda sorgulan-
malıdır. Bilimsel düşünemeyen kitleler belki
kolay manipüle edilebilir, fakat üretkenlik ve
yaratıcılık, kendi hayatını kazanma açısından
çoğu zaman gerekli yeterliliğe ulaşamaya-
bilirler. Bu kitleler için hayat, “en kolay ve
emeksiz olarak nasıl kazanılır?” boyutunda
önem kazanmaktadır. En alt kademedeki
bir memuriyet kadrosu bile kitleler için bir
kurtuluş ümidi olabilmektedir. Dolayısıyla
eğitim sistemiz de başta bilim (fen) eğitimi
olmak üzere üreten ve yaratan, belli bilimsel
süreç becerilerine sahip,bilime yönelik olum-
lu tutumlar kazanmış bireyler yetiştirme ye-
rine, tam tersi fen bilimlerinden uzaklaştıran
bir sistem haline gelmeye başlamıştır.
Yine bilim eğitimindeki bir başka yanıl-
gımız ise, özellikle orta öğrenimde ihtisas-
laşmaya yol açabilecek şekilde fen liselerinin
açılmasıdır.Belki çok özel olarak üstün zekâlı
öğrenciler için bu şekilde okullar açılabilir
ama şu an neredeyse her il merkezine açı-
lan fen liseleriyle bilim insanı yetiştirmekten
çok, başarı durumu daha iyi olan öğrenciler
bu okullara kanalize edilmeye çalışılmakta-
dır. Bu sürece diğer Anadolu ve Öğretmen
liselerini de dahil edecek olursak, OKS veya
SBS sınavına giren öğrencilerin ancak yüzde
10’
u yerleştirilebilmektedir. Peki, geri kalan
öğrenciler ne olacak? Maalesef normal bir
dağılım eğrisi içerisinde, üst tabaka başka
bir okula yönlendirildiği zaman, diğer orta-
öğretim okullarında fen dersleri, hatta eği-
tim yapılamaz hale gelme sürecine girmeye
başladığı da düşünülebilir. Bunun sonucunu,
öğrencilerin SBS ve LGS ile LYS sınavların-
daki başarılarında görebilmekteyiz.
Genelde ortaöğretime dayalı mesleki eği-
tim anlayışı ile bir şekilde temel bilim (fen)
eğitiminden kaçan öğrenciler sayesinde, ge-
leceğin bilim ve teknoloji kuşaklarını yarat-
mak oldukça zor görünmektedir. Bize dikte
ettirilen ortaöğretim modeli ile bilim ve tek-
noloji üretebilecek, bilimsel ve rasyonel dü-
şünebilen nitelikli bireyler yetiştirme yerine,
daha çok tüketebilecek bireyler yetiştirilmeye
çalışılmaktadır. Burada unutulan ise işçiliğe
dayalı üretimlerin kazandırdığıyla teknoloji
ile yoğun üretimin kazandırdığı arasındaki
farkın düşünülemeyecek kadar büyük olma-
sıdır. Aşağıdaki tablo da bilginin yaklaşık ki-
logram cinsinden değerleri verilmektedir.
Bazı teknolojik ürünlerin miktarlarına
göre $ cinsinden fiyatları*
Cinsi
Miktarı
Fiyatı
Çimento
1
kg
0,05
$
Demir Çelik
1
kg
0,5
$
Alüminyum
1
kg
1,5
$
Otomobil
1
kg
10-100
$
Yolcu Uçağı
1
kg
100-1000
$
Savaş Helikopteri
1
kg
2.000
ile 3.000 $
Savaş Uçağı
1
kg
10.000
$
Uydu
1
kg
100.000
$
Bilgisayar Yazılımları -
Ücretsizden milyon
dolara kadar
*
Eğitime Bakış dergisinden uyarlanmış ve bugün için
bu değerlerde değişenler olmuştur (s.64).
Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, her
ikisi de sanayi ürünü olan bir otomobil ile
savaş uçağının kilogram başına fiyatları ara-
sında hayal edilemeyecek miktarda farklı-
lıklar bulunmaktadır. Bu farklılık, kullanılan