65
ekim
2013
Analiz
haber
ajanda
ĞRENCİ
andının kaldı-
rılması ile ortaya çıkan
tartışmalar, bir anlamda bu
ülkenin onlarca yıl maruz
kaldığı algı ve kavram
sorunlarının bir süre daha
hayalet olarak varlığını
sürdüreceğini gösteriyor.
Çünkü bileşimi pek çok
farklı etnik ve dini unsur-
dan oluşan Türkiye’nin
1930’
lu yılların gözlükleriy-
le kendisine ve çevresine
yabancılaşması alışkanlık
haline geldiğinden, bir
anda bundan kurtulmak
da kolay iş değil.
Öğrenci andıyla ilgili
milyonlarca kişinin ilginç
hatıraları vardır. Bu hatı-
ralar, bir anlamda bütün
hayatımıza etki eden ve
öteki” algısını yoğuran
özelliğe sahiptirler. Benim
için de “öteki”nin ilk defa
sorgulandığı zamanlar,
öğrenci andını ilk oku-
duğumzamanlara denk
gelir. Türk, Kürt, Çerkez,
Ermeni ve pek çok farklı
kültürün bir arada yaşadı-
ğı Malatya’da yetiştiğimiz
aile ortamında farklılık-
ların hiçbir önemi yoktu.
Farklılıkların adının dahi
anılmadığı için ilkokul
döneminde bir kavram
karmaşıklığınamaruz
kaldığımolmuştur.
Bir resimdersi için el işi
kâğıdı almak üzere bakka-
la gittiğimde bu durumu
yakinen yaşamıştım. Han-
gi renk el işi kâğıdı istediği-
mi soran bakkala “kırmızı”
cevabını verdiğimde “Sen
Kürt müsün? Kürtler kırmı-
zı sever!” şeklinde ilginç bir
karşılık almıştım. Bu du-
rumkarşısında afallayarak
Bilmiyordum” deyiver-
dim. Bakkaldan çıktıktan
sonra Kürt kelimesinin ne
olduğunu düşünmeye baş-
ladım. Televizyon kanalla-
rındaki çeşitli eylemlerde
gösterilen insanlar aklıma
geldi. Terörün de dorukta
olduğu zamanlarda oldu-
ğumuz için bu konuda tele-
vizyonla şekillenen bir algı
dünyamız vardı. Bir süre
çevremi yokladığımda
gördümki, yengelerimiz
ve eniştelerimiz arasında
köşe başını tutma yarışı
olan hayat yolunda işe ya-
ramıyordu. Çalışkanlığımız
ise, kendi hammaddemizi
işlenmiş halde bize satan
milletler karşısında sönük
kalmıştı.
Bizde her zaman var
olan özgür düşüncenin
öğrenci andı, eleştiriye
tamamen kapalı eğitim
sistemi ve buna benzer
bir yığın engel yüzünden
yok edilmesi doğru ve
çalışkan olmaya yeminli
milletimizin dünya önün-
demahcup olmasına ve
geri kalmasına yol açtı.
Hâlihazırda, algı dünyamı-
zı özgürleştirme yolunda
atılan adımlara büyük
direnç gösteren kesimlerin
eski alışkanlıkları terk
etmek istememesi, aslında
Türkiye’nin büyük ülke
olma yolundaki duruşunu
engelleme çabalarından
başka bir şey değildir. Artık
yeni nesillerin zihinlerini
kontrol altında tutmadan,
onları insanlık için yararlı
olmaya teşvik edecek
girişimlerin desteklenmesi
gerekir. Söylenildiği gibi
esasmilliyetçilik, en başta
bu ülkeye ve bu ülkenin
insanına faydalı olacak
işler yapmaktır.
epeyce Kürt varmış. Hatta
zaman zaman Kürtçe de
konuşurlarmış; ancak bu,
bizde rahatsızlık oluştura-
cak şekilde icra edilmediği
için farkına bile varma-
mışım.
Okula gittiğimiz her
sabah, artık alışılageldiği
üzere okuduğumuz öğren-
ci andı zamanla sıradan
hale gelmişti. Bazen içeri-
ğindeki güçlü Türk vurgu-
su, aslında ne olduğumuzu
sorgulamamıza sebep
oluyordu. Ancak çocukluk
haliyle kendi aramızda
işi şakaya alıp “Nemutlu
Kürdümdiyene!” şeklinde
okuduğumuz da oluyordu.
Bunun, bizim için hiçbir
sakıncası yoktu. Hatta
daha da farklılık olsun diye
NemutluArabımdiyene!”
şeklinde söylediğimiz de
olmuştur. Yani zoraki tek
tipçi dayatmanın doğal
bir dışavurumu olarak
farklılık” isteği kendisini
gösteriyordu. Okul kitapla-
rındaki sayısız siyah beyaz
Atatürk resimleri de buna
eklenince 1920 ve 30’ların
dünyasından çıkma isteği
gitgide artıyordu.
Şimdiye kadar öğrenci
andından yola çıkarak
kendisini diğer millet ve
kültürlerden üstün gören
bir arkadaşımız olmadı.
Tamaksine, kendisine
dayatılan ve sürekli tek-
rarlanan ezberden usanan
gençler, her fırsatta zoraki
okutmalardan kaytarma-
nın yollarını arayıp durur-
du. Zaten bu durum, apay-
rı bir okul hatırası olarak
herkesin hafızasındadır.
Fakat mesele öğrenci
andı ile bitmiyordu. Her
sabah okuduğumuz ve
düşünce dünyamıza zincir
vurmaya çalışan and ile
birlikte, eleştiri ve yorum
yeteneklerimizin törpü-
lenmesini sağlayan eğitim
sistemi gibi başka bir sorun
vardı. Bu sistem içerisinde
yoğrulan zihin dünyamız,
zamanla tümengelleme
ve baskılara teslimolmuş,
ayrıca çeşitli siyasi kavgala-
ramalzeme olacak şekilde
kullanılır hale gelmişti.
Derslerde bize öğretilen ve
asla sorgulayamadığımız
değerler bütünü, lise bi-
tince bizleri sudan çıkmış
balığa döndürmüştü. Türk-
lük ile üstün olduğumuzu
tekrarlarken, yabancı dil
öğrenmekte dünyanın ge-
risinde kalmıştık. Her gün
tekrarladığımız doğruluk,
Benimiçin
öteki”ninilkdefa
sorgulandığızamanlar,öğrenci
andınıilkokuduğumzamanla-
radenkgelir.
M. Fatih Öztarsu
geçebilecekmiyiz?
1930’
larınTürkiye’sinden2030’larınTürkiye’sine
ŞİMDİYE
kadar öğrenci andından yola çıkarak kendisini
diğer millet ve kültürlerden üstün gören bir arkadaşımız
olmadı. Tamaksine, kendisine dayatılanve sürekli tekrarla-
nan ezberden usanan gençler, her fırsatta zoraki okutma-
lardan kaytarmanın yollarını arayıp dururdu. Zaten bu du-
rum, apayrı bir okul hatırası olarak herkesin hafızasındadır.
Ö