78
ekim
2013
Kozan’aTürkler,
Selçuklular döne-
mindeyerleşmişler.
Ancak sıcak oldu-
ğundanbirçoğu
Toros Dağları’ndaki
yayla ve köylere
çıkmışlar. Sonra bir
kısmı tekrar gelerek
Kozan’a ve köyle-
rineyerleşmiş, bir
kısmı ise köylerde
kalmışlar. Zamanla
köylerde kalanlar
da geçimsıkıntısı
gibi çeşitli sebep-
lerdendolayı şehre
yönelmişler. Bugün
Kozanhalkını ge-
nelde köyve kırsal
kesimdengelen
insanlar oluşturur.
Feke, Saimbeyli,
Tufanbeyli ilçeleri
veKozan’ın köyleri
şehrinnüfusunu
besler. Sonradan
göçle gelennüfu-
sun çoğunluğunun
gelir düzeyi düşük-
tür. Buailelermev-
simlik işlerde çalı-
şırlar. Kış aylarında
portakal ve limon
toplar, ağaç budama
işlerine giderler. Yaz
aylarında pamuk
ve karpuz toplama,
çapayapma gibi
işlerde çalışırlar.
Ancak piramidinen
üst kısmını toprak
zenginleri oluştu-
rur.
***
Kozanbir taraftan
gelişip güzelleşir-
ken, bir taraftanda
kendi sonunuha-
zırlamaktadır. Yıllar
sonraKozan’ıno
verimli topraklarıy-
la güzelimbahçe-
lerininbetonlarla
doldurulacağı hiç
aklıma gelmezdi.
>>
Eğer yük varsa, yolcu-
lar hayvanlarla (at, eşek, katır)
Horzum’a kadar gider, hayvanı
orada hancıya emanet ederlerdi.
Sonra Saimbeyli, Tufanbeyli ve
Feke istikametinden gelen bir
arabaya binerek Kozan’a ula-
şırlardı. Kozan’da işlerini bitir-
dikten sonra tekrar Horzum’a
kadar arabayla gelir, hancıdan
hayvanını alır ve eşyalarını
hayvanlara yükleyerek köye dö-
nerlerdi. Yolcunun eğer yükü
yoksa, sabah erkenden kalkıla-
rak ya Horzum’a veya Göksu
Köprüsü’ne veyahut Feke’ye
5-6
saat yaya yürüyerek varırlar,
sonra oradan bir arabaya bine-
rek Kozan’a ulaşırlardı. Öyle her
an araba da bulunmazdı. Yolda
bazen bir saat, belki daha fazla
araba beklendiği de olurdu.
Köylere orman yolu yapıldık-
tan sonra, yine arabaya binebil-
mek için ya Pancarlı Gediği’ne,
ya Gümüş Tepesi’ne veya
Meydan’akadar yürümekzorun-
daydılar. Çünkü yol -orman için
yapıldığından- köye uğramazdı.
Bu noktalardan araba geçeceği
haberi bir gün önceden alınmış-
sa ona göre gidilir ve beklenirdi.
Çünkü köyün bir arabası yoktu.
(1970’
li yıllar...)
Kozan;
kuzeyde
Feke-
Saimbeyli, doğuda Osmaniye-
Kadirli,güneydeCeyhan,güney-
batıda İmamoğlu, batıda Aladağ
ilçeleri ile çevrilidir. Kozan’ın
kışları yağmurlu, yazları kuru ve
sıcak olur. Sıcak olur, çünkü çev-
resindeki dağlar, serin rüzgârları
engeller. Dolayısıyla Kozanlılar,
yaz gelince özellikle Temmuz
E
SKİDEN
Kozan’a köylerdenbinbirmeşak-
katle gelinir gidilirdi. Köylüler, Kozanyerine
Sis”e gidiyorumderlerdi. Feke’ninbirçok
köyü, alışverişini Kozan’danyapardı. Örne-
ğinonlardanbiri de Feke’ninKonakkuran
Köyü (Puhnu)’dür. Bu köydenKozan’a gidiş
gelişler öyle pek kolay olmazdı.
Şehir
haber
ajanda
ve Ağustos aylarını yaylalarda
geçirirler. Yaylaya gidemeyenler
ise evin damına çıkarlar ve ora-
da yatarlardı. Kozan, Köreken
ve Andıl dağlarının uzantıları
ile Kozan Kalesi ortasına özenle
konmuş gibidir.
1980’
li yıllardaki bir bahar
ayında, Kozan Kalesi’ne çıktı-
ğınızda, Kozan’ın her tarafını
kuşbakışıyla seyredebilirdiniz.
Kuzeye doğru baktığınızda Sa-
imbeyli Caddesi’nin sicim gibi
uzanan ucunun kıvrılarak Sıra-
elif Tepesi’nde kaybolduğunu,
Adana yolunun İmamoğlu ta-
rafına doğru ovanın içinden ip
gibi uzandığını, Kadirli-Ceyhan
yolunun bahçeler arasından akan
bir çay güzelliğinde etkileyici ol-
duğunu görürdünüz. Kilgen’in,
Deli Çay’ın ve Çanaklı ile As-
lanpaşa Mahallesi’ne doğru
akan sulama kanallarının suyu,
bir gümüş parlaklığında gözü-
nüze çarpardı. Köyleri Kozan’a
bağlayan köy yolları, yoldaki bir
arabanın kaldırdığı tozlarla an-
laşılırdı.
Kalenin güney burcuna çı-
kıp kuzeye doğru baktığınızda,