61
ekim
2013
Fatma Şura Bahsi
Strateji
haber
ajanda
ÜRK
dış politikasında
yaklaşımve uygulama-
ların sorgulanmaya baş-
ladığı dönem, Sovyetler
Birliği’nin yıkılıp da Soğuk
Savaş’ın bitmesi ile başla-
yan süreç olmuştur. Bu sü-
reç, 2002 yılı, yani AKParti
iktidarının başlangıcına
kadar devametmiştir. Bu
dönemdeki dış politikada
farklı açılımlar tartışılmaya
başlanmıştır. (Özcan ve
Usul, 2010:110-113.)
Bununla birlikte daha
önceki dönemlerdeki yak-
laşımve politikalar sorgu-
lanmış ve de alternatifler
ortaya atılmıştır. (Keyman
veÖniş, 2007: 161-165.) 1990
sonrası yaşanan çok bo-
yutlu dış politika denemesi
çok da başarılı olamamıştır.
2002
yılında AKParti’nin
iktidara gelmesi ile birlikte,
Türk dış politikasında hem
kuramsal, hemde uygula-
ma bağlamında bir değişim
arayışı başlamıştır. (Bal,
2010: 40-44.)
Böylelikle
yeni bir Türk dış politikası
yaklaşımı doğmuştur. Bu
yeni dış politika yaklaşımı-
nı oluşturan dönemin dış
politika yapıcıları, dış po-
litikada demokratikleşme
kavramına ağırlık vererek
Türkiye’nin bölgesinde ve
uluslararası düzende aktif
politikalar izleyerek barış
ve istikrarı temin etmeyi
amaçladıklarını vurgu-
lamışlardır. (Erhan, 2010:
256-259.)
Sıfır sorun politikasına
ilişkin olarak Türkiye’nin,
yüzünüDoğu’ya dönüp
Batı’ya sırt çevirdiğine
dair yorumlar yapılmış,
başka bir deyişle “eksen
kayması” tartışmaları
gündeme gelmiştir. Türk
dış politikasının iki önemli
temel ilkesinden biri olan
Batıcılık, halen Türkiye’nin
en önemli dış politika
argümanıdır. Türkiye,
Batı’ya sırtını çevirmekten
ziyade çok yönlü dış poli-
tika ilkesini uygulamaya
geçirmek amacıyla yeni
açılımlar oluşturmuştur.
Bu açılımlar, Batı’ya bir
hem idealist, hemde realist
boyutlarının olduğu kabul
edilmelidir.
Sonuç itibariyle sıfır
sorun politikasının henüz
bitmiş bir politika olmayıp
halen devameden bir
süreç olduğundan, başarılı
ya da başarısız bir politika
olup olmadığı yönün-
deki tartışmaların erken
olduğunu söyleyebiliriz.
Bununla birlikte önemli
olan, Türkiye’nin bölgesel
ve uluslararası gücünün
korunması için, aktif ve
çok yönlü dış politikanın
gerektiğinde idealist,
gerektiğinde ise realist bir
yöntemle sürdürülebilir
şekilde devamettirilmesi
lazımdır. Bu bağlamda da
dış politika yapıcıları, yeni
stratejiler geliştirmek ve
mevcut durumumuhafaza
etmek amacı gütmelidirler.
Çok yönlü bir dış politi-
kanın yöntembağlamında
da çeşitli kuramların etkisi
ile yürütülebileceği göz
önünde bulundurularak,
dış politikayı iç politikadan
ayrıştırmadan çıkar ve
değer odaklı bir yönetim
vizyonu olarak görmek
gerekmektedir.
alternatif olmaktan ziyade
farklı coğrafyalarda yeni
işbirlikleri oluşturmayı
hedefleyen bir gelişmedir.
Ancak burada dış politika
yapıcılarının dikkat etmesi
gereken husus, yeni dost-
luklar kazanılmaya çalışı-
lırken köklü ve ulusal çıkar
ortaklıklarının olduğu
tarihsel ve kurumsal ilişki
önemini yitirmemektir.
ZiraOsmanlı Devleti’nin
mirası da dâhil edilirse,
yaklaşık 200 yıldan fazla
bir dış politika çabası olan
Batıcılık göz ardı edilme-
melidir.
Eksen kayması tartış-
maları kapsamında nihaî
olarak Türkiye, Batı’dan
uzaklaşmamış, sadece tek
yönlü değil, çok yönlü poli-
tikalar geliştirme çabasına
girmiştir.
Türkiye’nin aktif ve çok
yönlü sıfır sorun politi-
kasına yönelik başka bir
yaklaşımda politikanın
ne ölçüde realist olduğu
hakkındadır. Aktif ve çok
yönlü bir dış politika başa-
rısının uluslararası ortama,
ülkenin sahip olduğu ka-
pasiteye ve dış politikanın
uygulama yöntemine bağlı
olduğu kabul edilmelidir.
Öncelikle bu yeni dış
politika açılımı, hiç kuşku-
suz uluslararası ortamın/
şartların bir gereği olarak
doğmuştur. Türkiye, git-
tikçe güçlenen ekonomisi,
demografik yapısı, demok-
ratik ve laik sistemi, mer-
kez devlet/bölgesel güç
olma ideali ve en önemlisi
de artan bir özgüven sa-
hibi olmak gibi unsurların
birleşmesiyle bu yeni
politikayı uygulanabilir
kılmıştır. Bununla birlikte
söylembağlamındaki
yeni dış politika yaklaşımı,
idealizmalgısı oluşturmuş
da olsa, aktif ve çok yönlü
bir dış politikanın sürdürü-
lebilirliği yine realist ter-
cihlere bağlıdır. Her şeyin
yolunda gittiği süreçlerden
ziyade kriz anlarında
realist seçimlerin yapıl-
ması gerekmektedir. Sıfır
sorun politikasına yönelik
kuramsal eleştiri ve yakla-
şımlara ilişkin, Türkiye’nin
son dönemlerde yaşanan
olaylara karşı tutumunda
-
realizm ile idealizmarasın-
daki farkı ayırt ederek- bu
yönde bir tavır geliştirdiği
kanaatindeyiz. Dolayısıyla
sıfır sorun politikasının
AKParti’nin
iktidaragelmesi
ilebirlikte,Türkdışpolitikasın-
dahemkuramsal,hemdeuy-
gulamabağlamındabirdeğişim
arayışıbaşlamıştır.
ÇOK
yönlü bir dış politikanın yöntem bağlamında da çeşitli
kuramların etkisi ile yürütülebileceği göz önünde bulunduru-
larak, dışpolitikayı içpolitikadanayrıştırmadançıkarvedeğer
odaklı biryönetimvizyonuolarakgörmekgerekmektedir.
T
dışpolitikayaklaşımı
Çıkar vedeğer odaklı