57
ekim
2013
karışmama ilkeleri üzerinden bütün ül-
kelerle eşitlik, karşılıklı saygı ve birbiri-
nin meşru çıkarlarını gözetme esaslarına
dayalıdır. Ziyaret ve dış temaslarımız da
Türkiye’nin ulusal çıkarları odaklıdır.”
Güzel sözler ve oldukça diplomatik bir
dil… Süleyman Seyfi Öğün Hoca’nın dış
politika stratejisine dair yazmış olduğu
yazı, tam da bu noktada imdadıma yetişti.
Hoca, üç tür politik vizyondan söz ediyor-
du: Reel politik, match politik ve moral
politik. RP ve MAP’ın emperyal ve güce
dayalı politikalar olduğunu, MP’nin ise
(
mecburen) mazlum ve mağdurların po-
litikası olduğunu anlatıyordu. Türkiye ise
bugün, bu üçlü sistemi dengeli olarak gö-
türmeye çalışmaktadır. Mısır ve Suriye’de
MP’yi de görebilirsiniz, RP ve MAP’ı da.
Ama sayın vekilimiz, dış temaslarda sadece
Türkiye’nin ulusal çıkarlarından bahset-
mekle evrensel değerleri göz ardı etmiş
görünüyor. Mısır’da darbecileri meşrulaştı-
rırken demokrasiye, Suriye’de de “Bu bizim
savaşımız değil” derken vicdanlara ihanet
ediyor. Pragmatizmi salt bir yöntem olarak
belirlerken MP’nin yanından bile geçmi-
yor. Dolayısıyla hem Mustafa Kemal’in
mazlum devletlere örnek olan bağımsız-
lık mücadelesinden bahsediyor, hem de
RP’nin gücüne tapıyor. Hem moda gereği
sürekli barıştan söz ediyor, hem de ilkeler
ve değerler üstünden siyasetin yanından
bile geçmiyor. “Yurtta sulh, cihanda sulh”
ilkesi ile ilgili olarak, güzel bir ütopya ve
temenniden öte bir anlamının olmadığını
söyleyince de aşağıdaki satırları sıralıyor:
Öyle değil. Siz düşünen bir insansınız.
Yurtta sulh, cihanda sulh’ çok önemli bir
ilke… Türkiye’yi başkalarından farklı ve
büyük kılan Atatürk’ün bu ilkeye ilişkin
bir açıklaması var. Onu okuyun ve dedi-
ğinizi bir daha düşünün. Taşıdığı anlamı
göreceksiniz. Siz olup bitenin farkında
değilsiniz anlaşılan. Türkiye, son 4 yılın
dış politikasıyla eski konumunu tamamen
yitirdi. Büyümek bir yana, hem Müslü-
man halka sahip, hem Batılı, tüm böl-
genin imrendiği, ekonomisi canlı, sosyal
hareketliliği belirgin, yumuşak güç kul-
lanan ve kendisinin öyle olduğunu iddia
etmesine gerek olmadan bölge lideri ol-
duğu herkesçe teslim edilen, laik, demok-
ratik, istikrar yapıcı, bölgenin sorunlarına
tarafsız bir yaklaşımla çözüm bulmaya
katkı sunma yeteneğine sahip bir ülke
konumundan Ortadoğu’nun tüm anlaş-
mazlıklarına taraf, güvenilmez, olmaya-
cak hayaller peşinde, etrafa silah dağıtan,
istikrarsızlık yaratan, güç durumdaki her
ülkenin haklı-haksız melanet atfettiği bir
ülke oldu. Bu zelil duruma düşmemize
Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin bölge dışı
büyük güçlerce kışkırtılan mezhep odak-
lı, hayalperest dış politikası neden oldu.
Ama merak etmeyin, bunu CHP düzelte-
cek. Seçimleri bekleyin, göreceksiniz...”
Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir meşru
seçimi kazanamayan bir partinin, dışarıdan
göründüğünü iddia ettiği ülke tanımlaması
bu.
Mezhep eksenli politika” deyişine ba-
kınca, anladığım kadarıyla Sünni bir blo-
ğun oluşumundan söz ediyor sayın vekil.
Mısır’ın darbeci generali Sisi, Saddam ve
hakeza Kaddafi de bir Sünni idi. Esed Nu-
sayri, Nuri El-Maliki ise Şii…Ve Türkiye,
bunların hepsine postayı koydu. Nerede
bunun mezhepçiliği?
Velhasıl, politikanın sadece Batı ile iş
tutmak olmadığının -halka tekabül et-
meyen üçüncü sınıf politik güçlerle irti-
bat kursalar da- ve Türkiye’nin bölgedeki
gücünün farkına varılması ihtimalinden
dolayı CHP’nin bu ziyaretleri bir memnu-
niyet arz edebilir ki ben, izlemekten olduk-
ça memnum oldum. Bu arada ölmüş atı
tekrar tekmelemekten hicap duyduğumu
da belirtmeliyim. Sahi, bizim Muhteşem
Tıraş’ın ifadesiyle “MHP’ye oy vereceğim
de benim oyumu istemiyor ki…” serze-
nişine binaen MHP’nin akıl hocaları ne
âlemde? Kafkaslardan aşağı neden inemi-
yorlar? Mevcut durumu eleştirmek adına
çok sözünüz var da neler yapılması gerek-
tiği konusunda neden dut yemiş bülbüle
dönüyorsunuz? Aklınız mı kıt, bilginiz mi,
ufkunuz mu? Yoksa mevcut çözümlerini-
zin halka tekabül etme fonksiyonunu mu
yitirdiniz? Dünyaya nasıl bakıyorsunuz
etnikçiler, anlatın da bilelim. Sizleri de bu
satırlarda konuk edelim.
Son söz: Zalimin, zulmün ve adaletsiz-
liğin kol gezdiği dünyada barıştan söz et-
mek, bir temenniden ibaret korkaklıktır.
CHP Genel Başkan Yardıcısı Faruk Loğoğlu (orta) ve İstanbul Milletvekili Osman Korutürk (sol), Mısır makamlarının daveti üzerine planladıkları iki günlük ziyaret kapsamında
Mısır Dış İşleri Bakanı Nebil Fehmi (sağ) ile Kanire’de bir araya geldi.