81
ekim
2013
dükkânlardan oluşurdu. Günümüzde bel-
li markaların mağazalarına ve gıda üzerine
büyük marketlere de rastlanmaktadır.
Kozan’da Nur Sineması, Belediye Sine-
ması ve yaz aylarında açık havada seyredi-
len “yazlık” Şan Sineması adlarıyla sinema
salonları mevcuttur. Bugün Nur ve Beledi-
ye sinemaları hâlâ yorgunluklarına rağmen
ayakta kalmaya direnmektedirler.
Kozan insanının durumunu psiko-sosyal
ve ekonomik yönden üç kategoride değer-
lendirmek mümkündür. Birincisi, genelde
kırsal kesimden gelen umutsuz bakışlı, yüzü
gülmeyen, üstü başı pek düzgün olmayan,
işsiz, gariban insanlardır. Bu insanların baca-
ğında şalvar, -mevsim yaz ise- ayağında bir
terlik veya -kış ise- lastik ayakkabı, üzerinde
bir gömlek ve ceket bulunur. Bu gruptakiler
genelde dış mahallelerde otururlar ve günlük
işlere giderler.Hayata tutunmaya çalışırlar ve
uysaldırlar. İyi niyetli, dalgın ve yüzleri sol-
gundur.Bu insanları genelde kahvehanelerde
veya çarşının belli noktalarında iş beklerken
görürsünüz. Bazen de bir traktör römorku
üzerinde tarlalara ırgat olarak giderlerken.
İkinci gruptakilerse orta sınıfı oluşturur.
Bunların ya elinde bir sanatı ya da küçük
ölçekli bir işletmesi vardır. Örneğin sıvacı,
kalıpçı, berber, terzi veya küçük bir bakkal
dükkânı olanlar bu sınıfta değerlendirilebilir.
Bunlar da ancak kendi yağlarıyla kavrulurlar.
Gelirlerini arttırarak büyüme şansları pek
yoktur. Kendi hallerinde hayatlarını yaşarlar.
Üçüncü gruptakiler, -az olmakla beraber-
içlerinden bir kısmı giyim kuşamından, tavır
ve davranışından hemen belli olurlar. Onlar
ayakkabının topuklarına basar,palto veya ce-
ketini omuzuna alır, insanlara tepeden bakar
ve emredici konuşur. Her toplulukta olduğu
gibi bunlar, para pul sıkıntısı çekmeyen, baş-
kalarına karşı hoşgörü ve tahammül sınırını
kaybetmiş, küçük bir meselede hır çıkaran
miras zenginleridir. Bu farklılıkların yanında
Kozan insanının hepsinin ortak bir özelliği
vardır: Yardımsever ve misafirperver olmak.
Kozan’da çok özel bir grup insan daha var-
dır ki onlar hakkında bir söz söylemek için
ciddi bir tetkik gerekir. Onlar “deli” sıfatıyla
anılan kimselerdir. Benim eskiden hatırlaya-
bildiklerim şunlar: Deli Metin, Deli Hamit,
Deli Ali, Deli Yaşar. Bu kimseler, gerçekten
akli melekelerini kaybetmiş midir, yoksa
-
zekâları doyuma ulaşmadığından- halktan
deli muamelesi mi görüyorlar, incelenmeye
değer. Çünkü onlardan bazısı konuştuğu za-
man “Ben akıllıyım”diyen çoğu kimseyi hay-
rete düşürecek, akıllı ve mantıklı konuşurdu.
Değişmeyen tek şey değişimdir. Hiçbir
şey bu gerçeğin dışında kalamaz. 2000’li
yıllardan itibaren Kozan’ın çehresi eskiye
nazaran değişmeye başlamıştır. Günümüze
gelindiğinde fark edilir bir gelişme ve değiş-
me olduğu göze çarpmaktadır. Yukarıda da
işaret edildiği gibi Kozan Kalesi’nin etekleri
Belediye tarafından yapılan birtakım düzen-
leme çalışmaları sonucu sosyal tesis haline
getirilmiş ve halkın hizmetine sunulmuştur.
Bazı eski eserler restore edilerek nostaljik
yapısıyla zihinleri tarih yolculuğuna çıkar-
maktadır. Özellikle Şevkiye, Tavşantepe ve
Bağlar mevkilerinde yükselen çok katlı bi-
nalar, gözleri kendine doğru çekmektedir.
Ayrıca Turgut Özal Bulvarı’ndaki Türk bü-
yüklerinin büstleri de Kozan’a ayrı bir anlam
katmıştır.
Kozan bir taraftan gelişip güzelleşirken,
bir taraftan da kendi sonunu hazırlamakta-
dır.Yıllar sonra Kozan’ın o verimli toprakla-
rıyla güzelim bahçelerinin betonlarla doldu-
rulacağı hiç aklıma gelmezdi.
KOZAN’A TÜRKLER,
SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE YERLEŞMİŞLER. ANCAK
SICAK OLDUĞUNDAN BİRÇOĞU TOROS DAĞLARI’NDAKİ YAYLA VE KÖY-
LERE ÇIKMIŞLARDIR. SONRA BİR KISMI TEKRAR GELEREK KOZAN’A VE
KÖYLERİNE YERLEŞMİŞ, BİR KISMI İSE KÖYLERDE KALMIŞTIR. ZAMANLA
KÖYLERDE KALANLAR DA GEÇİM SIKINTISI GİBİ ÇEŞİTLİ SEBEPLERDEN
DOLAYI ŞEHRE YÖNELMİŞLERDİR. BUGÜN KOZAN HALKINI GENELDE KÖY
VE KIRSAL KESİMDEN GELEN İNSANLAR OLUŞTURUR.
NOTLAR
Memluk Devleti, Kıpçak Türklerinden olan köle askerler tarafından kurulmuştur. Bu devletin Sultanı Baybars
1.
1266’
da düzenlediği bir seferde Adana, Misis, Ayas, Tarsus ve Kozan gibi şehirleri alır. 1275’de bir sefer daha
düzenler ve bu sefer Toros Dağları’nın ta içlerine kadar ilerler.
Bkz. Cezmi Yurtsever, Kozan Tarihi, s. 11.
2.
Yaver Mıcırıkyan Kirkor Efendi’nin Mayıs 1919 tarihinde ölümü üzerine, oğulları Haçatur, Nubar ve Misak Efendi-
3.
ler; kızları, eşi ve annesine verasetle intikal etmiştir. Kirkor Efendi’nin oğulları Haçatur ve Nubar’dan Şehlikzade
Hasan Efendi’ye ve 1923 tarihinde, Urfa milletvekili Ali Saip Bey’in annesi Leyla Hanım ve eşi Fehime Hanım’a
geçmiştir. Bkz.
(Erişim, 20.04.2013).
age, s. 12; Bu yapıyla ilgili Kozan Belediyesinin sitesinde şu bilgilere yer verilmektedir. Bedesten, 1904 tarihin-
4.
de Helvacı zade Hacı Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmış bir Osmanlı yapısıdır. Hacı Ali Usta tarafından da in-
şaatı yapılmıştır. On yedi iş yeri olan bu çarşıda zeytinyağı ve helva üretimi de yapılmıştır. Bkz.
zan.bel.tr/?/tarihi-degerler (Erişim, 20.04.2013).