79
ekim
2013
-
kaleye yaslanan Taş, Yarımoğlu
ve Hacıuşağı mahallelerinin bir
kısmı hariç- Aslanpaşa, Tufan-
paşa, Cumhuriyet, Şevkiye ve
Mahmutlu mahallelerinin mü-
tevazı halleriyle bir kompozis-
yon oluşturduğunu görürdünüz.
Başınızı biraz kaldırarak gözü-
nüzü uzaklara saldığınızda ise
Andıl Dağı’nın eteğindeki An-
dıl Köyü, bir tablo gibi gözünüze
ilişirdi. Ayrıca Ağlıboğaz, Bağlar
(
Urumeli), Hacımırzalı ve Gü-
neri gibi yerleşim birimleri şehri
kucaklardı.
İnce bir kalem zarafetinde
göklere uzanan minareler, halkın
Müslümanlığına şahadet ederdi.
İçlerinde Hoşgadem Camisi,
Küçük Cami ve Arap Cami-
si, kıdemleriyle seçilir dururdu.
Şehir merkezinden gözlerinizi
dışa doğru kaydırdığınızda ye-
şillikler gözlerinize ve gönlünüze
keyifli seyirler yaşatırdı. Portakal
ve limon bahçeleri, zeytinlikler,
bağlar, incir ve badem ağaçla-
rı yeşilin tonlarını oluştururdu.
Ayrıca tarlalara ekilen buğday,
arpa, yulaf, pamuk, karpuz, ka-
vun, mısır, soya veya domates,
patlıcan, lahana, marul ve pırasa
da renklere renk katardı.
Kozan
1
Kalesi şehrin her
tarafına hâkim durumdaydı.
Rivayete göre Asurlular tara-
fından yaptırılmış. Kalenin kule
ve burçları hâlâ heybetini ko-
rumaktaydı. Halk arasında an-
latılan hikâyelere göre, Kozan
Kalesi’nin altından Anavarza,
Karasis ve Kırkkapı’ya yollar
gidermiş. Ayrıca kalede zindan-
lar ve daha başka gizli yolların
olduğu da anlatılırdı. Herhalde
çocukların yaklaşmaması için
mahzenlerde hazine bekleyen
ejderhaların olduğundan da
bahsedilirdi. Hz. Ali’nin atının
ayak izinin olduğu ve benzeri
daha nice efsaneler anlatılırdı
kaleyle ilgili. Kale içinde bütün
yollar birbirine bağlanırmış ve
dönemin şartlarına göre sarnıç-
lar sayesinde kalenin su ihtiyacı-
nın karşılanmış olduğu gözden
kaçmazdı. Battal Gazi Zindanı
olarak bilinen mahzen, ziyaret-
çiler tarafından özellikle ziyaret
edilirdi.
Kaleden Kozan camilerini tek
tek sayabilirdiniz. Halk arasında
Büyük Camii” adıyla meşhur
olan Hoşkadem Camisi, zama-
nında şehrin en merkezî yerin-
de yapılmış, fakat sonra şehrin
kuzeye doğru büyümesiyle kı-
yıda kalmıştır. Caminin kuzey
giriş kapısı üzerindeki kitabeye
baktığınızda, Kölemen Sultanı
Emir  Abdullah Hoşkadem ta-
rafından 1448 yılında yaptırılmış
olduğunu görürsünüz. Caminin
kubbesi, kalın duvarları, yosun
tutmuş taşları ve iç mimarisin-
deki kemerli iri sütunları hâlâ
tarihe şahitlik eder durur. Cuma
namazı için Kozanlılar, özellik-
le Hoşkadem Camisi’ni tercih
ederlerdi.
Küçük Camii” adıyla bilinen
cami de Kozan’ın tarihi cami-
lerinden biridir. 1530’lu yıllarda
yapılmıştır. 1920 yılında Fransız
işgali sırasında tahrip edilse de
Müslümanlar tekrar onararak
ibadete açmışlardır. Bünyesinde
barındırdığı Kur’an kursu, bin-
lerce Kozanlı çocuğun ilk Bes-
melesine şehadet eder.
Arap Camii”, Kozan’ın ilk
yerleşim alanı dışında, 1900’lü
yılların ilk yarısında, üstü top-
rakla kapatılan küçük bir mes-
citken daha sonra büyütülerek
bugünkü haliyle inşa edilmiştir.
Sonraki yıllarda bu camilere
Zeynep Hanım, Lutfiye Hatun,
Karanfiloğlu, Tatarlı camileri
gibi hemen her mahalleye bir
cami inşası ilave edilmiştir.
Mezarlıklar,bir bölgenin tapu-
su gibidir. Kozan’ın merkezinde
büyük bir mezarlık vardır. Etrafı
yüksek taş duvarlarla çevrilmiş-
tir. Dünya hayatına veda edenler,
büyük ağaçların gölgesinde ebedi
uykularına devam etmektedirler.
Bir ucundan diğer ucuna, orta-
sından bir yolla ikiye bölünür.
Ana giriş kapısından girdiği-
nizde hemen soldaki Şehitlik ve
bayrak dikkatinizi çeker. Orada
her şey çok taze gibidir.Osmanlı
döneminden kalma olduğu taş-
larından anlaşılan mezarlar var-
dır. Mahallelerdeki mezarlıklar
olmasa, 80 bine yaklaşan Kozan
nüfusunun yükünü bu mezarlı-
ğın kaldırması mümkün değildir.
Asırlar önce Kilgen Çayı üze-
rine kurulan Kozan Köprüsü,
yorgunluk emareleri gösterse de
Kozanlıların yükünü hâlâ çek-
mektedir. Kaleye doğru yukarı
tırmanırken yol güzergâhındaki
tarihi ev ve konaklar dikkatinizi
celp eder. Örneğin o konaklar-
dan biri, “Manastır binasının
doğu alt kısmında, 1900’lü yıl-
ların başında Hacı Ağa adında-
ki bir Türk tarafından Halepli
bir Ermeni ustaya yaptırılan
konak, daha sonra Ermeni Nal-
batyan ailesinin akrabası Yaver
Mıcırıkyan’a satılmıştır”.
2
Daha
sonra tekrar bir Türk ailesine ge-
çen bu konak
3
,
günümüze kadar
gelmiştir.Ancak buTürk konağı-
na bugün “Yaver’in Konağı” adı-
nın verilmesi düşündürücüdür.
Ayrıca Hoşkadem Camii’nin
hemen yakınında bulunan Tari-
hi Çarşı, 1904 yılında yine Hacı
Ekrem Özbay