66
ekim
2013
Rukiye Yıldız Erdoğmuş
Tarih
haber
ajanda
Asırlardır bütünâlem-i
İslam’aveülkemize
1800’
lüyıllarınba-
şındasinsi bir jargon
atıldı: “Yeniklikler ve
Tanzimat, yozlaşmış
veyobazlaşmış setleri
kırmak içindi,modern-
likveçağdaşlık içindi.”
Bununböyleolma-
dığını bilenâlimler
dahi “gericilik” yaftası
yememek için “Kral
çıplak!” diyemediler.
Ve IslahatveTanzimat
Fermanları (yenileş-
meler), bizi bizden
ahesteahestekopardı.
***
Calasso, Gülhane
Bahçesi’ndeyaptırdığı
süvari talimleriyle
yüzyıllardır devam
edenOsmanlı biniş tar-
zı yerineMacar hafif
süvarilerinineğitimini
getirdi. AyrıcaOsmanlı
eyer veüzengileri
terkedilerekMacar
eyerlerini andıranTa-
tar eyerleri kullanıldı.
Osmanlı süvarileri bu
değişikliklerden rahat-
sızoldular, alışamadı-
lar. Eski eyerleri üze-
rindesanki bir divanda
oturur gibi yarı bağdaş
haldeat binerlerken,
yeni eyer veüzengiler-
leayaklarını sarkıtmak
zorundakalmışlardı.
Budeğişikliklereonay
verenveyeni süvari
talimlerinebizzat ka-
Ordudaki
Yahudi
ve
Hıristiyanlar
A
KIL
,
etimolojik olarak
bağ”demektir. Elle tutulan,
gözle görünen her şeyi “göz”
algılar, beyne iletir. Beyin de
ne olduğunu algılar. Ama
somut görüntünün ardındakileri görmek
için “akıl” gereklidir. “Akıl”, görünenin ar-
dındaki görünmeyenle bağ kurar. Bilgiyi
ise salt malumat olarak “zekâ” öğrenir. Yani
örneğin “zekâ” arabanın motoru gibiyken,
akıl” ise direksiyonu gibidir.
İnsan, ancak kainatı görüp yaradanı ile
bağ kuruyorsa akıllı insandır. Bir profesör,
en zor problemleri çözüyor ve en üstün
deneylerle yeni keşiflerde bulunuyor ama
Allah’ı tanımıyorsa “zekidir” ama “akıllı”
değildir. Elindeki malzeme ile uğraşıyor
ama malzemenin asıl sahibini düşünemi-
yorsa ve beyni motor gibi çalışıyor ama ya-
radanını düşündürmüyorsa aklı çalışmıyor
demektir. Örneğin yağmur, artı yüklü bu-
lutla eksi yüklü bulutun çarpışması ile ya-
ğıyor. Bunu bilir, ama “Bulutu yaradan niye
yaratmış, kim yaratmış?” diye düşünemez,
bağ “kuramaz.
Tarih okuyan ve yazan için de sadece
zekâ yetmez. “Filanca olay filanca tarihte
olmuştur” diyerek olayları ya da tarihlerini
öğrenmek, salt malumattır. “Bilgi” değildir,
irfan” hiç değildir. Çünkü bilgiye dönüş-
mesi için siyakını sibakını düşünmek ge-
rek. Bunun için de “akıl” gereklidir.