72
ekim
2013
kurban edilmek üzere tapınağa götürülürler.
Sahne korkunçtur. Tapınakta insanlar taşın
üstüne yatırılırlar ve önce kalpleri çıkarılır,
sonra da boyunları kesilerek tapınağın mer-
divenlerinden aşağı atılırlar. Seyreden insan-
larsa gördükleri vahşetin çılgın sarhoşluğuyla
kendilerinden geçmiş haldedirler. Bu vahşi
cinayetler devam ederken bir anda güneş
tutulması olur. Rahipler ve kral rahatlar, akıt-
tıkları kanın tanrıları hoşnut ettiğini düşü-
nerek kurban ayinini sona erdirirler. Her ne
kadar filmde teknik hatalar olsa da, yanlış bir
mesaj verilmeye çalışılsa da “insan kurban”
tarihî bir gerçektir.
Aztekler ve Mayalar için Venüs tehlikeli
bir göksel güçtü. Aztekler, onu sabah yıldı-
zı olarak yeniden belirdiği günlerde kurban
edilen tutsakların kanıyla besliyorlardı. 1200
yıl önce Maya ve Toltek unsurlarının karışı-
mıyla oluşan melez kültürün gaddar tören-
lere olan düşkünlüğü de bölgede bir istisna
değildir. Meksika’da yeşeren bütün büyük
uygarlıkların insan kurbanını törenleştir-
dikleri biliniyor. Ayrıca bu törenler, yüzyıllar
boyunca şiddetini arttırarak varlığını sür-
dürmüş ve “göksel korku” altında yapılan bu
törenlerde tapınakların çoğu insan mezbaha-
sına dönüşmüştür.
Baştansona kan
Bu ayinler yalnız Orta ve Güney Ame-
rika uygarlıkları ile sınırlı değildi. Mısır,
Yunan ve Mezopotamya uygarlıklarında da
oldukça yaygındı. Antik dönemde insanlar
-
özellikle genç erkek ve çocuklar-, tapınak-
larda Tanrı’nın hoşnutluğu için kurban edilir,
hatta bu kurbanların kanları içilirdi. Bu dö-
nem kültürünün şekillendirdiği Tevrat, bize
Allah’ın bu kan akışından adeta zevk duy-
duğunu ve tapınakların kanla temizleneceği,
insanların günahlarının kan akıtılmasıyla
bağışlanacağını anlatır: “Bundan sonra halk
için,günah sunusu olarak tekeyi kesecek.Ka-
nını perdenin arkasına götürecek. Boğanın
kanıyla yaptığı gibi tekenin kanını da ‘Bağış-
lanma Kapağı’nın üzerine ve önüne serpecek.
Böylece en kutsal yeri İsrail halkının kirlilik-
lerinden,isyanlarından,bütün günahlarından
arındıracak.” (Levililer, 16)
Kurbanı değerli kılan kanıdır. Tevrat’ta
kurban kesilecek yerler ve kurban kanının
nerelere, nasıl sürüleceğine dair kurallar ay-
rıntılı olarak anlatılır. Kan Allah için önem-
lidir, etse din adamlarına sunulur ki onların
gıdasıdır.
İnsanların kurban edilip kanının içildiği
putperest gelenek, farklı bir şekle büründü-
rülerek “ekmek-şarap (evharist)” gibi tören-
lerle Kilise’ye de taşınmıştır. Hıristiyanlığın
dayandığı temel inanç, Tevrat’tan ödünç
alınan Adem ve Havva kıssasıdır. Adem’in,
yasak ağacın meyvesini yiyerek ilk günahı
işlemesiyle insanların bedeninde Allah’ın
düşmanı ve karanlığın prensi olan şeytanın
egemenliği başlamıştı. İnsanlık, İsa Mesih’in
gelişine kadar kaçınılması imkânsız, büyük
acılarla dolu olan kötü kadere mahkûm edil-
mişti. İnsanlığı bu kötü kaderden kurtarmak
isteyen İsa Mesih, kendini kurban ederek
çarmıha gerildi ve “kanlar” içinde acı çekerek
ölürken, insanlığı sonsuz acılarla dolu kötü
kaderin baskısından kurtardı. Ekmek-şarap
ayini, kanlar içinde çarmıha gerilen İsa Me-
sih kanı ve bedenine katılma ayinidir.
İşte insanlık tarihinin derinlerine uzanan
bu aklı örtülmüş bilinç ve yitirilen vicdanla
körelmiş inanç adına uygulanan bu vahşet,
Kur’an’da Hazreti İbrahim rüyası ile sem-
bolize edilerek sonlandırılmıştır. “Bu olayın
çağlar boyu anılmasını sağladık” denmiştir ki
sonraki kuşaklar bu olayı hatırlasın, anlasın
ve ders alsın. İnsanlık tarihinin utanç sayfala-
rı kapansın ve bir daha açılmasın…
Kurban Bayramı dostluğun, kardeşliğin
ve yardımlaşmanın huzur veren ortamında,
Hazreti İbrahim’in rüyasıyla sona erdirilen
insanlığın bu ortak utancını da hatırlatmalı-
dır. Ancak İslam coğrafyasında akan kanlara
bakınca, hiç de durumun böyle olduğu gö-
rülmüyor. Bırakın bu çağrıyı anmayı, hatır-
lamıyoruz, hatta belki bilmiyoruz dahi. Hem
de bir insanın öldürülmesinin tüm insanlığı
öldürmek olduğunu asırlar önce bize anlatan
Hazreti Peygamber’in davasına inandığımızı
söylerken…
Kur’an’da kan akıtılarak Allah’a ulaşma
şeklinde bir ibadet yer almaz. Şu ayette ifade
edildiği gibi, kesilen hayvanların ne etleri, ne
de kanları Allah’a ulaşır ki Allah’a ulaşacak
olan, sadece kulların takvalarıdır: “Onların
etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat
O’na sizin takvanız ulaşır. Böylece onları si-
zin hizmetinize verdi ki size doğru yolu gös-
terdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız.
Güzel ahlak sahiplerini müjdele.” (Hac, 37)
Önemli olan,hayatın içinde güzel ahlak sa-
hibi olmaktır. Allah sizin kurbanlarınıza, ete,
kana, deriye, bağırsağa bakmaz. Akıttığınız
kan için günahlarınızı affedecek de değildir.
İçinizde Allah bilincinden kaynaklanan sa-
kınma duygusu (takva) ile yaşayıp yaşamadı-
ğınıza ve ahlakınıza bakar.Allah bilinciyle ya-
şamanın en önemli yanı ise yoksulu, yetimi ve
ihtiyaç sahibi olanı görmezden gelmemektir.
Kur’an’da hayvan kesme anlamında olan
ifadelerin tümü, infak (paylaşım, yoksulla-
ra yardım), et dağıtma, yoksulları doyurup
ağırlama biçimdeki ifadelerdir. Ayrıca bu
düzenlemelerin tümü de Hac günleri içindir.
Hac yapmak için dünyanın değişik yerlerin-
den gelen insanların, kalabalık insan toplu-
luklarının rahatça yiyip içmeleri içindir. Hac
Suresi’nde kurban kesme ile ilgili kurallar
ayrıntılı olarak yer almıştır. Bu söyledikleri-
mizden Kurban Bayramı’nda hayvan kesme-
ye karşı olduğumuz anlaşılmasın. Anlatmaya
çalıştığım, gariplerin bayramının buzdo-
laplarının etle doldurulduğu ve derilerin bir
kapışma sektörü haline geldiği duruma işaret
etmektedir.
Toplum
haber
ajanda
Bu yazıdaki ifadelerimizden Kurban Bayramı’nda hayvan kesmeye karşı olduğumuz anlaşılmasın. Anlatmaya çalıştı-
ğım, gariplerin bayramının buzdolaplarının etle doldurulduğu ve derilerin bir kapışma sektörü haline geldiği duruma
işaret etmektedir.