83
ekim
2013
Doç. Dr. Lütfullah Türkmen
meselesi” şeklinde lanse edilebilmekte,
fakat bilgi toplumuna geçmiş toplumlar
içinönceliğinbilgiyeulaşabilen, bilgiyi
kullanabilenve bilgi üreten toplumlardan
oluştuğuunutulmaktadır.
***
İster ilköğretimsonrası,
isterortaöğretim
sonrası olsun, öğrenciyerleştirilmelerinde
hızlatestedayalı sınavlardanuzaklaşılmalı,
bizzatöğrencininyaratıcılığınınönplana
alındığı “üründosyası”gibi değerlendirme
etkinlikleriyleöğrencilerperformansadayalı
birşekildeokullarayerleştirilmelidir.
***
Üniversitedüzeyinde
deyine doğrudan
mesleki eğitime geçilmeden, öğrencilerin
ortaöğrenimden kaynaklananbilimve
teknoloji eğitimi alanındaki eksiklikleri
tamamlanmalı, özellikle bilimsel okur-
yazarlıkyanında, bilgisayar ve teknoloji
okuryazarlığı noktasında damesafe kat
edilmelidir. Ayrıcayaratıcılık ve iletişim
becerilerininde geliştirilmesi göz ardı edil-
memelidir. Hiçbir üniversitemezununun
teknoloji kullanabilme boyutunda eksikli-
ği olmamalıdır. Ayrıcaüniversitelerde fen
bilimlerini kapsayan, daha çok araştırmacı
yetiştiren, temel bilimler alanına gelecek
öğrenciler birçokyöndendesteklenerek
geleceğinbilim insanı olmaları içinyönlen-
dirilmelidirler. Burada şudaunutulmama-
lıdır. Bilimsiz teknoloji olmaz. Ödünç alınan
teknoloji de sizindeğildir.
***
Zamanparadır (vakit nakittir), para güç-
tür, bilgi de bugüç içinanahtardır”
verilebilmiş değildir. Bilimle ilgili birçok
farklı tanım ve bakış açıları bulunmaktadır.
Bunlardan birisi, Ulusavaş’ın yapmış olduğu
(1997)
bilim tanımına göre; bilim, “insanın
evreni anlayabilme ve çevresinde kendisini
etkileyen kuvvetleri kontrol altına alabilme
gibi farklı iki gereksinime cevap vermek üze-
re yürütülen sistemli bir bilgi üretme çabası
ve bu çabayla kazanılan bilgilerdir” şeklin-
de tanımlanmıştır. Diğer taraftan Bernard
Russel ise “Bilim ve Din” kitabında yaptığı
tanımlamada “gözlemler yardımıyla dünya
hakkındaki doğrular ve doğrulardan yola
çıkarak kanunları ve bunlardan yararlanarak
gelecekte olabilecek olaylarla ilgili mümkün
olan tahminleri yapma ve keşfetmeye çalış-
maktır” şeklinde ifade etmiştir (1931, s.8).
Yukarıda yapılan tanımlardan hareket-
le bilim, genel itibariyle “sistematik bilgiler
bütünü ve bilimsel yöntemlerle elde edilmiş
bilginin genellenerek basite indirgenme ve
bu genellemelerden hareketle gelecekte ola-
bilecek olayları tahmin edebilme” şeklinde
tanımlanırken, son zamanlarda ise başka bir
yaklaşım, bilimi daha çok bir ürün ve süreç
bağlamında -insanın kendisi de dahil olmak
üzere- “fiziksel evreni anlayabilme ve açık-
layabilme gayreti ve faaliyeti” olarak ifade
edilmektedir. Bunun yanında Türkiye’deki
bilim ve eğitim politikaların seyrini açıkla-
madan önce bilimin geçmişten günümüze
geçirdiği evreleri aşağıda kısaca açıklamaya
çalışacağız.
Kısa bir şekilde bilimin geçmişten günü-
müze geçirdiği belli başlı evreleri şu şekilde
özetleyebiliriz:
Eski Mısır ve Mezopotamya’da görülen
ampirik bilgi dönemi:
Bu dönemde daha
çok temel ihtiyaçları yerine getirmek için
pratik düzeyde bazı bilimsel bilgiler üretil-
miştir. Bunlardan bazıları sayı sistemlerinin
oluşmaya başlaması, basit matematiksel he-
saplamaların yapılması ve metallerin işlen-