53
ekim
2013
Sabri Öğe
azamî bir özen göstermek”tir. Bu operasyon
sonunda, Esed’in muhalefet karşısında
zayıf düşüp yenilmesinden endişe etmekte
oldukları açıkça görülüyor. Esed’i elbette bir
gün bertaraf edeceklerdir, ama demek ki gö-
revi henüz bitmemiş.Nedir Esed’in görevi?
Tabiî ki muhalefeti, yani Suriye halkının öz
direnme gücünü ezip bitirmektir. Buna kani
oldukları gün Esed’i çöpe atacaklardır.
Son bir yıldır muhalefet güçlerinin gide-
rek yalnız bırakılmakta oluşu, Hizbullah’ın
Esed yanında devreye girmesi ve ÖSO’nun
ciddî kayıplar vermesine kayıtsız kalışları da
üzerinde durduğumuz görüşü doğrulamak-
tadır. Muhalefet güçleri bittikten, Esed de
bertaraf edildikten sonra elsiz kolsuz kalmış
Suriye üzerinde -bir sırtlanın ölmüş avını
rahat rahat parçaladığı gibi- istedikleri ope-
rasyonu gönüllerince yapmayı planlamakta-
dırlar.
Çok iğrenç bir oyun oynuyorlar. Güya
Obama, kimyasal saldırıda ölen çocukların
görüntüsünü görünce müdahaleye karar
vermişmiş. Daha önce ölenlerin görüntüleri
daha az mı trajikti de efendinin merhamet
duyguları o zaman uyanmış?! Kimyasala
karşı gösterilen hassasiyet asla Suriyeli kar-
deşlerimiz için değil, tamamen İsrail’in gü-
venliği düşüncesiyledir. Bu sebepten ötürü
yapılacak operasyonun esas hedefi, Esed’in
kimyasal kabiliyetini sıfırlamaktır. Nitekim
Esed’in elindeki kimyasalları teslim edece-
ğini söylemesi üzerine Obama, gazla ölen
çocukların görüntüsünü bir anda unutuverdi
ve sözde cezalandırma eyleminden vazgeçti.
Mamafih bu iyi oldu. Çünkü yapılacak sal-
dırıda yine bir sürü masum kardeşimiz öle-
cek, evleri başlarına yıkılacak, Esed ise yine
yerinde kalacaktı.
ABDBatı’yasır vermiyor
ABD diğer Batılı dostlarına da sır ver-
miyor. Fransa ve İngiltere, her nasılsa Esed
sonrasında avdan ne koparabilecekleri hesa-
bıyla Esed’e “ateş püskürüyorlar”, yaptığı
katliamın hesabının sorulması” için coşup
taşıyorlar. Biz, onların süfli niyetlerini, sicil-
lerini ve tıynetlerini çok iyi biliyoruz. Rusya
da birtakım atraksiyonlarla Akdeniz’de güç
gösterileri yaparak muhtemel masadaki pa-
zarlık gücünü arttırmaya çalışıyor.
Peki, Türkiye ne yapsın? Hem kardeş
Suriye halkı için yüreği yanıyor, hem de sır-
tındaki yükün gittikçe ağırlaşmasıyla feryat
ediyor. Tabiî herkes kös dinliyor. Çünkü
burada şüphe götürmeyen bir diğer gaye, bu
vesileyle “çizmeyi iyice aşmış olan” Türkiye
ve Erdoğan’ı “hizaya getirmek”tir. İş uzadık-
ça Türkiye’nin ekonomik, siyasî ve stratejik
sıkıntıları ağırlaşmakta, onlara göre içeride
ve dışarıda Başbakan’ımızın itibarı yıpran-
maktadır. Bu konuda “dostlarımız”ve diğer-
leri, tam bir düşünce birliği içerisindedirler.
Ancak İsrail ve ABD, Esed sonrası planla-
rının Türkiye tarafından bozulabileceği, en
azından destek görmeyeceği endişesini taşı-
maktadırlar. O bakımdan ABD, güya Tür-
kiye ile fikir alıverişinde bulunuyor, devleti-
mizi aklınca oyalayıp duruyor. Diğer taraf-
tan İsrail’in -zehir yutarcasına- Türkiye’den
özür dileyerek barışmak istemesini de ben
daha ziyade bu sebebe bağlıyorum.
Yapılan toplantılar, görüşmeler, topu
BM’ye yahut parlamentolara atma atraksi-
yonları vs. satranç tahtasındaki hamlelerden
ibaret. Hadisenin yeni bir safhaya girme
ihtimali artıyor.Herkesin hesabı ayrı.Geliş-
melerin nasıl olacağını bilemiyoruz.Cenab-ı
Allah’ın hesabını ise hiç bilmiyoruz. “Göre-
limMevla neyler, neylerse güzel eyler…”
ABD diğer Batılı dostlarına da sır vermiyor.
Fransa ve İngiltere,
her nasılsa Esed sonrasında avdan ne koparabilecekleri hesabıyla Esed’e “ateş
püskürüyorlar”, yaptığı “katliamın hesabının sorulması” için coşup taşıyorlar. Biz,
onların süfli niyetlerini, sicillerini ve tıynetlerini çok iyi biliyoruz. Rusya da birtakım
atraksiyonlarla Akdeniz’de güç gösterileri yaparak muhtemel masadaki pazarlık gücünü
arttırmaya çalışıyor.