52
ekim
2013
Strateji
haber
ajanda
S
URİYE
konusunda, işin
başında ileri sürmüş oldu-
ğum tezde hâlâ ısrarlıyım.
Olay, başıboş bırakılmış ve
kontrol dışı gelişmekte olan
bir süreç değildir. İsrail-
Amerikan ortak planı yü-
rürlüktedir. Bu plana göre,
Suriye üzerinde yapılması düşünülen nihaî
operasyona zemin hazırlanmaktadır. Esasen
İsrail’in komşusu ve uzun vadeli emelleri ba-
kımından en önemli potansiyel engellerden
birisi olarak gördüğü Suriye’ye, kendisinin
muazzam operasyonel gücüne ilaveten, ABD
gibi bir ortağı da varken uzaktan bakmasını,
bu ülkedeki gelişmelere müdahil olmamasını
düşünmek mantığa aykırıdır.
Olayların başlamasında İsrail’in dahli var
mıdır, bilmiyoruz. Esed yönetiminden mem-
nun olduğunu ve de devamını belli bir süre-
liğine de olsa tercih ettiğini ise biliyoruz. Bu
sebepten dolayı olayların başlamasında bir
katkısının olmamış olması, hatta işin başında
Esed iktidarının hırpalanmasından hoşlanma-
mış dahi olması akla yatkındır. Neticede, baş-
langıçta olmasa dahi muhalif hareketin gücü
ortaya çıktıktan sonraki şartlara göre yeniden
bir tavır belirlediğini, mevcut durumu fırsata
dönüştürerek kozmik odadaki gerçek planını
uygulamaya çalıştığını düşünüyorum.
Rusya ve İran büyük planın
piyonumu?
Planın birinci safhasında, Suriye halkının
bir iç savaşla kırılması, maddî ve manevî her
türlü gücünü kaybetmesi, etnik ve mezhepsel
kutuplaşmaların belirginleşmesi ve sonuçta da
ülke üzerinde yapılması hesaplanan operasyo-
na direnç oluşturabilecek hiçbir gücün kalma-
masının tasarlandığı anlaşılmaktadır. Bunun
için çarpışan taraflardan hiçbirisinin kesin bir
zafer kazanmaması gerekmektedir. Şu ana ka-
dar bu durum başarıyla sağlanmıştır. Rusya ve
İran’ın Esed’i desteklemesi de bu plana katkı
yapmaktan ibaret olmuştur.
ABD’nin, Esed’in devrilmesine bugün için
sıcak bakmayışına gerekçe olarak Esed son-
rası belirsizlikten duyduğu endişelerinin var
olduğu yorumları yapılıyor.Hani “Çeşitli radi-
kal gruplar var” gibi…Bunların hiçbir mantı-
ğı ve hiçbir geçerliliği yoktur. Yani bütün bu
olanlardan sonra dünya, Esed’le mi devam
edecek? Demek ki böyle tasarlanıyor. Yahut
da mevcut durum pek mi iyi ki Esed sonra-
sından korkuluyor? ABD şu kadar zamandır
Esed sonrasında kiminle devam edeceğini be-
lirleyememiş mi? Böyle bahaneler ileri sürmek,
insan zekâsıyla alay etmektir. Mesele ve niyet
süfli…Suriyelilerin bir müddet daha birbirini
boğazlaması istenmektedir. Ülkedeki yıkım,
henüz bu zalimlerin istediği seviyeye, ülkenin
durumu da üzerinde rahat bir operasyon yapı-
labilecek kıvama gelmemiştir.
Esed’inömrü
Son kimyasal gaz olayından sonra ABD’nin
takındığı tavır, benim bu görüşümü destek-
ler mahiyettedir. Başkan Obama, baştan beri
Esed’in gönderileceğini söylüyor olduğu
halde, şimdi yapmayı düşündükleri saldırıda
Esed’i devirme hedeflerinin olmadığını be-
lirtiyor. Aslında iyi dikkat edilirse, yapılmak
istenen şey, “Esed’i devirmemekten de öte, ka-
zara da olsa devrilmesine sebep olmamak için
Planın
birinci
safhasında, Suri-
yehalkınınbir iç
savaşlakırılması,
maddî vemanevî
her türlügücünü
kaybetmesi, etnik
vemezhepsel
kutuplaşmaların
belirginleşmesi
vesonuçtada
ülkeüzerinde
yapılması hesap-
lananoperasyona
dirençoluşturabi-
lecekhiçbir gücün
kalmamasının
tasarlandığı an-
laşılmaktadır. Bu-
nun içinçarpışan
taraflardanhiç-
birisininkesinbir
zafer kazanma-
ması gerekmekte-
dir. Şuanakadar
budurumbaşa-
rıylasağlanmıştır.
Rusyave İran’ın
Esed’i destekle-
mesi debuplana
katkı yapmaktan
ibaret olmuştur.
SURİYE’DE
BİRİNCİ PERDENİN
SONUNAYAKLAŞILIYOR