56
ekim
2013
Strateji
haber
ajanda
laştırarak, dış siyaseti iç siyaset dizaynı
üzerinden geliştirmeye çalışmak”. Yani bir
blok oluşturup, içeride vuramadıkları dar-
beyi dışarıdan vurdurup, Türkiye Cum-
huriyeti Hükümeti’ni uluslararası alanda
gayrimeşru ilan etmeye davet. Bakmayın
Mısır’da “Başbakan’a bin türlü hakaret
ettiler, ama biz sahip çıktık” demelerine.
Öyle olsa, Merkel’e mektup yazıp “Bu
adam diktatör” diyecek kadar şirazeyi ka-
çırırlar mıydı?
Nitekim internete düşen RT yapımı
Esed mülakatında da bunu gördük. Rus
muhabir soruyor: “Neden ‘Kardeş’ dedi-
ğiniz Türkiye size karşı muhalefeti des-
tekliyor?” Esed cevap veriyor: “Türk halkı
değil, sadece Erdoğan Hükümeti destek-
liyor. Türk ve Suriye halkının iyi ilişkileri
vardır. Erdoğan, kendi siyasî geleceğini
teminat altına almak için bu işlere girişi-
yor. Bir diğer sebep de Erdoğan’ın ken-
disini yeni ‘Osmanlı Sultanı’ sanmasıdır.
Bölgeyi denetleme hevesindedir. Halife
olmamasına rağmen içinde bu duyguları
taşıyor. Bunlar ana sebeplerdir. İşte bun-
dan dolayı komşularla sıfır sorundan sıfır
dost noktasına gelmiştir.”
Suçüstü
Esed’in bu aklı nereden aldığını, sayın
vekilimizin yukarıda “Yeni Osmanlıcılık”
ile ilgili sözlerinde de görebilirsiniz, Gezi
olayları sonrası İngiliz The Economist
dergisinin kapağında da…
Boşa kürek çekecek değiller ya, bunla-
rın ellerinde bulunan herhangi bir resmî
belge veya doküman filan varsa, onları te-
min edip iç siyasette kullanmayı hesaplı-
yor olabilirler. Yakında devletlerarası gizli
kalması gereken bu tür belgelerin ortaya
serilmesine hiç şaşırmam. Yoksa bir ül-
kenin papaz olduklarıyla iş tutmak dün-
yanın neresinde görülmüştür? Bu, devlet
terbiyesine ve milletin birlik ve beraberli-
ğine ihanet değil midir?
Lafı daha fazla uzatmadan sayın vekili-
mize geri dönelim.“O saydığınız küçükler-
le ne yazık ki büyük olunmuyor. Sizin de-
yiminizle ‘embedded’ olmak da Türkiye’ye
yakışmaz. AKP dış politika konseptinin en
fazla eleştirdiğimiz yanlarından biri, ege-
men devletlerin global politikalarına, BOP
gibi projelere eşbaşkan olacak derecede
embedded’ olması. CHP’nin dış politika
vizyonu, büyük-küçük denklemleriyle li-
derlik hayallerine değil, egemenliğe, toprak
bütünlüğüne, siyasî birliğe saygı, içişlerine
Yeni Osmanlı”
kimin problemi?
24
Ağustos 2013 tarihinde attığı şu
twitle devam ediyor vekilimiz:
DİB Davutoğlu, ‘CHP bizimle prob-
lemli olan her yere gitmeye meraklı’ de-
miş. Sizinle problemli olmayan ülke kaldı
mı? Varsa söyleyin, ona da gidelim.”
Bu, Kılıçdaroğlu ve ekibinin Bağdat’a
yaptığı ziyaretin eleştirisine dair verilmiş
bir cevap aslında. O ekip içinde sayın ve-
kilimiz de olduğundan cevap vermesi de
oldukça normal. Cevap vereceğini san-
dığımdan değil ama ben de öylesine bir
cevap verdim: “Var, Somali…” Ve hemen
ardından da ekledim, “Habeşistan, Sudan,
Kuzey Irak, Gazze, Makedonya, Kosova,
Bosna… Sayın Vekilim! Dış politikada
embedded olacağınıza küçükleri toplayıp
büyük olmak daha evladır” diye...
Bu cümleleri sarf etmemle birlik-
te avukat bir hanım palamut gibi atladı.
Habeşistan’ın öbür adıyla beni imtihana
tâbi tutmasıyla birlikte sayın vekilimiz de
cevabı yapıştırdı: “Oralarda Yeni Osmanlı
söylemi problem oluşturmuyor’ diyorsu-
nuz yani... Adamlar memnun, öyle mi?”
Bu cevaptaki bilinçaltında -gittikleri
yerlerdeki muhataplarına dedi mi, deme-
di mi bilemem- “Bugünün hükümeti sizi
eski Osmanlı zihniyetine mahkûm etme-
ye çalışıyor, sakın ola bunlara inanmayın.
Sizi en iyi biz anlarız” anlayışı yatıyor.
Hâlbuki “Yeni Osmanlı” diye bir şey yok
ki oralarda, Osmanlı hep var. Memnuni-
yet veya memnuniyetsizlikler sizlerin hüs-
nü kuruntunuz. Bosna Başçarşı’da adamın
biri arkamdan “Osmanlı biziz, size ne ol-
muş böyle?” diye hesap sorarken, hatırlar
mısınız, bir fırça da Somali’den yemiştik?
Üç kurban gönderdik, beş su kuyusu açtık
da adamlar, “Neden bu kadar geç kaldı-
nız?” diye hesap sordular.
Küçük Atatürk”müş (!)
Üç kuruşluk hesapla Hükümet’i iti-
barsızlaştırmak için hem Batı ile iş tutup,
hem de emperyalizme karşı durduğunu
söylemenin adı tutarlılık ise bu, en başta
yaslandığınız Atatürk’e ihanettir. Atatürk
hangi zalimin yanında yer aldı, söyler mi-
siniz? “Egemenlik kayıtsız şartsız mille-
tindir” diyen bir Mustafa Kemal, darbeci
Sisi ve diktatör Esed’le iş tutar mıydı?
Esed’i ülkesini savunan “Küçük Ata-
türk” ilan etmenin, Mısır’da darbeyi meş-
rulaştırmak için her yola girmenin, Irak’ta
Maliki ile Erdoğan’ın arası bozuk” diye
Maliki’ye yamanıp Erdoğan’ın gerçek-
leştiremediği Gazze ziyaretine ABD ve
İsrail’den icazet almaya çalışmanın, Sisi
ziyaretinin ardından Filistin görünümüy-
le İsrail’e selam çakmanın adı strateji ise,
yandı gülüm keten helva. Göreceksiniz,
varabilirlerse Netanyahu maskeli Mah-
mud Abbas’la da iş tutacaklar…
Dedikodu siyaseti
İlişkilerin sürdürülmesi konusunda
aslında bir sorun yok. Hem olması gere-
ken de zaten bu. İngiltere eski Başbakanı
Tony Blair gibi “Ülkemin çıkarı için şey-
tanla bile yatağa girerim” diyecek kadar
pragmatist de olabilirsiniz. Nihayetinde
ilkelerden yoksun da olsa, bu da bir yön-
tem. Ama insanların aklında oluşan, bu
seri ziyaretlerde bir gariplik olduğu…
Daha önce Mısır’ın yanından bile geç-
meyen, Arapları bağnaz, yobaz, dinci,
şeriatçı, demokrasi düşmanı ve “Türk’ü
arkadan vuran hainler” olarak yaftala-
yan, millete “İran’a git, beğenmediysen
Arabistan’a git” diyen bir zihniyetin, tam
Barzani’nin bize petrol alanları tahsis et-
mesinden dolayı Bağdat ile papaz olduğu
dönemde Maliki’ye gitmesi, darbe sonrası
Mısır’a ve harekât öncesi de Esed’e koş-
ması garip. Bugüne kadar “Türkiye’nin
ekseni kayıyor” diye yırtınan bu parti,
şimdi başımıza Arap dostu kesildi, sebebi
ne ola ki?..
İsrail ve Avrupa’ya gidip fırça yediğinde
millet gülüp geçiyor, ama kritik dönem-
lerde böylesi beklenmedik ziyaretler insa-
nın aklına bin türlü soru getiriyor. Kaldı
ki CHP, gittiği yerlere ekonomik veya
siyasî anlamda bir şeyler geliştirmek ama-
cıyla gitmiyor, sadece dedikodu yapıyor.
Almanya ve İsrail ziyaretlerinde de aynı
şekilde davrandılar, Mısır’da da, Suriye’de
de, Irakta da... Türkiye’nin dış siyasetine
katkı sağlayacak çalışmalar bir yana, iç
siyasetini oralarda kendilerine malzeme
yaptılar. Kendi ideolojisi veya ülke çı-
karlarını savunmak bir tarafa, gittiği her
yerde açıkça Başbakan’la olan hesaplarını
Türkiye’ye mâl ettiler.
Türkiye’nin dış politikada muhalif gör-
düğü kim varsa, onlarla iş tutulmasının
tek bir açıklaması olabilir: CHP’nin yeni
stratejisi, -darbelerle bir yola giremeye-
ceğini anladığından- “Mevcut hükümeti
atıl hale getirmek için dışarıda itibarsız-